İstanbul'da sel tehlikesi bulunan 10 ilçe açıklandı: Uzman isim tek tek uyardı
İstanbul'da 7 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından uzmanlardan yeni uyarı geldi.
İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinin ardından, kentin taşkın riski yeniden gündeme geldi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, Anadolu Ajansına yaptığı değerlendirmede, yaşanan felaketin daha önce yapay zekâ desteğiyle hazırladıkları sel risk haritasındaki bulgularla örtüştüğünü söyledi.
Sel tehlikesinin yalnızca yağış miktarına bağlı olmadığını belirten Ekmekcioğlu, dere yataklarının özellikleri, arazinin eğimi ve yoğun yapılaşmanın da hasarın boyutunu etkilediğine dikkat çekti.
İSTANBUL'DA İKİ GÜNDE 274,4 MİLİMETRE YAĞIŞ KAYDEDİLDİ
Son yağışların kent genelinde aynı şiddette görülmediğini ifade eden Ekmekcioğlu, "İstanbul'da yaşanan olay hem kaydedilen yağış miktarları hem de ortaya çıkan etkiler bakımından oldukça dikkat çekici bir nitelik taşıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre 14-15 Ekim'deki iki günlük dönemde Beykoz'da 274,4, Arnavutköy'de 222,2, Sarıyer'de 208,3 ve İTÜ Maslak İstasyonu'nda 189,8 milimetre yağış kaydedildi." dedi.
Kentteki betonlaşmanın yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırdığını anlatan Ekmekcioğlu, "Dolayısıyla öncelikle bu olayın İstanbul'un her noktasında aynı şiddette gerçekleşmediğini belirtmek gerekiyor. Nitekim İstanbul için daha önce gerçekleştirdiğimiz sel risk değerlendirmesi çalışmasında da yüzeyin yağış suyunu ne ölçüde akışa dönüştürdüğünü temsil eden geçirimlilik özelliklerinin, sel tehlikesini belirleyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştuk. Yükselti ve drenaj yoğunluğu da diğer önemli değişkenler arasındaydı. Dolayısıyla ekstrem yağışlar bu olayın temel tetikleyicisi olsa da hasarın büyüklüğünde havzaların fiziksel özellikleri ve kentleşme koşulları da belirleyici rol oynuyor." ifadelerini kullandı.
AYAZAĞA VE KAĞITHANE'DEKİ YAPILAŞMAYA DİKKAT ÇEKTİ
Özellikle Ayazağa ve Kağıthane'de eğimli arazilerden gelen suların dere vadilerinde yoğunlaşabildiğini belirten Ekmekcioğlu, bölgedeki yapılaşmanın doğal su akışını değiştirdiğini anlattı.
Ekmekcioğlu, "Cendere Vadisi çevresinde artan yapılaşma, sanayi ve ticaret alanları ile ulaşım altyapısı da doğal akış koşullarını önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Göktürk ve Kemerburgaz çevresinde ise yukarı havzadan gelen akışların dere sistemi boyunca taşınması önem kazanıyor. Nitekim Kağıthane Deresi'nin bazı kesimlerinde daha önce tespit edilen taban aşınmaları ve zemin oturmaları nedeniyle iyileştirme çalışmaları başlatılmıştı. Son yağışlarda Göktürk-Kemerburgaz yolunda su baskınlarının yaşanması ve Kağıthane'deki Cendere Deresi'nin debisinin yükselmesi de bu sistemin farklı kesimlerinin aşırı yağışlardan etkilendiğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Ayazağa'daki dere yatağı çevresindeki yapıların durumuna da değinen Ekmekcioğlu, "Son olayın ardından dere yatağındaki bazı yapıların kaldırılmasına yönelik çalışmaların başlatılması da bu konuyu gündeme getirdi. Dolayısıyla bu bölgelerdeki taşkınların etkisini açıklayabilmek için yalnızca yerel yağış miktarını değil, yukarı havzadan gelen akışları, dere kesitlerini ve yapılaşma koşullarını birlikte değerlendirmek gerekiyor." dedi.
Selin neden olduğu zararın suyun hızıyla da bağlantılı olduğunu vurgulayan Ekmekcioğlu, "Ayazağa'daki hasarın büyüklüğünü değerlendirirken yalnızca yağış miktarına değil, oluşan akışların derinliğine ve hızına da bakmak gerekiyor. Çünkü özellikle yüksek hızlı akışlar, araçların sürüklenmesine, yolların zarar görmesine ve yapılarda ciddi hasarlara neden olabiliyor." ifadelerini kullandı.
İSTANBUL'DA SEL RİSKİ BULUNAN 10 İLÇE
İstanbul'un farklı bölgelerinde benzer şiddette yağışların yaşanması halinde ciddi taşkınların meydana gelebileceğini belirten Ekmekcioğlu, özellikle dere havzaları ve yoğun yapılaşmanın bulunduğu alanların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Risk taşıyan bölgeleri açıklayan Ekmekcioğlu, "Benzer şiddette yağışların İstanbul'un diğer bölgelerinde gerçekleşmesi durumunda da ciddi taşkınlarla karşılaşabiliriz. Özellikle yoğun kentleşmenin ve doğal drenaj sistemlerinde önemli değişimlerin görüldüğü havzalar dikkatle değerlendirilmeli. Avrupa Yakası'nda Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri, Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy çevresindeki Ayamama Deresi havzası ile Esenyurt ve Avcılar çevresindeki Haramidere havzası önemli örnekler. Anadolu Yakası'nda ise Kadıköy çevresindeki Kurbağalıdere havzası ve Beykoz'daki çeşitli dere vadileri benzer tehlikelerin oluşabileceği alanlar arasında." dedi.
Uzmanın değerlendirmesinde öne çıkan ilçeler Kağıthane, Eyüpsultan'ın Alibeyköy çevresi, Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Esenyurt, Avcılar, Kadıköy ve Beykoz oldu.
HER İLÇEDE AYNI DÜZEYDE SEL RİSKİ BULUNMUYOR
Ekmekcioğlu, söz konusu bölgelerdeki taşkın tehlikesinin aynı düzeyde olmadığını belirterek, "Bu bölgelerin ortak özelliği belirli kesimlerinde yoğun yapılaşma ile doğal drenaj sistemlerinin bir arada bulunması olsa da bu bölgelerin tamamında aynı düzeyde hasar oluşacağını söylemek doğru olmaz. Bu noktada belirleyici olan yağışın özellikleriyle birlikte yerel havza koşullarıdır." ifadelerini kullandı.
Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.