Yoksa siz de platonik aşık mısınız? Duygularınızın karşılıksız olduğunu gösteren işaretler…
Kalp atışlarınız hızlanıyor, mantığınız devre dışı kalıyor ve her anınızda o var... Peki, bu yoğun hisler gerçekten bir geleceğe mi işaret ediyor yoksa bir illüzyonun içinde mi hapsoldunuz? Duygularınızın karşılıksız olduğunu anlayabilirsiniz.
Platonik aşk, hemen her yaşta kapımızı çalabilen, lise sıralarından üniversite koridorlarına kadar uzanan tanıdık ama bir o kadar da karmaşık bir duygudur. Yaşarken adını koymanın en zor olduğu bu süreçte, insanın içinde adeta fırtınalar kopar. Kendi dünyanızda devasa bir aşk inşa ederken, karşı tarafın sessizliği bu fırtınayı daha da büyütür. Eğer şu an duygularınızın içinde kaybolmuş hissediyorsanız ve "Acaba?" diye soruyorsanız, platonik aşkın o sarsılmaz işaretleriyle yüzleşmenin vakti geldi.
ADIM ATILMAYAN YOLLARDA BEKLEMEK
Platonik bir sürecin en bariz kanıtı, karşı taraftan gelen mutlak hareketsizliktir. Siz zihninizde binlerce senaryo kurup her kapıyı açacak bir anahtar ararken, karşınızdaki kişinin yerinden bir santim bile oynamadığını fark edersiniz. Hiçbir somut girişim veya yakınlaşma çabası görmüyorsanız, kurduğunuz hayaller maalesef sadece sizin dünyanızda yaşıyor demektir. Karşılıksız aşkın en soğuk gerçeği, kapıların ardına kadar kapalı olmasıdır.

GÖRÜNMEZ BİR VARLIĞA DÖNÜŞMEK
Tek taraflı duyguların en can yakıcı noktası, karşınızdaki kişinin sizi görmezden gelmesi değil, "görmemesi"dir. İlgi alanında olmadığınız için duygularınız o kişiye ulaşmaz. O sizi bir arkadaş, bir tanıdık veya sıradan bir yabancı olarak görürken; siz onun her hareketine derin anlamlar yüklersiniz. Görünmezlik hissi, platonik aşığın en sadık yoldaşıdır; karşınızdaki kişi sizi incitmek istemese de, radarında olmadığınız için hislerinize bir karşılık bulamazsınız.
KÜÇÜK DETAYLARDA BÜYÜK ANLAMLAR ARAMAK
Sıradan bir "Nasılsın?" sorusu veya nezaketen atılmış bir mesaj, platonik bir aşık için saatlerce sürecek bir analiz konusuna dönüşebilir. "Neden böyle dedi?", "Bana mı bakmak istedi?" gibi sorularla zihninizi meşgul ediyorsanız, mantığın devre dışı kaldığı o noktadasınız demektir. Hayatın gerçekliğiyle hayallerin çatıştığı bu evrede, en küçük jestlerden devasa aşk itirafları çıkarmak, aslında bir reddedişin ön hazırlığıdır.

DUYGULARIN SORUMLULUĞUNU ALMAK
Unutulmamalıdır ki, her insan sadece kendi hislerinden sorumludur. Karşınızdaki kişiyi sevmeye hakkınız olduğu kadar, onun da karşılık vermeme özgürlüğü vardır. Bu durumu kabullenmek, iyileşmenin ilk adımıdır. En ufak hareketlerde umut ışığı aramayı bırakmak ve gerçekle yüzleşmek, sizi içinde bulunduğunuz o içsel fırtınadan kurtaracak tek yoldur. Hayat her zaman istediğimiz senaryoyu bize sunmasa da, bu durumu yönetmek bizim elimizdedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.