Mehmet Şimşek programında üç yıllık bilanço: Enflasyon düştü, rezervler güçlendi, büyüme yavaşladı

Mehmet Şimşek programında üç yıllık bilanço: Enflasyon düştü, rezervler güçlendi, büyüme yavaşladı

Mehmet Şimşek döneminde enflasyon, cari açık ve risk priminde belirgin gerileme sağlanırken rezervler güçlendi. Ancak büyüme ve sanayi payındaki düşüş, ekonomi programının öne çıkan tartışma başlıkları oldu.

Mehmet Şimşek'in Haziran 2023'te yeniden Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelmesiyle başlayan ekonomi programında üç yıl geride kaldı. Yüksek enflasyon, zayıf rezervler, deprem ve EYT'nin kamu maliyesine getirdiği yükle devralınan ekonomide, geçen sürede bazı temel göstergelerde belirgin iyileşmeler yaşandı.

Enflasyondan rezervlere, cari açıktan CDS primine ve bütçe disiplinine kadar birçok başlıkta toparlanma görülürken, yüksek faiz ve finansman maliyetlerinin büyüme ve sanayi üzerindeki baskısı programın en önemli tartışma konuları arasında yer aldı.

ENFLASYON YÜZDE 64,8'DEN YÜZDE 31,8'E GERİLEDİ

Şimşek'in göreve başladığı Haziran 2023'te yüzde 64,8 seviyesinde bulunan yıllık tüketici enflasyonu, 2024'te yüzde 75'in üzerine çıktı. Uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının ardından enflasyon yeniden düşüş eğilimine girdi.

2026 Temmuz itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 31,8'e geriledi. Böylece ekonomi programının temel hedeflerinden biri olan dezenflasyon sürecinde önemli mesafe kaydedildi.

REZERVLERDE GÜÇLÜ TOPARLANMA

Programın başlangıcında ekonominin en kritik sorunlarından biri Merkez Bankası rezervleriydi. Swap hariç net rezervler eksi 60 milyar doların altına kadar gerilemişti.

Üç yıllık süreçte rezervlerde belirgin bir toparlanma yaşandı. Merkez Bankası'nın brüt rezervleri 164 milyar doların üzerine çıktı. Aynı dönemde Kur Korumalı Mevduat'tan çıkış süreci de büyük ölçüde tamamlandı.

CDS PRİMİ 700'DEN 230 BAZ PUANA İNDİ

Türkiye'nin finansal risk göstergelerinde de dikkat çekici bir değişim yaşandı. Şimşek'in göreve geldiği dönemde 700 baz puan seviyelerine yaklaşan 5 yıllık CDS primi, bugün yaklaşık 230 baz puana kadar geriledi.

Risk primindeki düşüş, Türkiye'nin dış finansmana erişim maliyetlerinin azalması ve uluslararası yatırımcıların ülkeye ilişkin risk algısının iyileşmesi açısından programın öne çıkan sonuçlarından biri oldu.

CARİ AÇIK VE BÜTÇE AÇIĞINDA GERİLEME

Ekonomi programının dış denge tarafında da olumlu sonuçlar ortaya çıktı. 2023'ün ikinci çeyreğinde milli gelirin yüzde 5'i seviyesinde bulunan cari açığın oranı, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,4'e geriledi.

Bütçe açığının milli gelire oranı da 2023 sonunda yüzde 5,1'den 2025 sonunda yüzde 2,9'a indi. Ancak deprem harcamaları ve EYT'nin bütçe üzerindeki etkileri kamu maliyesinin yükünü artırmaya devam etti.

BÜYÜME YAVAŞLADI, SANAYİNİN PAYI GERİLEDİ

Programın ekonomi üzerindeki maliyetleri ise özellikle büyüme ve sanayi tarafında hissedildi.

Türkiye ekonomisi 2023 yılında yüzde 5 büyürken, bu oran 2026'da yüzde 3,6'ya geriledi. Sanayinin GSYH içindeki payı da aynı dönemde yüzde 22,8'den yüzde 17,9'a düştü.

Yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve zayıflayan dış talep, reel sektörün ekonomi programına yönelik başlıca eleştirileri arasında yer aldı.

İŞSİZLİK GERİLEDİ

İşgücü piyasasında ise daha olumlu bir tablo ortaya çıktı. İşsizlik oranı yüzde 9,4'ten yüzde 8,2'ye geriledi. Ancak işgücüne katılım oranının yüzde 53,3'ten yüzde 52,7'ye düşmesi, işsizlik verisinin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etti.

Kaynak:En İyi Haberler

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.