Şans gerçekten tesadüf mü? Hayatımıza şansı çekmenin 5 yolu

Şans gerçekten tesadüf mü? Hayatımıza şansı çekmenin 5 yolu

Şans gerçekten tesadüf mü, yoksa insan kendi şansını yaratabilir mi? Psikoloji alanındaki çalışmalar, fırsatlara açık olmanın, olumlu düşünmenin ve hazırlıklı davranmanın kişinin şans algısını değiştirebileceğine işaret ediyor.

“Ne kadar şanslı!”, “Benim hiç şansım yok” ya da “Tam da beni buldu!”… Günlük hayatın içinde şansla ilgili bu cümleleri sık sık kuruyoruz.

Kimi zaman beklenmedik bir fırsatı şans olarak değerlendiriyor, kimi zaman peş peşe yaşanan aksilikleri “kötü talih” olarak yorumluyoruz. Peki şans gerçekten tamamen rastlantılardan mı oluşuyor, yoksa davranışlarımız ve olaylara bakış açımız bu kavramın hayatımızdaki yerini değiştiriyor mu?

Dört yapraklı yonca, at nalı, nazar boncuğu ya da uğurlu bir takı gibi nesnelere yüklediğimiz anlamlar da bu noktada devreye giriyor. Asıl soru ise şu: Bizi şanslı hissettiren şey gerçekten nesnenin kendisi mi, yoksa ona yüklediğimiz anlam mı?

ŞANS KAVRAMI NASIL TANIMLANIYOR?

Şans, genel anlamıyla mantıksal bir nedene bağlanamayan rastlantısal olayların nedeni olarak tanımlanıyor.

Psikoloji alanındaki bazı yaklaşımlarda ise şans yalnızca tesadüflerden ibaret görülmüyor. Yeni deneyimlere açık olmak, fırsatları fark etmek ve olumlu beklentiler geliştirmek gibi davranışların kişinin kendisini daha şanslı hissetmesinde etkili olabileceği belirtiliyor.

Richard Wiseman, The Luck Factor adlı çalışmasında şans kavramını inceleyerek insanların kendilerini şanslı veya şanssız olarak değerlendirmelerindeki davranışsal farklılıklara odaklanıyor.

ŞANSLI İNSANLARIN 4 ORTAK YAKLAŞIMI

Wiseman'ın yaklaşımında şansla ilişkilendirilen dört temel nokta öne çıkıyor:

  • Fırsatları artırmak: Yeni insanlarla tanışmak, farklı deneyimlere açık olmak ve beklenmedik gelişmeleri değerlendirmek.
  • Sezgileri dinlemek: Karar süreçlerinde yalnızca hesaplamalara değil, kişinin içgüdülerine de kulak vermesi.
  • Olumlu beklenti geliştirmek: Geleceğin iyi sonuçlar doğuracağına inanmak ve hedeflere yönelik hareket etmek.
  • Kötü deneyimleri yeniden yorumlamak: Yaşanan olumsuzlukları hayatın tamamını belirleyen bir başarısızlık olarak görmek yerine, deneyim ve öğrenme fırsatı olarak değerlendirmek.

Bu yaklaşımda şans, yalnızca kişinin başına gelenlerden değil, karşılaştığı durumlara nasıl tepki verdiğinden de etkileniyor.

MURPHY KANUNLARI: KÖTÜ ŞANSIN ADI MI?

Şans denildiğinde akla gelen kavramlardan biri de gider şeklinde özetlenen Murphy yaklaşımı, aslında olası hataları önceden düşünmeye yönelik bir bakış açısıyla da iliş Murphy Kanunları.

Gündelik yaşamda “Bir şey ters gidecekse mutlaka gider” şeklinde özetlenen Murphy yaklaşımı, aslında olası hataları önceden düşünmeye yönelik bir bakış açısıyla da ilişkilendiriliyor.

Örneğin aracınızı yıkattığınız gün yağmur yağması, uzun süre beklediğiniz otobüsün tam taksiye bindiğiniz anda gelmesi ya da kaybettiğiniz bir eşyayı yenisini aldıktan hemen sonra bulmanız…

Bu durumlar çoğu temelindeki fikir ise her ihtimali hesaba katmak ve olası sorunlara karşı hazırlıklı olmak zaman “kötü şans” olarak yorumlansa da arkasında olasılık ve seçici dikkat gibi faktörler bulunabiliyor.

Murphy Kanunları'nın temelindeki fikir ise her ihtimali hesaba katmak ve olası sorunlara karşı hazırlıklı olmak şeklinde değerlendirilebilir.

“ŞANSSIZIM” DÜŞÜNCESİ FIRSATLARI KAÇIRTIYOR MU?

İnsanların yaşanan olayları yorumlama biçimi de şans algısında önemli bir rol oynayabiliyor.

Kötü bir olay yaşandığında bunu “şanssızlık deneyimlere açık olmak, plan yapmak, olası sorunları önceden düşünmek ve fırsatları fark etmek” olarak görmek kolayken, olumlu bir sonuç elde edildiğinde başarıyı çoğunlukla kendi çabamızla açıklıyoruz.

Oysa her iki durumda da kişinin davranışları ve aldığı kararlar sürecin bir parçası.

Bu nedenle yeni deneyimlere açık olmak, plan yapmak, olası sorunları önceden düşünmek ve fırsatları fark etmek, kişinin kontrol edebildiği alanları genişletebilir.

“SLUMDOG MILLIONAIRE” ÖRNEĞİ NE ANLATIYOR?

Şans ve fırsat kavramının birlikte ele alındığı örneklerden biri de Slumdog Millionaire filmi.

Filmde geçmişinde çok sayıda zorlu deneyim bulunan Jamal'ın bir bilgi yarışmasında karşısına çıkan soruların yanıtlarını hayatında yaşadığı olaylarla ilişkilendirmesi anlatılıyor.

Dışarıdan bakıldığında karakterin başarısı büyük bir tesadüf gibi görünse de hikâye, geçmişte edinilen deneyimlerin beklenmedik bir anda işe yarayabileceğini de gösteriyor.

Buradan çıkarılabilecek önemli noktalardan biri şu: Fırsatların ortaya çıkması kadar, kontrol edilebilir olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak kişinin fırsatlarla karşılaşma ve bu çıktıklarında onları fark edebilmek de önemli.

ŞANSI ARTIRMAK İÇİN 5 ÖNERİ

Şansın tamamen kontrol edilebilir olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak kişinin fırsatlarla karşılaşma ve bu fırsatları değerlendirme ihtimalini artırabilecek bazı alışkanlıklar bulunuyor.

1. ÇABA GÖSTERİN

Başarı söz konusu olduğunda “şans” tek başına yeterli olmayabilir.

Bir alanda ilerlemek için zaman ayırmak, çalışmak, deneyim kazanmak ve hata yapmaktan korkmamakık sürecini gözden kaçır kişinin karşısına çıkan fırsatları değerlendirmesini kolaylaştırabilir.

Bu nedenle başarılı kişileri yalnızca “şanslı” olarak tanımlamak, arka plandaki emeği ve hazırlık sürecini gözden kaçırabilir.

2. ŞANS GÜNLÜĞÜ TUTUN

Richard Wiseman'ın önerileri arasında olumlu olaylara dikkat çekmek de bulunuyor.

Gün içerisinde yaşanan küçük veya büyük olumlu gelişmeleri not etmek, kişinin dikkatini olumlu deneyimlere yöneltmesine yardımcı olabilir.

Benzer şekilde psikolog Martin Seligman'ın pozitif psikoloji çalışmalarında da her gün yaşanan olumlu olayları fark etmeye yönelik uygulamal alanı veya sürekli zihni meşgul eden gereksiz yükler, kişinin dikkatini dağıtabara yer veriliyor.

3. HAYATINIZI SADELEŞTİRİN

Dağınık bir yaşam alanı veya sürekli zihni meşgul eden gereksiz yükler, kişinin dikkatini dağıtabiliyor.

Çalışma ve yaşam alanlarını düzenlemek, gereksiz eşyalardan kurtulmak ve kişinin kendisine fayda sağlamadığını düşündüğü alışkanlıkları gözden geçirmek, daha berrak bir zihinsel alan oluşturabilir.

4. YENİLİKLERE YER AÇIN

Hobi edinmek, daha önce denenmemiş bir aktiviteye katılmak veya yeni insanlarla tanışmak

Hep aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek yerine yeni deneyimlere alan açmak, kişinin farklı insanlarla ve fırsatlarla karşılaşma ihtimalini artırabilir.

Yeni bir enstrüman öğrenmek, farklı bir hobi edinmek, daha önce denenmemiş bir aktiviteye katılmak veya yeni insanlarla tanışmak; kişinin bakış açısını genişletebilir.

5. KARŞINIZA ÇIKAN FIRSATLARI FARK EDİN

Richard Wiseman'ın çalışmalarında öne çıkan noktalardan biri de fırsatları fark edebilmek.

Kendilerini şanslı olarak tanımlayan kişilerin beklenmedik gelişmelere daha açık olabildiği, kendilerini şanssız olarak gören kişilerin ise daha temkinli davranabildiği aktarılıyor.

Bu durum günlük hayatta da karşımıza çıkabiliyor. Bir konuşmaya katılmak, yeni biriyle tanışmak veya beklenmedik bir teklifi değerlendirmek, kişinin hayatında yeni bir kapı açabilir.

ŞANS BİRAZ DA BAKIŞ AÇISI MI?

Hayatta tamamen tesadüfi gelişmelerin bulunduğu bir gerçek. Ancak insanın bu gelişmeleri nasıl karşıladığı ve hangi fırsatlarıık, deneyim, merak, dikkat ve doğru zamanda verilen kararlarla ilişkilendirilebilen bir kavram olarak da ele alınabilir fark ettiği de sonuçları etkileyebiliyor.

Bu nedenle şans yalnızca beklenen bir şey değil; hazırlık, deneyim, merak, dikkat ve doğru zamanda verilen kararlarla ilişkilendirilebilen bir kavram olarak da ele alınabilir.

Uğurlu kolyenizi takmak ya da dört yapraklı yonca aramak size kendinizi iyi hissettiriyorsa bunu yapabilirsiniz. Ancak şansı beklemek yerine fırsatları fark etmek, hazırlıklı olmak ve harekete geçmek, kişinin kontrol edebildiği alanı çok daha fazla genişletebilir.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.