55 yıllık veri açıklandı: Türkiye’de artık 4 mevsim yaşanmıyor

55 yıllık veri açıklandı: Türkiye’de artık 4 mevsim yaşanmıyor

Türkiye genelinde 55 yıllık meteoroloji verileriyle yapılan araştırma, iklim değişikliğinin mevsim takvimini değiştirdiğini kanıtladı. Yaz mevsimi her 10 yılda 2,1 gün daha erken başlarken uzmanlar aşırı yağış ve ani taşkın riskine karşı uyarıyor.

Samsun Üniversitesi Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu’nun yürüttüğü “1965-2020 Döneminde Türkiye Genelinde Mevsim Kaymalarının Belirlenmesi” başlıklı çalışmada, 65 meteoroloji gözlem istasyonuna ait sıcaklık kayıtları detaylı biçimde incelendi. Çalışma, mevsimlerin başlangıç ve bitiş tarihlerindeki kaymalarla birlikte süre ve sıcaklık ortalamalarındaki değişimi de gözler önüne serdi.

Bulgulara göre Türkiye genelinde yaz mevsimi her on yılda ortalama 2,1 gün erken başlıyor. Bu kaymanın en belirgin yaşandığı bölge, on yılda 2,4 ila 2,9 gün ile Ege oldu. Ege’yi 1,4-3,2 günle Marmara, 1,4-2,8 günle Akdeniz, 1,2-3,2 günle Karadeniz ve 0,3-2,8 günle İç Anadolu takip etti. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ise değişim diğer bölgelere kıyasla daha sınırlı kalarak on yılda yaklaşık 1-1,5 gün olarak ölçüldü.

İlkbahar uzuyor, sonbahar kısalıyor

Araştırma, Güneydoğu Anadolu hariç tüm bölgelerde ilkbaharın uzadığını gösterdi. En belirgin uzama, on yılda 1,5 ila 3,5 gün ile Marmara ve Batı Karadeniz’de kaydedildi. Güneydoğu Anadolu’da ise ilkbahar süresinde herhangi bir değişikliğe rastlanmadı.

Sonbahar cephesinde tablo tam tersi yönde seyrediyor. Karadeniz, Marmara ve Ege bölgelerinde sonbahar her on yılda ortalama 2-3 gün kısalırken, Güneydoğu Anadolu’da bu mevsimin süresinde bir değişiklik gözlenmedi. Kış başlangıcı ise özellikle Güneydoğu Anadolu’da on yılda 1-2 gün öne çekilirken diğer bölgelerde kayda değer bir farklılık saptanmadı.

“Sonbaharın termal özellikleri önem kazanıyor”

Doç. Dr. Hakan Aksu, iklim değişikliğiyle yükselen sıcaklıkların yalnızca sıcak hava dalgalarını çoğaltmadığını, aynı zamanda atmosferin daha fazla nem tutmasına yol açarak ani ve şiddetli yağışlarla taşkınlar gibi birbirini tetikleyen aşırı hava olaylarının sıklığını da artırdığını belirtti. Astronomik takvimde mevsimlerin 90'ar günlük sabit periyotlar olarak tanımlandığını, ancak gerçek mevsim karakterini ortaya koymak için sıcaklık ve hava koşullarını temel alan dinamik bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurgulayan Aksu, yükselen sıcaklıkların kışları kısaltıp ılımanlaştırırken yazların hem takvimsel süresini uzattığını hem de termal şiddetini artırdığını söyledi. Aksu’ya göre bu durum, ilkbahar ve sonbahar gibi geçiş mevsimlerinin başlangıç-bitiş tarihlerini kaydırarak mevsimsel sürekliliğin dengesini bozuyor.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke için sonbaharın termal özelliklerindeki değişimin özel bir önem taşıdığını belirten Aksu, denizlerin sıcak kalmaya devam ettiğini ve bunun üzerine soğuk-sıcak hava sistemlerinin gelmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

“İklim değişikliği artık somut bir gerçeklik”

Sonbahar sıcaklıklarındaki artışın; deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesi ve atmosferik nem birikimiyle birlikte özellikle geçiş mevsimlerinde şiddetli konvektif yağış ve ani taşkın riskini büyütebileceğini aktaran Aksu, bu dönemlerin önümüzdeki süreçte daha riskli hale gelebileceğine işaret etti. Yaz döneminin, her on yılda ortalama 0,2-0,7 santigrat derecelik artışla sıcaklık yükselişinin en fazla hissedileceği mevsim olarak öne çıktığını belirten Aksu, iklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğe dönük bir öngörü olmaktan çıkarak hem termal rejimde kırılan tarihi rekorlarla hem de yağışların giderek daha ekstrem hale gelmesiyle kendini gösteren, artarak süren somut bir gerçekliğe dönüştüğünü vurguladı.

Bitki örtüsü ve tarım da etkileniyor

Mevsim kaymalarının tarım, enerji, su kaynakları, afet yönetimi ve turizm gibi birçok alanda sosyoekonomik sonuçlar doğuracağını belirten Aksu, iklime uyum stratejilerinin disiplinler arası bir yaklaşımla hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bitkilerin gelişim dönemindeki sıcaklıkların Türkiye genelinde belirgin biçimde arttığını aktaran Aksu, bu durumun ilkbaharda yapraklanma ve çiçeklenme gibi fenolojik evrelerin öne kaymasına, erken uyanan bitkilerde geç don riskinin yükselmesine ve bazı zararlı popülasyonlarının artmasına yol açtığını kaydetti. Sonbaharda ise yüksek seyreden sıcaklıklar nedeniyle yaprak dökülmesi ve vejetasyon döneminin sona ermesinin gecikebildiğini belirten Aksu, güney bölgelerde sıcaklık birikimindeki artışın bitkiler üzerinde strese yol açtığını, İç ve Doğu Anadolu’nun yüksek rakımlı kesimlerinde ise daha önce yetiştirilemeyen bazı kültür bitkilerinin tarımına imkân tanıyan yeni iklim kuşaklarının oluşabildiğini aktardı.

Mevcut hızın sürmesi halinde önümüzdeki 20-30 yıl içinde tüm mevsimlerin zamanlama ve sıcaklık açısından ciddi değişimlere uğrayacağını belirten Aksu, dünyanın kritik bir kırılma noktasında bulunduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak:AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.