Netanyahu'nun siyasi kumarı: Kendi ordusunu ve medyasını hedef aldı!

Netanyahu'nun siyasi kumarı: Kendi ordusunu ve medyasını hedef aldı!

İsrail'de seçim anketleri yenilgiyi işaret edince, Netanyahu rotayı yeniden sertliğe kırdı. ABD Başkanı Trump ile el ele veren İsrail Başbakanı, kaybettiği itibarını geri kazanmak için hem kendi ordusunu suçladı hem de medyaya savaş açtı.

Kamuoyu yoklamalarında her geçen gün eriyen Netanyahu, siyasi varlığını sürdürebilmek için Cumartesi günü dev bir algı operasyonu başlattı. ABD Başkanı Donald Trump ile tam koordinasyon içinde yürütülen bu kampanyanın ana hedefi, İsrail kamuoyuna "zafer" imajı pompalamak. Ancak bu hamle beraberinde ciddi bir medya savaşını da getirdi. Trump’ın sosyal medyadan "Sahte haber medyası yolsuz!" çıkışına destek veren Netanyahu, İsrail kanallarını İran propagandası yapmakla suçladı. Trump, ABD’nin İran ordusunu tamamen yok ettiğini iddia ederken, Netanyahu da bu sert söylemi iç politikada bir kalkan olarak kullanıyor.

ORDUYU SUÇLADI, BAŞARIYI KENDİNE YAZDI

Netanyahu’nun bu yeni stratejisinin en dikkat çekici tarafı, başarısızlıkları İsrail ordusuna (IDF) ve güvenlik birimlerine fatura etmesi oldu. 7 Ekim’deki istihbarat zafiyetini hatırlatarak orduyu sertçe eleştiren Başbakan, bu kez istihbaratın kendisine zamanında ulaştığını vurgulayarak sorumluluğu üzerinden attı. Kendi kurduğu 'Ulusal Kamu Diplomasisi Direktörlüğü' fiilen çökmüşken ipleri eline alan Netanyahu, 150 bin Hizbullah füzesini imha ettiklerini gururla anlatsa da, örgütün elinde hala roketler olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.

İsrail'de Netanyahu hükümetine olan güvenin sarsılmasının arkasında sadece 7 Ekim değil, aynı zamanda ekonomik kriz ve kuzeydeki yerleşimcilerin hala evlerine dönememiş olması yatıyor. Anketlerde muhalif lider Yair Lapid ve Benny Gantz'ın gerisinde kalan Netanyahu için Lübnan'daki kara işgali ve İran'a yönelik sert söylemler, aslında bir 'can simidi' görevi görüyor. Siyaset uzmanları, Netanyahu’nun barış anlaşması için öne sürdüğü "Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılması" gibi şartların, aslında süreci uzatmak ve seçimleri ertelemek için kurgulanmış 'ulaşılamaz hedefler' olduğunu belirtiyor.

Bir liderin kendi medyasını ve ordusunu bu denli sert bir dille hedef alması, genellikle içerideki 'topyekûn bir krizin' işaretidir. Netanyahu'nun kendi basın sözcüsünü görevden alıp tüm brifingleri iptal etmesi, halkın sadece 'tek taraflı' bilgiye erişimini zorunlu kılıyor. Bu durum, İsrail toplumunda derin bir kutuplaşmaya yol açarken, ordunun moral ve motivasyonunu da olumsuz etkileyebilir.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.