Siyaset ve medyada casusluk depremi: İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ bugün hakim karşısına çıkıyor
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı dev dava bugün başlıyor. 20 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianamede çarpıcı seçim manipülasyonu iddiaları var.
Türkiye siyasetini ve medya dünyasını sarsan "siyasal casusluk" davasında perde açılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışman Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Silivri’deki Marmara Cezaevi duruşma salonunda görülüyor. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti karşısına çıkacak olan sanıkların, kendilerine yöneltilen ağır suçlamalara karşı yapacakları savunmalar merakla bekleniyor.
İDDİANAMEDEKİ ŞOK DETAY: SEÇİMLER MANİPÜLE Mİ EDİLDİ?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Soruşturmanın merkezinde, etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Gün’ün itirafları yer alıyor. İddianamede en dikkat çeken bölüm ise 2019 yerel seçimlerine dair iddialar oldu. Savcılık, İmamoğlu’nun seçimleri halkın iradesiyle değil, "siyasal casusluk" ve "manipülasyon" yöntemleriyle kazandığını öne sürerken; bu sürecin nihai hedefinin CHP’yi ele geçirip cumhurbaşkanı adayı olmak olduğunu iddia ediyor.
MERDAN YANARDAĞ: "HEDEF TELE1’E EL KOYMAKTI"
Duruşma öncesi sert açıklamalarda bulunan gazeteci Merdan Yanardağ, davanın bir "kumpas" olduğunu savundu. İddianamede ne bir yabancı devletin ne de bir örgütün adının geçtiğini vurgulayan Yanardağ, asıl amacın muhalif medya kanalı TELE1’i susturmak ve mülkiyetine el koymak olduğunu ileri sürdü. TMSF tarafından kayyum atanan ve satışa çıkarılan TELE1 süreci hakkında konuşan Yanardağ, mahkemeye bir "karşı iddianame" sunacağını belirterek suçlamaların tamamen varsayımlara dayandığını söyledi.
NECATİ ÖZKAN: "HAKİKAT DIŞI BİR KURGUYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
İmamoğlu’nun kampanya direktörü ve siyasi danışmanı Necati Özkan da suçlamalara sert tepki gösterdi. Özkan, 160 sayfalık iddianamenin "zorlama bir kurgu" olduğunu ifade ederek, sadece bir kez görüştüğü bir iş insanıyla olan WhatsApp mesajlarının "seçim manipülasyonu" olarak sunulmasını trajikomik bulduğunu belirtti. Kamuoyunda daha önce denenen yolsuzluk iddialarının tutmadığını, bu nedenle "casusluk" gibi ağır bir kavramın devreye sokulduğunu savunan Özkan, davanın son yılların en gerçek dışı süreci olduğunu iddia etti.
GÖZLER MAHKEMENİN VERECEĞİ KARARDA
Hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerindeki yargı baskısı hem de medya özgürlüğü tartışmaları nedeniyle bu dava uluslararası arenada da takip ediliyor. Uluslararası Af Örgütü’nün de "gazetecileri susturma çabası" olarak nitelendirdiği süreçte, mahkemenin ilk duruşma sonunda alacağı kararlar, Türkiye’nin siyasi ve hukuki atmosferi için bir dönüm noktası niteliği taşıyacak.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.