Yeni nesil çeteler nasıl işliyor? Suça sürüklenen çocuklar yeniden gündemde

Yeni nesil çeteler nasıl işliyor? Suça sürüklenen çocuklar yeniden gündemde

Türkiye’de suça sürüklenen çocuklar, Kahramanmaraş’taki saldırının ardından yeniden gündemde. Uzmanlara göre klasik mafya yapılarının yerini alan yeni nesil suç ağları; esnek, dağınık ve sosyal medya odaklı çalışıyor.

Türkiye’de çocukların suça sürüklenmesi tartışması, Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısının ardından yeniden kamuoyunun odağına yerleşti. Gündemin merkezinde ise klasik yapılardan farklı işleyen “yeni nesil çeteler” var. Bu yapıların çocukları nasıl etkilediği, hangi mekanizmalarla örgütlendiği ve radikalleşmenin hangi dinamiklerle beslendiği soruları uzmanların çalışmalarında öne çıkıyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Direktörü Prof. Dr. Hilmi Demir ile Avukat Oğuz Demir tarafından kaleme alınan “Yeni Nesil Çeteler ve Radikalleşme” başlıklı çalışma, suç dünyasında yaşanan dönüşümü detaylandırıyor. Araştırmaya göre günümüzde suç, ideolojik ya da sınıfsal sınırların ötesine geçerek daha karmaşık ve dağınık bir yapıya evriliyor.

images-1.jpeg

Uzmanlara göre geleneksel mafya tipi örgütlenmelerin yerini artık esnek, hücresel ve sınır aşan ağlar almış durumda. Bu yeni yapılar, merkezi liderliğe dayanmayan, yatay ilişkilerle kurulan ve gerektiğinde hızla dağılıp yeniden şekillenebilen bir organizasyon modeli sergiliyor. Bu durum, güvenlik birimlerinin klasik “lideri etkisiz hale getirerek örgütü çökertme” yaklaşımını da büyük ölçüde işlevsiz kılıyor.

Yeni nesil suç ağlarında şiddetin doğası da değişmiş durumda. Önceden belirli kurallar çerçevesinde ve sınırlı hedeflere yönelen şiddet, artık daha rastlantısal, kamusal ve kontrolsüz bir karakter taşıyor. Ayrıca bu yapılar, geçmişin aksine devlet otoritesiyle doğrudan çatışmaktan kaçınmıyor.

SOSYAL MEDYA: VİTRİN VE RECRUİTMENT ARACI

Araştırmanın dikkat çektiği en kritik başlıklardan biri dijital platformların rolü. TikTok, Instagram ve YouTube gibi mecralar, bu yapılar için yalnızca görünürlük sağlayan alanlar değil; aynı zamanda yeni üyelerin kazanıldığı birer “dijital sahne” işlevi görüyor.

Lüks yaşam, silah ve şiddet içerikleri üzerinden hem korku hem de cazibe üretilirken; özellikle aidiyet arayışı içindeki gençler bu içeriklere daha açık hale geliyor. Uzmanlar, çocukların çevrim içi ortamda yalnız olmadığını, aksine dijital gruplar içinde sosyalleştiğini ve bu süreçte etkilenmeye açık hale geldiğini vurguluyor.

RADİKALLEŞME NASIL BAŞLIYOR?

Çocukların suç ağlarına dahil olma süreci genellikle kırılganlıkla başlıyor. Aile içi sorunlar, düşük benlik algısı, okul başarısızlığı, akran zorbalığı ve sosyal dışlanma bu sürecin temel tetikleyicileri arasında yer alıyor. Bu kırılgan zemin üzerine, şiddeti normalleştiren dijital içeriklerin eklenmesiyle radikalleşme derinleşiyor.

Uzmanların “grooming” olarak tanımladığı yöntemle çocuklar önce dijital ortamda etkileniyor; ardından fiziksel temasla örgütlere dahil ediliyor. Silahlanma ve aktif suç eylemleri ise bu sürecin son aşamasını oluşturuyor.

“SERT MÜDAHALE TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL”

Araştırma, yalnızca güvenlik odaklı politikaların yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Prof. Dr. Demir’e göre, cezalandırma ve sert müdahale yöntemleri bazı durumlarda ters etki yaratarak örgütleri daha kapalı ve dirençli hale getirebiliyor.

Bunun yerine eğitim, sosyal destek, psikolojik rehabilitasyon ve gençlere yönelik koruyucu politikaların birlikte yürütüldüğü çok katmanlı bir yaklaşım öneriliyor. Dijital alanın düzenlenmesi de bu stratejinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.