Asırlardır minareler arasında parlayan miras: Mahya sanatının bilinmeyen hikayesi

Asırlardır minareler arasında parlayan miras: Mahya sanatının bilinmeyen hikayesi

Ramazan ayının simgesi haline gelen mahyalar, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü bir geleneği temsil ediyor. İşte mahya sanatının doğuşu ve geçirdiği dönüşüm…

Ramazan ayıyla birlikte camilerin minareleri arasında beliren ışıklı yazılar, asırlardır gökyüzünü aydınlatıyor. “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” ve “Oruç tut sıhhat bul” gibi mesajlarla manevi atmosferi güçlendiren bu yazılar, Ramazan gecelerinin en dikkat çekici simgeleri arasında yer alıyor.

Mahya adı verilen bu gelenek, yalnızca bir süsleme değil; aynı zamanda kültürel ve dini bir miras olarak kabul ediliyor. Toplumsal birlik ve beraberlik duygusunu pekiştiren mahyalar, Ramazan’ın ruhunu şehir siluetini taşıyor.

MAHYA SANATI NASIL DOĞDU?

Mahya sanatının kökeni 17. yüzyıla dayanıyor. Rivayetlere göre ilk mahya, Osmanlı padişahı I. Ahmed döneminde tasarlandı.

İlk uygulamanın İstanbul’daki Sultanahmet Camii minareleri arasında gerçekleştirildiği kabul ediliyor. O dönemde kandillerle oluşturulan yazılar, büyük bir hesaplama ve ustalık gerektiriyordu. Minareler arasına gerilen ipler üzerine tek tek yerleştirilen kandiller, geceleri parlayan yazıları ortaya çıkarıyordu.

mahya1.jpg

KANDİLDEN ELEKTRİĞE UZANAN YOLCULUK

Başlangıçta yağ kandilleriyle hazırlanan mahyalar, 19. yüzyılda gaz lambalarına, Cumhuriyet döneminde ise elektrik ampullerine dönüştü. Günümüzde LED sistemleri kullanılsa da geleneğin özü ve tasarım anlayışı korunuyor.

Özellikle Süleymaniye Camii ve Eyüp Sultan Camii gibi selatin camilerinde kurulan mahyalar, her yıl binlerce kişinin ilgisini çekiyor. Teknoloji değişse de yazıların estetik planlaması hala mahya ustalarının el emeğiyle hazırlanıyor.

USTALIK VE SABIR GEREKTİRİYOR

Mahya kurulum süreci sanıldığından çok daha zahmetli. Minareler arasındaki mesafenin hassas ölçümü, yazıların simetrik planlanması ve rüzgar gibi dış etkenlerin hesaba katılması gerekiyor.

Bu nedenle mahyacılık, usta-çırak ilişkisiyle aktarılan özel bir sanat dalı olarak öne çıkıyor. Ramazan öncesinde başlayan hazırlıklar, titiz bir çalışmanın ardından tamamlanıyor ve ortaya geceleri gökyüzünü süsleyen ışıklı mesajlar çıkıyor.

mahya2.jpg

GELENEKTEN GELECEĞE

Mahyalar yalnızca dini mesajlarla sınırlı kalmıyor. Zor dönemlerde toplumsal dayanışma ve umut çağrıları da minareler arasında yer buluyor. Deprem ve salgın gibi süreçlerde verilen birlik mesajları, bu geleneğin yaşayan ve topluma temas eden bir sanat olduğunu gösteriyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.