Telefonunuz yanınızda olmasa bile izleniyorsunuz: Wi-Fi sinyalleri kimliğinizi nasıl ele veriyor?
Bilim insanları, sıradan Wi-Fi dalgalarındaki mikro değişimlerle kimlik ve hareketlerin kamera veya cihaz olmaksızın tespit edilebildiğini ortaya koydu. Bu gelişme mahremiyet tartışmalarını alevlendirdi.
Wi-Fi sinyalleri bir odanın içerisinde yayılırken duvarlara, eşyalara ve insan vücuduna çarpıyor. İnsanların fiziksel özellikleri ve hareketleri, radyo dalgalarının yayılım biçiminde küçük sapmalara neden oluyor. Araştırmacılar, yapay zeka yardımıyla bu değişimleri analiz ederek ortamdaki bireyler hakkında ayrıntılı bilgi elde edebiliyor.
Almanya'daki Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) araştırmacıları, bu yöntemin kişinin yanında akıllı telefon dahi bulunmasa çalışabildiğini kanıtladı. Uzmanlar sistemi, ışık yerine radyo dalgalarını kullanan gelişmiş bir görüntüleme teknolojisi olarak tanımlıyor.
Bu alandaki dikkat çekici projelerden biri de Roma Sapienza Üniversitesi'nin geliştirdiği “WhoFi” sistemi olarak öne çıkıyor. Sistem, Wi-Fi ağlarındaki “Channel State Information” (CSI) verilerini işliyor. İnsan vücudunun radyo dalgalarıyla etkileşimi sonucu oluşan sinyal varyasyonları, derin öğrenme algoritmaları tarafından çözümlenerek kişiye özel bir biyometrik imza yaratıyor. Böylece geleneksel yüz tanıma kameralarına ihtiyaç duyulmadan, Wi-Fi sinyalleri üzerinden yeniden tanıma yapmak mümkün hale geliyor.
DUVARLAR ENGEL TEŞKİL ETMİYOR
Söz konusu teknolojinin en çarpıcı yönlerinden biri, radyo dalgalarının klasik görsel gözetleme sistemlerinin takıldığı engellerden etkilenmemesi. Kameraların aksine; düşük ışık koşulları, kişinin kameraya sırtını dönmesi veya görüntünün kısmen kapanması Wi-Fi tabanlı algılama sistemlerinde aynı derecede sorun yaratmıyor. Bu teknoloji, daha önceki aşamalarda insan duruşlarını ve hareketlerini belirlemek amacıyla da test edilmişti.
YAPAY ZEKA DESTEKLİ YENİ SİSTEMLER
Çalışmalar yalnızca kimlik tespitiyle sınırlı kalmıyor. Ağustos 2026 döneminde yayımlanan güncel araştırmalar, Wi-Fi sinyalleri aracılığıyla gerçekleştirilen aktivitelerin yapay zeka tarafından tanınması üzerine yoğunlaşıyor.
“WiFuse” adı verilen yeni nesil sistemin deneylerinde, bazı veri setlerinde yüzde 98,20 oranına varan aktivite tanıma doğruluğu elde edildi.
Başka bir güncel çalışmada ise Wi-Fi ve akustik sinyallerin kombinasyonuyla kapalı alanlardaki takip ve kimliklendirme süreçleri için 22 binden fazla yürüyüş örneğinden oluşan kapsamlı bir veri seti hazırlandı.
MAHREMİYET VE GÜVENLİK TARTIŞMALARI
Geliştirilen bu teknoloji; yaşlı bireylerin düşmelerinin algılanması, akıllı ev otomasyonları, gelişmiş güvenlik sistemleri ve temassız sağlık takibi gibi alanlarda önemli potansiyeller barındırıyor. Ancak aynı altyapı, kişilerin rızası ve haberi olmaksızın kamera kullanılmadan izlenebilme ihtimalini de beraberinde getiriyor.
Araştırma aşamasındaki bu gelişmeler, gelecekte Wi-Fi ağlarının yalnızca veri taşıyan bir iletişim katmanı değil, çevresindeki tüm hareketleri algılayan devasa bir sensör ağına dönüşebileceğini gösteriyor.
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Wi-Fi sinyallerinin insan vücuduyla etkileşimi, geleneksel optik kameraların aksine karanlık ortamlarda dahi veri toplayabilmesine olanak tanır; bu durum, veri güvenliği uzmanlarını yeni nesil şifreleme ve sinyal maskeleme yöntemleri geliştirmeye yöneltmektedir.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.