Korkutan uyarı: Dünya’nın alçak yörüngesi 2,8 günde çökebilir
Yeni bir araştırma, büyük bir Güneş fırtınası sırasında modern uydu ağlarının kontrolünü kaybetmesi halinde Dünya’nın alçak yörüngesinde (LEO) sadece 2,8 gün içinde zincirleme çarpışmaların başlayabileceğini ortaya koydu.
Kanada’da yapılan yeni bir çalışma, Starlink gibi modern uydu takımyıldızlarının büyük bir Güneş fırtınası karşısında son derece kırılgan bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. British Columbia Üniversitesi’nden Sarah Thiele ve ekibinin bilimsel dergi arXiv’de yayımlanan araştırmasına göre, alçak Dünya yörüngesinde yaşanabilecek bir kontrol kaybı, günler içinde felaketle sonuçlanabilecek bir çarpışma zincirini tetikleyebilir.
Araştırmada modern uydu ağları, “iskambil kağıdından yapılmış evler” metaforuyla tanımlanırken, sistemin küçük bir sarsıntıda dahi çökebilecek kadar dengesiz olduğu vurgulandı.
YÖRÜNGEDE TEHLİKELİ YAKINLAŞMALAR ARTIYOR
Araştırmacıların verilerine göre, LEO’da iki uydunun birbirine 1 kilometreden fazla yaklaşması ortalama her 22 saniyede bir gerçekleşiyor. Yalnızca Starlink ağı için bu tür yakınlaşmalar yaklaşık her 11 dakikada bir yaşanıyor. Binlerce Starlink uydusu, çarpışma riskini azaltmak amacıyla yılda ortalama 41 manevra yapmak zorunda kalıyor.
GÜNEŞ FIRTINALARI FELAKETİ NASIL TETİKLİYOR?
Mühendislikte “uç durum” olarak adlandırılan olağan dışı senaryoların büyük arızalara yol açtığına dikkat çeken Thiele, Güneş fırtınalarının uydu ağları için tam da bu tür bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Araştırmaya göre Güneş fırtınaları iki ana yoldan riski artırıyor. İlk olarak, Dünya’nın üst atmosferini ısıtarak hava yoğunluğunu yükseltiyor ve uydular üzerindeki atmosferik sürtünmeyi artırıyor. Bu durum, uyduların yörüngelerini koruyabilmek için daha fazla yakıt yakmasına ve daha sık manevra yapmasına neden oluyor. Mayıs 2024’te yaşanan “Gannon Fırtınası” sırasında LEO’daki uyduların yarısından fazlasının bu tür manevralar için yakıt harcadığı bildirildi.
İkinci ve daha kritik etki ise elektronik sistemler üzerinde görülüyor. Thiele bu durumu, “Güneş fırtınaları bir uydunun navigasyon ve iletişim sistemlerini devre dışı bırakabilir. Artan sürtünme ve konumsal belirsizlikle birleşen bu kontrol kaybı, anında felakete yol açabilir” sözleriyle açıkladı.
KESSLER SENDROMU UYARISI
Çalışmanın yazarları, bu senaryonun Kessler Sendromu olarak bilinen zincirleme çarpışma felaketini tetikleyebileceği uyarısında bulundu. 1978 yılında NASA’dan Donald J. Kessler ve Burton G. Cour-Palais tarafından ortaya atılan teoriye göre, uzay enkazı belirli bir yoğunluğun üzerine çıktığında çarpışmalar kendi kendini besleyen bir sürece giriyor. Bu süreç, uzay enkazı miktarını hızla artırarak uydular, uzay görevleri ve Uluslararası Uzay İstasyonu için ciddi riskler yaratıyor ve bazı yörünge bölgelerini kullanılamaz hale getiriyor.
Kessler’in 2009’daki modellemeleri, enkaz ortamının halihazırda kritik bir seviyede olduğunu ve geçmişte oluşan enkazı temizleme çabalarının, yeni çarpışmaların hızına yetişemeyebileceğini gösteriyor.
GERİYE SADECE 2,8 GÜN KALIYOR
Araştırmacılar, riskin aciliyetini ortaya koymak için “Çarpışmanın Gerçekleşmesi ve Önemli Hasar (CRASH) Saati” adını verdikleri yeni bir yöntem geliştirdi. Hesaplamalara göre, uydu operatörlerinin çarpışma önleme komutlarını gönderme yeteneğini kaybetmesi durumunda, felaketle sonuçlanacak ilk büyük çarpışmanın yaşanması için yalnızca 2,8 gün yeterli. Bu sürenin 2018 yılında 121 gün olarak hesaplandığına dikkat çekiliyor.
Uzmanlar, Güneş fırtınalarına ilişkin uyarıların genellikle yalnızca bir-iki gün önceden yapılabildiğini belirterek, gerçek zamanlı kontrol sistemlerinin devre dışı kalmasının “iskambil evinin” hızla çökmesine yol açabileceğini vurguluyor.
Araştırmada ayrıca, 1859’daki Carrington Olayı gibi son derece güçlü bir Güneş fırtınasının günümüzde yaşanması halinde, uydular üzerindeki kontrol kaybının üç günden çok daha uzun sürebileceği ve yörüngedeki riskin katlanarak artacağı uyarısı yapılıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.