Prof. Dr. Üşümezsoy’dan İstanbul depremi çıkışı: “25 kilometrelik hat kırılabilir”
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İstanbul’da beklenen büyük depreme ilişkin yaygın görüşlerden ayrılan açıklamalarda bulundu.
Türkiye, 6 Şubat depremlerinin ardından sarsıntı gerçeğiyle yüzleşmeye devam ederken, Marmara Denizi ve olası İstanbul depremine ilişkin tartışmalar yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Uzmanlar arasında farklı değerlendirmeler yapılırken, deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça dile getirilen Adalar segmentine ilişkin yaygın görüşe katılmadığını belirterek, bu hattın büyük bir deprem üretecek düzeyde aktif olmadığını savundu. Adalar fayında 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem için yeterli gerilim birikimi bulunmadığını öne süren Üşümezsoy, bölgede uzun süredir dile getirilen yüksek risk söylemlerinin bilimsel verilerle örtüşmediğini ifade etti.
“SİLİVRİ–KUMBURGAZ HATTINA DİKKAT”
İstanbul’u etkileyebilecek olası bir deprem için tek bir bölgeye işaret eden Üşümezsoy, Silivri ile Kumburgaz arasında uzanan yaklaşık 25 kilometrelik fay segmentine dikkat çekti. Bu hattın 2009’dan bu yana risk taşıdığını belirten Üşümezsoy, burada meydana gelebilecek bir depremin 6.0 ile 6.5 büyüklüğünde olabileceğini dile getirdi.
23 Nisan 2025’te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem öncesinde söz konusu bölgeye ve büyüklük aralığına işaret ettiğini belirten Üşümezsoy, Marmara’daki bazı fay segmentlerinde büyük çaplı bir deprem için gerekli enerji birikiminin bulunmadığını savundu.
“YIKICI BÜYÜK DEPREM İHTİMALİ MASADA DEĞİL”
Kuzey Marmara genelinde uzun süredir dile getirilen “büyük İstanbul depremi” senaryosuna da değinen Üşümezsoy, yıkıcı ölçekte bir depremin artık gündemde olmaması gerektiğini ileri sürdü. Bu değerlendirmesiyle diğer bazı uzmanların görüşlerinden ayrılan Üşümezsoy, tartışmaların bilimsel zeminde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Açıklamalarında deprem yönetimi politikalarına da değinen Üşümezsoy, 1999’dan bu yana sürdürülen “büyük deprem” söylemi üzerinden uluslararası kaynak sağlandığını iddia etti. Bu fonların yeterince etkin kullanılmadığını savunan Üşümezsoy, deprem hazırlık süreçlerinin bilimsel verilere dayandırılması gerektiğini belirtti.
Depreme dayanıklı yapı üretiminin inşaat sektörünün sorumluluğunda olduğunu ifade eden Üşümezsoy, fay hatlarının doğru analiz edilmesinin ise bilim insanlarının görevi olduğunu kaydetti. Yanlış fay modelleri üzerinden politika üretilemeyeceğini söyleyen Üşümezsoy, tartışmaların veri temelli yürütülmesi çağrısında bulundu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.