Depresyonun yeni türü tanımlandı: Her 4 hastadan 1'inde görülebilir
Sidney Üniversitesi araştırmacılarının 10 binden fazla kişinin verilerini incelediği çalışmada, depresyon hastalarının yaklaşık yüzde 25'inde görülebileceği belirtilen “sirkadiyen depresyon” adlı bir alt tür tanımlandı.
Bilim insanları, depresyon hastalarının yaklaşık dörtte birinde görülebileceği belirtilen “sirkadiyen depresyon” adlı bir alt tür tanımladı. Sidney Üniversitesi araştırmacılarının 10 binden fazla kişinin verilerini inceleyerek yürüttüğü çalışma, uyku düzeni ve biyolojik saatle bağlantılı belirtilerin depresyonun seyrinde rol oynayabileceğine işaret ediyor. Bulgular, bazı hastalarda yaygın antidepresan tedavilerinin neden yeterli sonuç vermediğini anlamaya da yardımcı olabilir.
SİRKADİYEN DEPRESYON NEDİR?
British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmada, ağır, tekrarlayan veya kalıcı depresyon yaşayan katılımcıların verileri ve genetik özellikleri incelendi. Avustralya Depresyon Genetiği Çalışması'ndan elde edilen veriler üzerinden yapılan analizlerde, 2 bin 604 kişide sirkadiyen depresyonla ilişkili özellikler tespit edildi. Bu sayı, incelenen grubun yaklaşık yüzde 25'ine karşılık geliyor.
Sirkadiyen ritim, vücudun uyku ve uyanıklık döngüsü başta olmak üzere çeşitli biyolojik işlevlerini düzenleyen iç saat olarak tanımlanıyor. Araştırmacılar, bu ritimle bağlantılı özelliklerin bazı depresyon hastalarında daha belirgin olabileceğini belirtiyor.
SİRKADİYEN DEPRESYONUN BELİRTİLERİ NELER?
Araştırmada bu alt türle ilişkilendirilen belirtiler arasında mevsim geçişlerinde veya belirli mevsimlerde ağırlaşan depresyon, normalden uzun süre uyuma ve uyanınca yoğun yorgunluk hissetme yer alıyor. Gece geç saatlerde aktif olma eğilimi de öne çıkan özelliklerden biri.
Çalışmaya göre bu gruptaki kişilerde depresyon daha erken yaşlarda başlayabiliyor ve belirtiler daha ağır seyredeabiliyor. Katılımcıların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Genetik analizler, sirkadiyen depresyonla iltihaplanma ve kalp sağlığı sorunlarının yanı sıra dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), anksiyete ve bipolar bozuklukla ilişkili genetik riskler arasında bağlantılar bulunduğuna da işaret ediyor. Bu bulgular, söz konusu rahatsızlıkların her hastada mutlaka görüleceği anlamına gelmiyor.
ANTİDEPRESAN TEDAVİLERİ NEDEN YETERSİZ KALABİLİR?
Araştırmacılar, sirkadiyen depresyon özellikleri taşıyan hastaların SSRI grubu antidepresanlara daha az yanıt verebileceğini ve daha fazla yan etki yaşayabileceğini belirtiyor.
Melatoninle ilişkili tedaviler ve ışık terapisi gibi biyolojik saati hedefleyen yöntemlerin bu grupta etkili olabileceği değerlendiriliyor. Ancak bu yaklaşımların hangi hastalarda, hangi koşullarda daha iyi sonuç verdiğinin belirlenmesi için ek araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.
Çalışmanın yazarlarından Emiliana Tonini, depresyonun tek tip bir hastalık olarak ele alınmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Araştırmanın diğer yazarı Jacob Crouse ise biyolojik ritimle bağlantılı belirtilerin erken fark edilmesinin, uygun tedavinin belirlenmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor.
ARAŞTIRMA SONUÇLARI HENÜZ KESİN DEĞİL
Bilim insanları, sirkadiyen depresyona ilişkin bulguların daha geniş ve farklı özelliklere sahip gruplarda yapılacak çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.
Uyku düzenindeki değişiklikler ve sürekli yorgunluk depresyon dışında farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin görülmesi tek başına sirkadiyen depresyon tanısı koymak için yeterli değil. Antidepresan tedavisinin etkisiz olduğunu düşünen kişilerin ilaçlarını kendi başlarına bırakmak yerine doktorlarıyla görüşmeleri öneriliyor.
Kaynak:En İyi Haberler
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.