Çankırı'da 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi
CHP, “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 78’incisini yeni yılın ilk buluşması olarak Çankırı’da düzenledi.
CHP, yeni yılın ilk “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingini Çankırı’da düzenledi. Genel Başkan Özgür Özel’in konuşma yaptığı mitingde, erken seçim çağrısı ve tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük talebi öne çıktı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye genelinde sürdürdüğü “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 78’incisi, 3 Ocak’ta Çankırı’da gerçekleştirildi. Saat 15.00’te başlayan miting, parti yönetimi ve çok sayıda yurttaş katıldı.
CHP'den Çankırı'da "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi #Canlı https://t.co/RVQqbiif7f
— ANKA Haber Ajansı (@ankahabera) January 3, 2026
CHP Çankırı İl Başkanı Galip Ağaoğlu, İmamoğlu'nun mektubunu okumadan önce yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
"Aziz hemşehrilerim, yiğitler diyarı Çankırı'nın onurlu insanları, güzel memleketimin emekçi kadınları, gençleri, çiftçileri, esnafı; hepinizi yürekten sevgiyle selamlıyorum.
Bugün burada sadece bir miting yapmıyoruz. Bugün burada bir itirazı, bir umudu, bir değişimin iradesini haykırıyoruz. Çankırı uzun yıllardır ihmal edildi. Gençlerimiz iş bulamadığı için gurbete gitti. Çiftçimiz artan maliyetlerin altında ezildi. Esnafımız siftah yapamadan kepenk kapattı.
Ama şunu bilin; bu kader değil, bu tablo değişir. Çankırı daha iyisini hak ediyor. Biz bu ülkenin kurucu partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu söylüyoruz: Türkiye’nin hiçbir ili sahipsiz değildir. Çankırı üvey evlat hiç değildir. Bizim siyasetimiz koltuk siyaseti değil; bizim siyasetimiz halkın sofrasındaki ekmek, gencin geleceği, çiftçinin alın teri, emeklinin onurudur.
Bugün Çankırı'da gençler diyor ki; "Okuduk ama iş yok." Anneler diyor ki; "Evladımın geleceğinden endişeliyim." Emekliler diyor ki; "Yıllarca çalıştık ama geçinemiyoruz." İşte biz buradayız. Bu sesleri duymaya değil, bu sorunları çözmeye geliyoruz. Biz üreten çiftçiyi destekleyen, gençlere torpil değil hak veren, emekliyi sadakaya mahkum etmeyen, kadın hayatını her anlamında güçlendiren bir Türkiye’yi kuracağız ve bunu birlikte yapacağız.”
İmamoğlu, Ağaoğlu tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
“Güzel Çankırı’nın onurlu, yürekli, yiğit insanları… Benim güzel vatandaşlarım… Değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar, cesur gençler… Sizleri çok özledim. Her birinize hasretle sarılıyorum. Yeni yılın bu ilk günlerinde aranızda olmak, gözlerinizin içine bakmak ve sizlerle teker teker selamlaşmak, kucaklaşmak isterdim. Bir zindandayım ama kalbim sizlerle… Sizler, bu ülke için her türlü fedakarlığa katlanmaya hazır, güçlü ve cesur vatanseverler, demokratlar, cumhuriyetçilersiniz. Adaletin ve demokrasinin, birliğin ve dayanışmanın meydanına hoş geldiniz. Sağ olun, var olun. Bu vesileyle, bizleri bir araya getiren kıymetli yol arkadaşım, partimizin Çankırı İl Başkanı Galip Ağaoğlu’na ve onun şahsında tüm örgütümüze, verdikleri kararlı mücadele için yürekten teşekkür ediyorum.”
“Milletçe krizlerle, yokluk ve yoksullukla dolu bir yılı geride bıraktık. Adaletsizliğin, eşitsizliğin, güvencesizliğin arttığı, hukukun ve demokrasinin ayaklar altına alındığı bir yıl oldu. Milletin derdi ve isyanı büyüdükçe, iktidarın zulmü de arttı. Ömrünü tüketmiş, geleceğe ilişkin hiçbir sözü olmayan, günleri sayılı bu iktidar, devletin tüm imkanlarını kendi çıkarları uğruna kötüye kullanıyor. Projeyle, icraatla, hizmetle yarışacak enerjileri, kadroları kalmadığı için, en güçlü rakiplerini siyasete alet ettikleri yargı aracılığıyla saf dışı etmeye çalışıyorlar. Onlar için siyasetin tek amacı; ne pahasına olursa olsun koltuklarını korumak. Ülkenin geleceğini düşünmüyorlar. Onların tek derdi, kendi gelecekleri. Onun için birbirlerinin de altlarını oymaya uğraşıyorlar.”
“Milletimiz, bu gerçekleri çok iyi görüyor ve önüne seçim sandığı geldiği ilk anda, ülkemizi bu çürümüş iktidardan kurtarmayı özlemle bekliyor. Vakti gelmiş bir değişimin önünde hiçbir güç duramaz. İktidar değişecek, bir avuç insan çekilecek ve ülkemiz, milletin ortak aklıyla, milletin ortak çıkarlarına uygun olarak yönetilecek. Bizim siyaset anlayışımızın temeli, herkesi kendimiz gibi görmek, herkesi eşit ölçüde değerli ve saygın kabul etmektir. Hedefimiz; vatandaşlarımızı her alanda hak ettikleri adalet, hürriyet ve refah düzeyine taşımaktır. İktidara gelince neyi nasıl yapacağımızı, belediyelerdeki başarılarımıza bakarak anlayabilirsiniz.”
“Türkiye’nin dört bir yanında Cumhuriyet Halk Partili Belediyeler, partizanlıktan tamamen arınmış, halkçı ve icraatçı politikalarla milletimize rahat bir nefes aldırıyor. Büyük yatırımlarla, doğru projelerle şehirlerimize, ilçelerimize sahip çıkıyor, geleceğe hazırlıyor. Biz İstanbul’da, kendi dönemi içerisinde en fazla ulaşım yatırımı yapan; vatandaşa en fazla sosyal yardım ve destekler sunan; en çok altyapı projesi gerçekleştiren; en fazla yeşil alan üreten; deprem ve tüm afetlere karşı en çok hazırlık yapan yönetim olduk. İstanbul’da, özellikle çocuklara, gençlere, kadınlara, emeklilere, çiftçilere, esnafa en fazla hak ve imkanlar sunan, daha önce hiç örneği olmayan destekler veren yönetim olduk.”
“Türkiye’de de öyle olacağız. Milletin parasını doğrudan millete vereceğiz. Her zaman ve her koşulda önceliğimiz, vatandaşın ihtiyaç ve talepleri olacak. İş başına geleceğiz ve ülkemiz artık tek bir kişinin değil, milletin ortak çıkarlarına uygun olarak yönetilecek. Türkiye, herkes için ve her yerde adaletin ve hürriyetin hüküm sürdüğü bir ülke olacak. Bunu başarmak için yalnızca size güveniyorum. Çünkü, millet büyüktür ve son sözü hep o söyler. Bu insafsız, merhametsiz düzeni hep birlikte değiştireceğiz ve bu güzel ülkede refah içinde, huzurla güvenle, kardeşçe yaşayacağız. Adalet ve hürriyet, bolluk ve bereket bu ülkenin tüm damarlarına yayılacak ve her şey çok güzel olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”
Saat 15:30 sıralarında kürsüye gelen Özgür Özel konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
"Yıldızlar çamlara değer de geçer, Gün buradan başını eğer de geçer, Suları dizleri döğer de geçer, Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!
Dalları var göklerde yeşil bir direk, Gölü var dağlara düşmüş kocaman yürek, Yolu var içinde yitsem gerek, Bir Ilgaz, er Ilgaz, yar Ilgaz!
Ilgaz’ın eteğinde, Ilgaz’ın eteğinde; memleketini seven, vatanını seven, bayrağını seven, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seven Can Çankırı! Hoş geldiniz, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
"Bundan sonra mitingler olacak mı?" dediler, "Olacak." dedim. Yeni yılda "Nerede olacak?" dediler, "Çankırı’da olacak." dedim. Dediler ki; "3 Ocak’ta, -3 derecede, kar altında miting mi olur?" Dedim "Olmaz! Miting yaparsan olmaz, oraya kim gitse o meydan dolmaz. Ama biz mitinge değil; adalet için eyleme geliyoruz, eyleme!"
Şimdi Çankırı’yı birilerinin kalesi görenlere söylüyorum; siyasette kale devri bitmiştir. Artık Çankırı ne onun ne bunun, kimsenin kalesi değildir. Çankırı olsa olsa milletin kalesidir.
"Bu meydan dolmaz, olmaz" diyenlere şunu söylüyorum; evet doğru, son seçimde Çankırı’da 1100 oy aldık; aha şu kadar falan. Şimdi o günden bugüne siyaseti göremeyenleri, Türkiye’deki değişim umudunu göremeyenleri, o günden bugüne bizim derdiyle dertlendiğimiz emeklinin sesini duymayanları, ezilen asgari ücretliyi görmeyenleri, unutulan köylüyü, çiftçiyi, mahvedilen hayvancılıkla uğraşanları ve hepsinin derdinden çok derdi esnafın halini görmeyenleri bu meydanı görmeye davet ediyorum, bu meydanı görmeye!
Bu meydan açlığa, yoksulluğa, güvencesizliğe ve her türlü adaletsizliğe meydan okumanın, itiraz etmenin, isyan etmenin ve dayanışmanın meydanıdır. Hoş geldiniz her biriniz, hoş geldiniz!”
Bugün Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu’dan Ankara’ya uzanan İstiklal Yürüyüşü’nde, İstiklal Yolu’nu koruyan Çankırı’dayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şapka devrimi için Kastamonu’ya giderken geldiği, şapkasını kaldırıp selamladığı, dönüşte onu bütün Çankırı’nın şapkalarıyla selamladığı bu güzel memleketteyiz. Selam olsun Çankırı’ya! Selam olsun ülkesini, bayrağını ve atasını sevenlere!
Bugün değerli Çankırılılar, biz biraz önce dedim; Çankırı’da son seçim aha da 1100 tane oy aldık. Bugüne kadar biz buranın belediyesini hiç kazanamadık. Ama dönüp de Çankırı’ya küsmedik, sırtımızı dönmedik, onu küçük görmedik. Sadece şunu dedik: "Bir kusur varsa bizdedir, bir hata varsa bizdedir, eksiklik varsa bizdedir" dedik.
Ve şimdi emeği gören, emekçinin sesini duyan, emeklinin derdiyle dertlenen; hem mahkemedeki adaletsizliğe hem gelirdeki, vergideki adaletsizliğe karşı çıkan; bütün haksızlıklara isyan eden, Kartalkaya’daki yangını da cüzandaki, mutfaktaki yangını da yüreğinde hisseden Çankırı’nın güzel insanlarına selam olsun, selam olsun, selam olsun!
Burada hiç belediye kazanamadık. Son milletvekilimiz Nuri Çelik Yazıcıoğlu’ydu. Allah gani gani rahmet eylesin. 50 yıldır vekilimiz yok burada bizim. Elbette hemşehrileriniz var; geçtiğimiz dönemlerde Kadir Gökmen Öğüt vardı, o da meydanda burada. Hemşehriniz Kadir Abi’ye bir alkış alalım.
Ama bu meydana bakınca ben hem İl Başkanımız Galip Başkan’a, bütün ilçe başkanlarına, yöneticilere; yani babaevinin bacasını tüttürenlere bu meydan için teşekkür ediyorum ve önümüzdeki seçimde Çankırı’dan milletvekilimizi istiyorum artık, milletvekilimizi istiyorum!
Önceki rahmetli vekilimizi anmışken, İl Başkanımızla örgütümüze teşekkür etmişken, birlikte çalıştığımız iki yıl önce kaybettiğimiz Fikret Başkan’ı da rahmetle anıyorum. Ailesine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine saygılarımı sunuyorum.
Biz buraya aday gösteriyoruz, milletvekilimiz seçilmiyor. Belediye seçimine giriyoruz, kazanamıyoruz ama seçilenlere seçenden ötürü saygı gösteriyoruz. "Millet onu seçti, ben tanımıyorum" demiyoruz. "Millet onu seçti; darbe yapayım, hapse atılsın, hakaret edeyim, iftira edeyim" demiyoruz. Demokrasi kazandığın seçimden sonra belli olmaz. Demokrat mısın değil misin, seçimi kaybettiğinde belli olur.
İşte yıllarca iktidarda olup hiç kaybetmeyip bununla övünenler; 31 Mart seçimlerinde tarihlerinde ilk kez ikinci parti olunca, 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti olunca, Türkiye’nin %65’ini kazanınca hazımsızlığa başladılar. Saldırmaya başladılar. Seçtiğimiz Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu, 16 belediye başkanımızı, çok sayıda arkadaşımızı iftiralarla aldılar, gözaltı yaptılar, tutukladılar, hapislere koydular.
Buradan Çankırı’nın güzel insanlarının vicdanına seslenerek -beni demin Genç Yarenler karşıladı- Yaren Meclisi’nin vicdanına seslenerek söylüyorum: Tayyip Erdoğan’ı yenmek suç değildir! Seçim kazanmak suç değildir! İktidar olmak istemek suç değildir! Bu ülke padişahlık değildir! Bu ülkede birilerinin dediği değil, milletin dediği olur, milletin!
Son seçimde ikinci kez bu kentin Belediye Başkanı seçtiği İbrahim Hakkı Esen Bey’i, AK Parti’den Grup Başkanvekili Sayın Akbaşoğlu’nu, MHP’den Milletvekili Pelin Yılık Hanımefendi’yi sizler seçtiniz, göreve geldiler. Onlara görevlerinde başarılar diliyorum. Demokrasi seçilenin yönetmesidir. Onları seçen Karabük’e de, onları seçen Çankırı’ya da bundan sonraki seçimde karar değiştirip bizi seçerlerse saygı duyarız; seçmezlerse yine saygı duyarız. Demokrasi kendin kazandığında övündüğün, kaybettiğinde hiçe saydığın bir yönetim biçimi asla olamaz.
Elbette Belediye Başkanı seçildi, iki partiden birer milletvekili var ancak bu şartlarda Çankırı’nın önemli bir sorunu var; o da sorunlarını çözen de yok söyleyen de yok. Bir taraf AK Parti, bir taraf MHP olunca sorunlar birikiyor ama söyleyen de olmuyor. Örneğin Çankırı’nın en büyük sorunu küçülmek, göç vermek. Bakın Adalet ve Kalkınma Partisi ilk geldiğinde 270 bin olan Çankırı nüfusu şu anda 196 bine düştü. Yani Türkiye 60 milyondan 83 milyona giderken, %25 büyürken, %30'a yakın büyürken; burada Çankırı’da %27'lik bir küçülme var. AK Parti geldiğinde Çankırı’da olan beş kişiden biri artık yok. Çankırı’nın nüfusu %27 azalmış.
Peki neden azalmış hiç düşünen var mı? Hiç düşünmeye gerek yok. Sen Çankırı’nın öncelikle Makine Kimya Enstitüsü’nü kapatırsan, fabrikalarını kapatırsan, ilçelere açılan yüksekokullarını kapatırsan, cezaevini kapatırsan, huzurevini kapatırsan Çankırı’yı göçe zorlarsın. Çankırı’yı güçlendirecek yatırımları yapmadan, sadece kapatarak; Çankırı’ya yatırım getirecek imkanları yaratmayarak; bırak yatırımı, kendisi gelmek için yol kullanılacak bağlantı yollarını, çevre yollarını 15 yıldır yapmayarak burada Çankırı’yı bir başına çaresiz bıraktılar.
Çankırı’nın çiftçisi; AK Parti geldiği gün 1 kilo buğday sattığında 6 litre mazot alıyordu. Bunu bütün çiftçiler biliyor, bütün çiftçi büyüklerim biliyor. Oysa bugün 1 kilo mazot almak için 1 kilo buğday satmak gerekiyor. Yani 1 kiloya 6 litreden 1 kiloya 1 litreye gelinmiş durumda. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak söz veriyoruz; iktidarımızda Çankırı’nın çiftçisi Gazi’nin dediği gibi yeniden olacak milletin efendisi!
AK Parti 24 yıldır iktidarda. Türkiye’yi nereden nereye getirdi? Bakın; yoksullukta Avrupa birincisi, işsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi, yoksullukta Avrupa birincisi. Yani beş alanda birden birinci. Beş altın madalyası yok; AK Parti’nin kara düzeninin beş tane utanç madalyası var boynunda.
Bakın, geçtiğimiz hafta Edirne’deydim, serhat şehrindeydim, sınır kentindeydim. Edirneliler her hafta Yunanistan’a geçip oradan alışveriş yapıyorlar. Türkiye’de etin kilosu 1000 lira, Yunanistan’da 500 lira. Yani bir arabaya doluşup ya da bir otobüse doluşup karşıya geçip alışverişini oradan yapıp geliyor. 1000 liralık eti Yunanistan 500 liraya alıyor. Bizde asgari ücret 500 dolar, 500 euro; Yunanistan’da asgari ücret 1400. Yani bizim üç katımız asgari ücret alıp yarı fiyatımıza et yiyebiliyorlar.
Dün kendi memleketimdeydim, Manisa’daydım. Burada da resimlerini açmışsınız, Allah razı olsun; Ferdi Zeyrek kardeşimin, Gülşah Durbay kardeşimin, evlatlarımızı kaybettiğimiz memleketimdeydim. Ferdi Başkan’ın Manisa’ya kazandırdığı ilk iş Halk Mandıra açmaktı. Halk Mandıra’ya uğradım, fiyatları kontrol ettim. Sonra çıktım oradaki açılışta söyledim, herkes onayladı.
Şimdi Çankırı kulağını açıp da dinlesin. Hani diyoruz ya; Türkiye’de et 1000 lira, Yunanistan’da 500 lira. Şimdi şunu dinleyin; bugün Çankırı’da kasapta 950 lira, 1000 lira olan et, Manisa’da Ferdi Zeyrek’in açtığı Halk Mandıra’da 550 lira. Bugün piyasada Çankırı’da 600 lira olan kaşar peyniri Manisa’da şu anda herkese satılıyor 230 lira. Siyah zeytin, emsal siyah zeytin dışarıda 280 lira, Halk Mandıra’da 140 lira. Dört kap sıcak yemek lokantada 250 lira, Kent Lokantası’nda sadece 50 lira. Arada ne var? Arada rant yok. Arada ne var? İyi yönetim var, halkı seven yönetim var.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Çankırı; eti 1000 liraya değil, önce 500 liraya, sonra 300 liraya yemek istiyorsa çare bu iktidarı değiştirmektedir; Halk Mandıralarını kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ni, halkın partisini iktidara getirmektedir.
Bugün Çankırı’da emekliler emekli maaşına kaç para olacağını bekliyorlar. En düşük emekli maaşı 20.000 liranın altında olacak, 19.800 lira falan. Bu bir sefalet ücretidir. Buradan Çankırı’nın AK Partili, MHP’li emeklilerine söylüyorum; AK Parti geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün en düşük emekli maaşı 1,5 çeyrek altın alıyor. Emekli maaşını 22.000 lira yapsalar ancak 2 çeyrek altın alacak. AK Parti’den önce 8 çeyrek, AK Parti gelmiş 2 çeyrek.
Bu AK Parti’nin kara düzenidir. Bu haksızlıktır. Bu; yıllarca çalışılan, alın teri dökülen, dirsek çürütülen, göz nuru harcanan ve devletin "Yeter sen çalışma, bugüne kadar sen bize baktın, şimdi çalışanlar sana bakacak" dediği emekliye haksızlıktır, vefasızlıktır ve vicdansızlıktır. Buradan bütün emeklilere sesleniyorum; bu iktidar sizi bitirmiştir, bu iktidarı bitirme vakti şimdi size gelmiştir.
Meydandaki emeklileri görebilir miyim, el kaldırsınlar. Neredeyse Türkiye’deki en yüksek oran. En düşük emekli maaşı alanlar, 16.700 lira alanlar bir el kaldırsın. Neredeyse meydanın %75’i emekli, emeklinin de %75’i en düşük emekli maaşını alıyor. Bu katlanılabilir bir durum değil. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu asgari ücrete de, bu en düşük emekli maaşına da sonuna kadar itiraz ediyoruz.
Ve biz ne yapacağız onu söylüyorum. Biz iktidar olduğumuzda, bugünkü şartlarda en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak; önce bir asgari ücret. Kimse şaşırmasın, olmadık bir şey söylemiyorum. AK Parti’nin geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. İnanmayan dönsün o günkülere, o günkü rakamlara baksın. Bugün en düşük emekli maaşı asgari ücretin %60’ına getirildi. Bu yüzden en düşük emekli maaşı bir asgari ücret olacak.
"ASGARİ ÜCRET 39.000 LİRA OLACAK"
Peki asgari ücret ne olacak? Hiç şüphe yok, bugünkü gibi açıklandığı gün -ki bu tarihte ilk kez oluyor- asgari ücret açlık sınırının altında açıklanmıştır. Açlık sınırı 30.000 liranın üzerindedir, 28.000 lira asgari ücret açıklanmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugünkü şartlarda, bugün olsa asgari ücret 39.000 lira olacak. Söz veriyoruz.
Buradan açıkça söylüyorum: Maduro seçimleri adil ve güvenli yapmadığında, muhalefetin itirazlarına kulak kabartmadığında Maduro yanlış yapıyordu. O günlerde Erdoğan “dostum, kardeşim Maduro” diyordu. Bugün Erdoğan’ın her lafını yiyip sustuğu, randevu almak için kıymetli toprak elementlerimizi feda ettiği Trump’ın Venezuela’ya darbesine, alıp da ülkesinden kaçırmasına tek kelime edememiştir. Herkes görsün ki Maduro yanlış yaparken de yanlışa yanlış diyememiştir.
Bugün yanlış Venezuela’ya yapıldığında, bugün Amerika BM sistemini altüst ettiğinde de tek bir kelime edememektedir. Bir danışmanı tweet atmış, tweetini sildirmişlerdir.
Erdoğan’a bir kez daha sesleniyorum; sen Trump’tan korkan, meşruiyeti onun 'oval ofisi’nde arayan, doğruya doğru demeyen, sıkışınca tükürdüğünü yalayan bir siyasetin insanısın.
Biz 6’ncı Filo’yu denize dökenlerin, Kıbrıs işgalinde hepsine kafa tutanların, biz geldiklerinde birileri kırmızı halı serenlerin karşısında “geldikleri gibi giderler” diyen anti-emperyalistlerin partisiyiz.
Trump’a sığınanlara açıkça söylüyorum: Haksızlıklara susarak, göz yumarak, Trump’tan, Amerika’dan korkarak iktidarda kalacaksanız, olmaz olsun öyle iktidarınız. Siz orada oturursanız, bize de yazıklar olsun!
Trump’ın düzeni dünya düzeni olamaz. Ya bu çılgınlığa teker teker direnilecek ya da Trump bütün dünyanın tepesine binecek. Burada Trump’ın tepesine bineceği bir Cumhuriyet yoktur!
Ne Trump’tan ne ABD’den korkumuz var. Korkanlara da yazıklar olsun."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.