Aralıklı oruçta kritik detay: Aynı diyet, farklı sonuç
Zaman kısıtlamalı beslenme üzerine yapılan yeni bir araştırma, aralıklı oruçta yalnızca yeme süresinin değil, öğünlerin hangi saatlerde tüketildiğinin de metabolik sağlık üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koydu.
Aralıklı oruç yöntemlerinden biri olan zaman kısıtlamalı beslenme, kalori hesabından çok yemek yeme saatlerine odaklanıyor. Kişi günlük besin alımını belirli bir zaman aralığıyla sınırlandırıyor; örneğin sabah 10.00 ile akşam 18.00 arasında yemek yiyor ve günün geri kalanında oruç tutuyor. Yeni veriler, bu saat aralığının metabolik sonuçları ciddi şekilde değiştirebildiğini gösteriyor.

ZAMAN KISITLAMALI BESLENME NEDEN POPÜLER?
Zaman kısıtlamalı beslenme modeli, katı kalori kısıtlaması gerektirmediği için son yıllarda yaygınlaştı. Temel mantık, vücuda sindirim için ara verdirerek glikoz yerine yağ yakımını teşvik etmek.
Önceki araştırmalar bu yöntemin kilo kaybı ve kan şekeri kontrolü üzerinde olumlu etkiler sağlayabildiğini ortaya koymuştu. Ulusal Tayvan Üniversitesi araştırmacıları, öğün zamanlamasının yeterince incelenmediğine dikkat çekti.
ERKEN SAATLER DAHA ETKİLİ
Dünya genelindeki klinik çalışmaların analiz edildiği ve BMJ Medicine dergisinde yayımlanan incelemeye göre, günün son öğününün saat 17.00’den önce tüketildiği “erken zaman kısıtlamalı beslenme” modeli daha güçlü metabolik iyileşmeler sağlıyor.
Araştırmada şu sonuçlar öne çıktı:
- Vücut ağırlığında düşüş
- Vücut kitle indeksinde (VKİ) azalma
- Yağ kütlesinde gerileme
- Bel çevresinde küçülme
- Sistolik kan basıncında iyileşme
- Açlık kan şekeri ve insülin seviyelerinde düşüş
- Trigliserit düzeylerinde azalma
Araştırmacılar, günün son öğününün 17.00–19.00 arasında tüketilmesinin bile, 19.00’dan sonra yemek yemeye göre daha avantajlı olduğunu belirtti.

AYNI DİYET, FARKLI SAAT = FARKLI SONUÇ
Çalışmada en dikkat çeken nokta ise aynı süreyle uygulanan iki zaman kısıtlamalı beslenme modeli arasında, yalnızca öğün saatleri farklı olduğunda bile sonuçlar değişebiliyor.
Bilim insanları, geç saatlerde yemek yemenin ve uzun yeme aralıklarının bir arada olmasının metabolik sonuçları olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.
BİYOLOJİK RİTİM ETKİSİ
Araştırma bulguları, insan metabolizmasının günlük biyolojik ritme göre çalıştığını bir kez daha ortaya koyuyor. Vücut, sabah ve gün ortasında besinleri işleme konusunda daha verimli çalışıyor.
Bu nedenle besin alımının biyolojik saatle uyumlu olması, kilo kontrolü ve kan şekeri düzenlemesinde belirleyici rol oynayabiliyor.
Çalışmanın yazarlarından Ling-Wei Chen, zaman kısıtlamalı beslenmenin birçok kişi için ulaşılabilir bir yöntem olduğunu ancak zamanlamanın göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

UZMANLARA GÖRE NE YAPILMALI?
Araştırmacılar, yalnızca “kaç saat yemek yiyorum?” sorusuna odaklanmak yerine, “hangi saatlerde yemek yiyorum?” sorusunun da önemsenmesi gerektiğini belirtiyor.
Metabolik faydaları en üst düzeye çıkarmak için, öğünleri günün erken saatlerine çekmek, gece geç saatlerde yemekten kaçınmak ve uzun gece açlığını desteklemek öneriliyor.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.