Türkiye'ye El Nino uyarısı: Kriz senaryoları masada

Türkiye'ye El Nino uyarısı: Kriz senaryoları masada

El Nino modelleri 2026 ikinci yarıda güçlenme ihtimaline işaret ediyor. Küresel sıcaklık artışı, yağış rejimi değişimi ve aşırı hava olayları bekleniyor.

Uluslararası iklim modelleri, Pasifik Okyanusu’nda gelişmekte olan güçlü bir El Nino olasılığına işaret ediyor. Güncel projeksiyonlar, sürecin sıradan bir iklim dalgalanmasının ötesine geçerek küresel ölçekte sıcaklık, yağış rejimi ve aşırı hava olaylarında belirgin değişimlere yol açabileceğini ortaya koyuyor.

KÜRESEL MODELLER GÜÇLÜ EL NİNO SİNYALİ VERİYOR

Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) son analizleri, tropikal Pasifik’te ısınmanın sürdüğünü ve atmosfer-okyanus etkileşiminin güçlendiğini gösteriyor. Bu tablo, El Nino’nun etkisini artırabilecek bir evreye girildiğine işaret ediyor.

El Nino-Southern Oscillation (ENSO) döngüsünün bu fazı, yalnızca bölgesel değil küresel atmosfer dolaşımında da zincirleme etkiler oluşturabiliyor. Uzmanlara göre jet akımlarındaki değişimler ve sıcaklık anomalileri, geçmişte görülen güçlü El Nino dönemlerine benzer kırılmaları tetikleyebilir.

HAZİRAN–TEMMUZ DÖNEMİ BELİRLEYİCİ OLACAK

İklim uzmanları, ilkbahar aylarının tahmin belirsizliğinin en yüksek olduğu dönem olduğunu vurguluyor. Mevcut modellemeler, 2026’nın ikinci yarısında El Nino gelişme olasılığının arttığını gösterirken, kesin tablonun yaz başındaki güncellemelerle netleşeceği ifade ediliyor.

Uluslararası değerlendirmelerde El Nino oluşma ihtimalinin %60’ın üzerine çıktığı, yıl ilerledikçe daha güçlü bir evreye geçiş ihtimalinin de tamamen dışlanmadığı belirtiliyor. Bilim çevreleri, artık temel sorunun “oluşup oluşmayacağı” değil, “şiddet seviyesi” olduğuna dikkat çekiyor.

1877–1878 DÖNEMİYLE KIYASLAMALAR GÜNDEMDE

İklim tarihçileri, 19. yüzyılın sonlarında yaşanan büyük kuraklık dönemini yeniden tartışmaya açıyor. O yıllarda farklı iklim sistemlerinin aynı anda devreye girmesi, geniş coğrafyalarda uzun süreli kuraklık ve gıda krizlerine yol açmıştı.

Güncel bazı model senaryoları, Pasifik’teki sıcaklık anomalilerinin yüksek seviyelere ulaşabileceğini ve bunun tarihsel ölçekte güçlü El Nino örnekleriyle karşılaştırılabilecek bir tablo oluşturabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, geçmişteki yıkımın yalnızca iklim kaynaklı olmadığını, sosyal ve ekonomik koşulların da belirleyici rol oynadığını hatırlatıyor.

TÜRKİYE’YE ETKİLER DOLAYLI ANCAK ÖNEMLİ OLABİLİR

Türkiye’nin bu tür küresel iklim olaylarına doğrudan değil, dolaylı atmosferik mekanizmalar üzerinden tepki verdiği belirtiliyor. Akdeniz Havzası’ndaki yağış ve sıcaklık düzeni, çok sayıda iklim sisteminin etkileşimiyle şekillendiği için El Nino tek başına belirleyici bir unsur olarak değerlendirilmiyor.

Buna karşın küresel sıcaklık artışlarının Türkiye’nin mevcut iklim kırılganlığını artırabileceği ifade ediliyor. Olası senaryolar arasında uzun süren sıcak hava dalgaları, gece sıcaklıklarında artış, su kaynakları üzerinde baskı ve tarımsal üretimde dalgalanmalar öne çıkıyor.

Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise risk açısından daha hassas alanlar olarak öne çıkıyor.

ORMAN YANGINI RİSKİ VE SICAK HAVA DALGALARI

Uzmanlara göre Türkiye’de yaz aylarında yangın riski yüksek seviyelerde seyredebilir. Kış ve ilkbahar dönemindeki yağışların ardından hızla gelişen bitki örtüsünün kuruma sürecine girmesi, yangın yükünü artıran temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Sıcak hava dalgalarıyla birleşen bu tablo, yangınların hem yayılım hızını hem de şiddetini artırma potansiyeli taşıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.