Prof. Dr. Osman Bektaş: “Bölge pasif değil”
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine dikkat çeken Osman Bektaş, Doğu Karadeniz kıyı hattının “deprem üretmez” algısının gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Türkiye’de deprem riski gündemdeki ağırlığını korurken, Doğu Karadeniz’e ilişkin yerleşik kanaatleri tartışmaya açan dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine atıf yapan Osman Bektaş, kamuoyunda sıkça dile getirilen “Doğu Karadeniz sahili deprem üretmez” yaklaşımının bilimsel bulgularla örtüşmediğini açıkladı.
DOĞU KARADENİZ SAHÎLİ DEPREMSELLİĞİ
— Prof. Dr. Osman Bektaş (@profobektas) February 24, 2026
Doğu Karadeniz sahili “deprem üretmez” algısı doğru değil.
Kandilli Rasathanesi verilerine göre kıyı kesiminde M>3 depremler yaygın.
Bu, bölgenin tektonik olarak tamamen pasif olmadığını ve kabuğun gerilim altında olduğunu gösterir.
Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bektaş, Doğu Karadeniz kıyı hattında 3 ve üzeri büyüklükteki depremlerin yaygınlığına dikkat çekerek, bölgenin tektonik açıdan tamamen pasif olmadığını ve yer kabuğunda gerilim birikiminin sürdüğünü belirtti.
SİSMİK KAYITLAR NE SÖYLÜYOR?
Kandilli’nin uzun yıllara dayanan ölçümleri, kıyı kesiminde belirli aralıklarla meydana gelen depremlere işaret ediyor. Bu tablo, bölgenin bütünüyle “sismik açıdan güvenli” olarak değerlendirilmesinin bilimsel temelden yoksun olabileceğini ortaya koyuyor. Bektaş’a göre, deprem tehlikesini yalnızca büyük fay hatları üzerinden okumak, sahadaki gerçekliği eksik yansıtıyor.
Risk sadece deprem büyüklüğü değildir.
— Prof. Dr. Osman Bektaş (@profobektas) February 24, 2026
Dolgu alanları, gevşek alüvyon zeminler ve yamaç hareketleri küçük–orta depremlerde bile hasarı büyütebilir.
Asıl mesele:
■ Dağ yükselirken, kıyı yamaçları daha hızlı aşağı kayabiliyor
■ Zemin kalitesi
■ Yapı dayanımı
■Bilimsel planlama pic.twitter.com/JNqNq6sgyQ
RİSK YALNIZCA BÜYÜKLÜKLE SINIRLI DEĞİL
Uzman değerlendirmesinde, asıl kırılganlığın zemin özellikleri ve yapı kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğu belirtiliyor. Özellikle kıyı şeridindeki dolgu alanlar, gevşek alüvyon zeminler ve eğimli topoğrafya, düşük ve orta büyüklükteki depremlerde dahi hasar potansiyelini artırabiliyor.
Dağlık yapının devam ettiği Doğu Karadeniz’de, yükselme süreçleriyle birlikte yamaç dengesizliğinin hızlanabileceği; bunun da deprem anında heyelan ve zemin büyütmesi riskini tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Bektaş’ın dikkat çektiği temel başlıklar şöyle sıralanıyor:
Zemin niteliği ve yerel zemin davranışı
Yapıların mühendislik ve denetim standartları
Yamaç stabilitesi ve kütle hareketleri
Bilimsel planlama ve risk temelli şehirleşme
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.