17 Ağustos’un tanıkları: 27 yıl geçse de o gece unutulmadı

17 Ağustos’un tanıkları: 27 yıl geçse de o gece unutulmadı

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmir’den bölgeye giden itfaiyeciler, enkazlarda yaşadıkları zorlu kurtarma çalışmalarını ve yıllar geçse de hafızalarından silinmeyen acı anıları anlattı.

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. İzmir’den deprem bölgesine giderek arama-kurtarma çalışmalarına katılan itfaiyeciler, yıllar geçmesine rağmen o dönemde yaşadıkları olayları hatırlamaya devam ediyor. Dört itfaiye personeli, deprem sonrasında enkazlarda yürüttükleri çalışmaları, kurtarma anlarını ve karşılaştıkları zorlukları anlattı.

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli meydana gelen deprem, geniş bir bölgede yıkıma ve can kayıplarına yol açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan dört personel de deprem sonrasında bölgeye gönderildi.

Mesleklerinin ilk yıllarında Gölcük ve çevresinde görev yapan itfaiyeciler, günler boyunca arama-kurtarma çalışmalarına katıldı. Bazıları canlı kurtarma çalışmalarında yer alırken, bazıları enkazlardan yaşamını yitiren kişilerin çıkarılması için çalıştı.

“ÇARESİZLİK İNSANI YIPRATIYOR”

Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan 28 yıllık itfaiyeci Ali Hikmet Küçükgül, deprem sırasında 26 yaşında ve iki yıllık memurdu.

Gece nöbetinde olduğu sırada deprem haberini alan Küçükgül, oluşturulan ekiple aynı gün Gölcük’e hareket etti. Yaklaşık 13 gün bölgede görev yapan Küçükgül, bir hafta boyunca büyük bir binanın enkazında çalıştığını belirtti.

Görev süresince dinlenmeden çalıştıklarını anlatan Küçükgül, enkaz altında kalan insanların yardım çağrılarını ve yakınlarını kaybedenlerin yaşadığı çaresizliği unutamadığını söyledi.

Küçükgül, “Dinlenmeden çalıştık. Çünkü enkaz çok fazla, ekip sayısı azdı. İnsanların içeriden ‘Kurtarın’ diye sesleri geliyor. Yanında eşi, çoluğu, çocuğu ölen insanlar var. Onların çırpınışları ve çaresizliği insanı yıpratıyor” dedi.

Deprem bölgesinde yaklaşık 13 gün kaldığını ve görevden döndüğünde 14 kilogram verdiğini belirten Küçükgül, aradan geçen yıllara rağmen yaşadıklarını hatırladığını ifade etti.

“ENKAZ BAŞINDA ÇOK OTURUP AĞLADIM”

Küçükgül, bir enkazda baba, anne ve kız çocuğunu birbirlerinin üzerine kapanmış halde bulduklarını anlattı.

Ailenin evin girişindeki ayakkabılığın yıkılması sonucu enkaz altında kaldığını belirten Küçükgül, çocukların bulunduğu enkazlarda çalışmanın kendisini özellikle etkilediğini söyledi.

Küçükgül, “Bebeklere ve çocuklara dayanamıyorum. Enkaz başında çok oturup ağladım. Ben de babayım, bir kızım var. O aile beni çok yıpratmıştı. Bir aile tamamen yok olmuştu” diye konuştu.

Deprem sonrasında yaklaşık 6 ay televizyon izleyemediğini belirten Küçükgül, deprem görüntüleriyle karşılaştığında bugün de kanalı değiştirdiğini söyledi.

Küçükgül, “Çünkü zihnimde hâlâ yanıtını bulamadığım bir soru var. Böyle bir enkaz İzmir’de olsaydı, benim çoluğum çocuğum bu enkazın altında kalsaydı ben ne yapardım? Beni hâlâ yaralayan şey bu. 28 yılda sayısız olaya gittim. Bunların içinde en zoru deprem. İnsanı bitiren çaresizlik. En büyük acı veren şey o” ifadelerini kullandı.

“BİR ENKAZ YOKTU, YIKILMIŞ BİR MAHALLE VARDI”

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde amir olarak görev yapan 33 yıllık itfaiyeci Bülent Yanaşık da deprem sırasında bölgeye gönderilen ekipte yer aldı. Yanaşık, o dönemde yeni evlendiğini ve eşiyle balayına çıkamadığını belirtti.

İlk ihbarın ardından ekiplerin toplandığını ve dört ekibin Gölcük başta olmak üzere farklı bölgelere gönderildiğini anlatan Yanaşık, bölgeye ulaştıklarında karşılaştıkları manzaranın beklediklerinden çok daha geniş bir yıkım olduğunu söyledi.

Yanaşık, “Biz oraya bir enkaza gideceğimizi düşünüyorduk. Olay yerine gittiğimizde bir tek enkaz yoktu. Yıkılmış bir mahalle vardı” dedi.

İnsanların ekipleri gördüklerinde yakınlarının bulunduğu enkazlara götürdüğünü belirten Yanaşık, itfaiye ekiplerinin bir yandan arama-kurtarma çalışmalarını yürütürken diğer yandan yardım talep edenlere ulaşmaya çalıştığını anlattı.

Görev süresince dinlenme imkanlarının sınırlı olduğunu ifade eden Yanaşık, İzmir’e döndüğünde ailesinin kendisini tanımakta zorlandığını söyledi.

Yanaşık, “Sakallarım uzamış, kilo vermiştim. Uyku düzenimin normale dönmesi ise aylar sürdü. Şu anda bile o enkazın görüntüsü ve yaşadıklarımız hafızamda” diye konuştu.

Daha sonraki yıllarda farklı deprem bölgelerinde de görev aldığını belirten Yanaşık, 17 Ağustos depreminin kendisi üzerindeki etkisinin devam ettiğini söyledi.

Yanaşık, “Enkazda ailelerinizin olduğunu düşünün. Elinizden hiçbir şey gelmiyor. Enkazın kaldırılmasını, belirli bir süre içinde bir canlının çıkarılmasını bekliyorsunuz. Çıkmıyor. Ama bu kez cenazeye ulaşmak bile önemli hale geliyor” ifadelerini kullandı.

“İLK BAKTIĞIMDA BİR TABLO GİBİ GELDİ”

İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde eğitmen olarak görev yapan Abdül Duyulur da deprem bölgesine giden ekipler arasında yer aldı. Duyulur’un eşi deprem sırasında hamileydi. Kızı, depremden yaklaşık bir ay sonra, 17 Eylül’de dünyaya geldi.

Duyulur, deprem sonrasında ailesinden bir süre haber alamadığını belirtti. Bölgeye ulaştığında ilk olarak Kocaeli Derince’de bulunan Tüpraş’taki yangına müdahale çalışmalarına katıldığını, üçüncü günün sonunda ise Gölcük’teki enkaz çalışmalarında görev aldığını söyledi.

Bölgede çok sayıda binanın yıkıldığını ve insanların açık alanlarda beklediğini anlatan Duyulur, karşılaştığı manzarayı şöyle aktardı:

“İnsanların yolların yanında, parklarda yattığını, binaların yıkıldığını, herkesin yardım beklediğini gördük. İlk baktığımda bir tablo gibi geldi. İnanamadım. ‘Bu kadar enkazı nasıl kaldıracağız’ dedim. Ama bir yerinden başlamak gerekiyordu.”

Duyulur, enkaz çalışmaları sırasında eşinin enkaz altında olduğunu söyleyen bir kadının ekiplere sürekli su getirdiğini anlattı.

Kadının eşinin sesini duyduğunu belirten Duyulur, çalışmalar sırasında meydana gelen artçı sarsıntının ardından sesin kesildiğini söyledi. Enkazdan çıkarılan kişinin yaşamını yitirdiğinin belirlendiğini ifade eden Duyulur, yıllar sonra İzmir’de görev sırasında aynı kadınla yeniden karşılaştığını anlattı.

Duyulur, “Yıllar sonra İzmir’de bir apartmanda baca problemi nedeniyle gittiğim binada o kadınla yeniden karşılaştım. Depremden sonra İzmir’e taşınmış” dedi.

Deprem bölgesindeki çalışmalar sırasında canlı kurtarmanın kendileri için önemli olduğunu belirten Duyulur, çocukların bulunduğu enkazlarda çalışmanın kendisini ailesini düşünmeye yönelttiğini söyledi.

“KAPALI ALANA GİREMEDİM”

Gaziemir İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan Mümin Yavuz ise deprem bölgesine gittiğinde bir yıllık itfaiyeciydi. Yavuz, depremden 36 gün önce evlendiğini ve Çınarcık’ta 12 gün görev yaptığını belirtti.

Bölgede vatandaşların itfaiye ekiplerinden yakınlarının kurtarılması için yardım istediğini anlatan Yavuz, ekiplerin bir kız çocuğunu canlı olarak kurtardığını, çalışmaların büyük bölümünde ise enkazlardan yaşamını yitiren kişilerin çıkarılması için görev yaptıklarını söyledi.

Deprem sonrasında yaşadıklarının günlük hayatını da etkilediğini belirten Yavuz, bazı kokuların kendisine deprem bölgesini hatırlattığını ifade etti.

Yavuz, “15-20 gün boyunca kapalı alana giremedim. Sanki dört duvar üzerime geliyordu. Deprem bölgesindeki kokular bende travma oluşturdu. Bir süre evde yemek yiyemedim, dışarıda yemek yedim” diye konuştu.

Bugün iki çocuk babası olan Yavuz, deprem deneyiminin ardından ailesini olası bir depreme karşı hazırlamaya başladığını söyledi. Evde deprem tatbikatları yaptıklarını belirten Yavuz, güvenli alanları konuştuklarını ve deprem çantasında bulunması gereken malzemeleri birlikte belirlediklerini anlattı.

17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen dört itfaiyeci, bölgede yürüttükleri arama-kurtarma çalışmalarına ilişkin anılarını ve deprem sonrasında yaşadıkları deneyimleri hatırlamaya devam ediyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.