ABD basınından üçlü savunma anlaşmasına yorum: İbrahim Anlaşmaları değil, Mekke Anlaşmaları

ABD basınından üçlü savunma anlaşmasına yorum: İbrahim Anlaşmaları değil, Mekke Anlaşmaları

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşması ABD basınında geniş yankı buldu. The Wall Street Journal, anlaşmanın Washington’ın İsrail merkezli bölgesel güvenlik vizyonundan farklı bir hatta işaret ettiğini belirtti.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke’de imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması, ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Wall Street Journal’ın (WSJ) gündemine taşındı. Gazetenin başyazısında, üç ülkenin oluşturduğu yeni güvenlik mekanizmasının ABD’nin uzun süredir desteklediği Suudi Arabistan-İsrail-Birleşik Arap Emirlikleri ekseninden farklı bir bölgesel yapılanmaya işaret ettiği savunuldu.

WSJ: ABD'NİN İSTEDİĞİ İTTİFAK BU DEĞİLDİ

WSJ, “Suudiler İbrahim Anlaşmaları’nı geri çeviriyor” başlıklı başyazısında, Orta Doğu’da yeni bir bölgesel blok oluşmaya başladığını öne sürdü.

Gazete, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın oluşturduğu güvenlik mekanizmasını resmi adı olmamasına rağmen “Mekke Anlaşmaları” olarak nitelendirdi. WSJ’ye göre Suudi Arabistan’ın Türkiye ve Pakistan’ı güvenlik ortakları arasına dahil etmesi, Riyad’ın İsrail merkezli bir bölgesel güvenlik yapılanmasından farklı bir çizgiye yöneldiğini gösteriyor.

“BİRİNE SALDIRI HEPSİNE SALDIRI SAYILACAK”

Üçlü anlaşmanın en dikkat çekici maddesi, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkenin tamamına yapılmış sayılması.

WSJ ise bu hükmün NATO’nun 5. maddesiyle birebir aynı sonucu doğurmayacağını savundu. Gazeteye göre anlaşmanın, taraflardan birine yönelik saldırı durumunda otomatik ve zorunlu bir askeri müdahale mekanizması oluşturduğu söylenemez.

Başyazıda, Hindistan ile Pakistan arasında yeniden bir askeri çatışma yaşanması durumunda Türkiye ve Suudi Arabistan’ın doğrudan savaşa dahil olmasının düşük ihtimal olduğu değerlendirmesine yer verildi.

“BU NATO'NUN 5. MADDESİ DEĞİL”

WSJ, anlaşmanın askeri boyutundan ziyade siyasi ve diplomatik öneminin daha büyük olabileceğini belirtti.

Gazete, “Bu NATO’nun 5. maddesi değil” değerlendirmesini yaparken, anlaşmanın yine de ABD açısından göz ardı edilemeyecek bir mesaj taşıdığını savundu.

WSJ’ye göre bölge ülkelerinin Washington’a duyduğu güven azalır ve kendi güvenlik mekanizmalarını oluşturmaya yönelirse, bunun uzun vadede ABD’nin Orta Doğu’daki ağırlığını azaltma ihtimali bulunuyor.

TÜRKİYE İÇİN “BÖLGESEL ETKİYİ GENİŞLETME” YORUMU

Gazete, Türkiye’nin anlaşmaya katılımının arkasındaki temel motivasyonlardan birinin bölgesel etkisini artırmak olduğunu ileri sürdü.

WSJ, Türkiye’nin Suriye’deki konumunun yanı sıra Kuzey Kıbrıs, Irak, Katar, Libya ve Somali’deki askeri varlığına dikkat çekerek Ankara’nın son yıllarda geniş bir coğrafyada güvenlik ve savunma ağı oluşturduğunu belirtti.

Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile savunma bağlarını kurumsallaştırmasının Ankara’ya diplomatik ağırlık kazandırabileceği ve savunma sanayisi açısından yeni ihracat imkanları oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldı.

SUUDİ ARABİSTAN'IN WASHINGTON'A MESAJI

WSJ’nin değerlendirmesinde Suudi Arabistan’ın anlaşmaya yönelmesi de önemli bir başlık olarak ele alındı. Gazeteye göre Riyad, Türkiye ve Pakistan ile savunma anlaşması imzalayarak güvenlik ortaklarını çeşitlendirme ve Washington’a, bölgesel güvenlik konusunda alternatif mekanizmalara yönelebileceği mesajı verme yolunu seçti.

WSJ, Suudi Arabistan’ın yıllık yaklaşık 80 milyar dolarlık savunma harcamasına rağmen askeri donanım satın almanın tek başına savaş tecrübesi ve operasyonel kapasitenin yerini tutmadığını belirtti. Türkiye ve Pakistan’ın askeri tecrübesinin Riyad açısından tamamlayıcı bir unsur olabileceği ifade edildi.

PAKİSTAN İÇİN ENERJİ VE ARABULUCULUK ÖNE ÇIKIYOR

Pakistan açısından ise anlaşmanın ekonomik ve diplomatik boyutlarına dikkat çekildi. WSJ, Pakistan’ın ABD ile İran arasındaki gerilimin azaltılması konusunda yürüttüğü arabuluculuk girişimlerine işaret ederken, İran’dan petrol ve doğal gaz akışının devam etmesinin İslamabad için önemli bir ekonomik çıkar olduğunu belirtti.

Gazeteye göre üçlü güvenlik mekanizması, Pakistan açısından bölgesel çatışmaların kontrol altında tutulmasına yönelik bir araç olarak da değerlendirilebilir.

WSJ başyazısında anlaşmanın nükleer boyutuna ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Pakistan’ın nükleer silaha sahip olması ve Suudi Arabistan-Pakistan ilişkilerinin geçmişten bu yana nükleer iş birliği iddialarıyla gündeme gelmesi nedeniyle Türkiye’nin de bu yapıya dahil olmasının Washington tarafından yakından takip edilmesi gerektiği savunuldu.

Gazete ayrıca ABD ile Suudi Arabistan arasında olası bir nükleer enerji anlaşması kapsamında Riyad’ın ülke içinde uranyum zenginleştirmesine izin verilmemesi gerektiğini ileri sürdü. Öte yandan WSJ’nin kullandığı “Mekke Anlaşmaları” ifadesinin anlaşmanın resmi adı olmadığı belirtiliyor. Üç ülkenin ortak açıklamasında düzenleme “Ortak Savunma Anlaşması” olarak tanımlanıyor. “Mekke Anlaşmaları” ifadesi ise WSJ’nin başyazısında, İbrahim Anlaşmaları’na gönderme yapan siyasi bir niteleme olarak kullanılıyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.