Türk hazır giyim sektörüne yeni tehdit: Çin değil, 3 ülke öne çıktı
TGSD’nin hazırladığı “Dünya Hazır Giyim Ticaret Akımı 2025” raporu, Türk hazır giyim sektörünün rekabet haritasının değiştiğini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye için en büyük risk artık Çin değil; Bangladeş, Fas ve Tunus olarak öne çıkıyor.
Türk hazır giyim sektörünün uzun yıllardır en büyük rakibi olarak görülen Çin’in pazar hakimiyeti sürse de rekabet dengeleri değişmeye başladı. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) hazırladığı “Dünya Hazır Giyim Ticaret Akımı 2025” raporu, sektörün karşı karşıya olduğu yeni tehditleri ve fırsat alanlarını ortaya koydu.
Rapor, Türkiye açısından en kritik rakiplerin artık yalnızca Çin olmadığını, Avrupa pazarında aynı müşteri kitlesine hitap eden Bangladeş, Fas ve Tunus’un giderek daha güçlü bir konuma geldiğini gösteriyor.

TÜRKİYE AVRUPA'DA ÜÇÜNCÜ SIRADA
TGSD verilerine göre Türkiye, Avrupa Birliği dışındaki hazır giyim tedarikçileri arasında yüzde 9,1 pazar payıyla üçüncü sırada bulunuyor. İlk sırada yüzde 30,9 ile Çin yer alırken, Bangladeş yüzde 19,3’lük payla ikinci sırada bulunuyor.
Ancak raporda dikkat çekilen nokta, Türkiye’nin Çin ve Bangladeş ile doğrudan aynı segmentte rekabet etmemesi. Çin ve Bangladeş daha çok düşük maliyetli ve yüksek hacimli üretimde öne çıkarken, Türkiye’nin asıl mücadelesi Avrupa’ya yakınlık avantajını kullanan Fas ve Tunus ile yaşanıyor.

FAS VE TUNUS HIZLI YÜKSELİYOR
Avrupa pazarına kısa teslim süreleri sunan Fas ve Tunus, son yıllarda dikkat çekici bir büyüme performansı sergiledi. Her iki ülkenin AB dışı hazır giyim ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 5 seviyesinde olsa da büyüme hızları sektör tarafından yakından izleniyor.
Rapora göre bu ülkeler, Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri olarak görülen “yakın üretim” modelini başarıyla uyguluyor. Avrupa markalarına hızlı teslimat sağlayabilmeleri, rekabette ellerini güçlendiriyor.
BANGLADEŞ MALİYET AVANTAJIYLA BASKI KURUYOR
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli rakip ise Bangladeş. Avrupa Birliği pazarına sağladığı gümrük avantajları ve düşük üretim maliyetleri sayesinde Bangladeş, özellikle temel ürün gruplarında güçlü bir konum elde etmiş durumda.
Yüzde 19,3’lük pazar payına ulaşan ülke, Türkiye’nin iki katından fazla hacme sahip bulunuyor. Raporda, Bangladeş’in fiyat avantajıyla Avrupa pazarında Türkiye üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği vurgulanıyor.
AVRUPA'YA BAĞIMLILIK RİSK OLUŞTURUYOR
TGSD raporunda dikkat çekilen bir diğer konu ise Türkiye’nin Avrupa pazarına olan yüksek bağımlılığı oldu. Küresel hazır giyim ticaretinin yaklaşık yarısı Avrupa merkezli gerçekleşirken, Türkiye’nin ihracat gücü de büyük ölçüde bu bölgeye dayanıyor.

Buna karşın dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki ABD’de Türkiye’nin payı oldukça sınırlı seviyede bulunuyor. Yaklaşık 97,9 milyar dolarlık ithalata sahip ABD pazarında Türkiye’nin payı yüzde 1,24 olarak hesaplanıyor.
ALMANYA VE HOLLANDA HEDEF PAZARLAR ARASINDA
Rapora göre Türkiye’nin Avrupa’daki büyümesini sürdürmesi için özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya gibi yüksek hacimli pazarlara daha fazla odaklanması gerekiyor.
Almanya tek başına 22,7 milyar euroluk AB dışı hazır giyim ithalatı gerçekleştirirken, Hollanda ise Avrupa’nın önemli dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
BREXIT SONRASI İNGİLTERE FIRSATI
TGSD, İngiltere’yi Türkiye açısından en önemli büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriyor. Brexit sonrasında değişen tedarik zincirleri ve yeni ticaret dengeleri, İngiliz markalarının Avrupa Birliği dışındaki güvenilir tedarikçilere yönelmesine neden oldu.
Yaklaşık 24 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına sahip İngiltere’de Türkiye, 1,6 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 6,7’lik pazar payıyla dördüncü sırada bulunuyor. Sektör temsilcileri, kısa teslim süresi ve esnek üretim kabiliyeti sayesinde Türkiye’nin bu pazarda daha fazla pay alabileceğini düşünüyor.
SEKTÖRÜN YENİ REKABET STRATEJİSİ
Raporda, Türkiye’nin rakipleriyle fiyat üzerinden yarışmasının sürdürülebilir olmadığı vurgulanıyor. Bunun yerine hız, kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve katma değerli üretim alanlarında güçlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Kumaştan nihai ürüne kadar uzanan dikey entegrasyon avantajı, çevre ve sürdürülebilirlik standartlarına uyum kapasitesi ile orta ve üst segment üretim gücü, Türkiye’nin küresel rekabette öne çıkabileceği başlıca alanlar olarak gösteriliyor.
Kaynak:Ekonomim
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.