İstanbul’un sel hafızası yeniden gündemde: 75 yılda yaşanan büyük felaketler! 1951’den bu yana en kötüsü bu yıl mı oldu?
İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan şiddetli sağanak, kentin geçmişte yaşadığı büyük sel felaketlerini yeniden gündeme taşıdı. Beykoz’da metrekareye 255,8 kilogram yağış düştüğü bildirilirken, su baskınları ve taşkınlar nedeniyle kent genelinde binlerce ihbar yapıldı. Son yağışlarda iki kişi hayatını kaybetti.
İstanbul Valisi Davut Gül, kentte uzun yılların en yüksek yağış miktarlarından birinin kaydedildiğini belirtirken, tarihsel veriler İstanbul’un farklı dönemlerde benzer afetlerle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor. 1951’den 2009’a uzanan süreçte çok sayıda ev ve iş yeri sular altında kaldı, ulaşım aksadı ve can kayıpları yaşandı.
1951’DE BİNLERCE EVİ SU BASTI
İstanbul’da 1951 yılının haziran, temmuz ve ağustos aylarında etkili olan şiddetli yağışlar, ciddi can ve mal kayıplarına yol açtı.
Tarihsel kayıtlara göre haziran ayındaki selde iki kişi, temmuz ayındaki taşkınlarda ise 10 kişi hayatını kaybetti. Temmuz ayında ayrıca dokuz kişi yaralandı. Aynı dönemde 223 evin hasar gördüğü, yaklaşık 2 bin evin su altında kaldığı kaydedildi.
Arnavutköy ile Bebek arasındaki bölgelerin çamurla kaplandığı, Ayasofya Müzesi’nin de yağışların neden olduğu tahribattan etkilendiği aktarıldı. Ağustos ayında yaşanan selin yol açtığı maddi zararın da dönemin koşullarında oldukça yüksek olduğu belirtildi.
1955’TE BİNA ÇÖKTÜ, 14 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
18 Ağustos 1955’te İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki birçok semtte şiddetli yağışların ardından su baskınları yaşandı.
Karagümrük, Samatya, Langa, Küçükmustafapaşa, Şehremini, Eyüpsultan, Kumkapı, Balat ve Kasımpaşa, selden etkilenen bölgeler arasında yer aldı.
Tarihsel kaynaklarda, Fatih’te çöken bir apartmanda 14 kişinin hayatını kaybettiği, beş kişinin de yaralandığı bilgisi yer aldı. Can kayıplarının doğrudan bina çökmesi nedeniyle yaşandığı belirtildi.
Aynı yıl kasım ayında etkili olan yeni bir yağış dalgası ise Yenikapı, Kumkapı, Eyüp, Balat, Kasımpaşa, Karaköy, Kadıköy, Bebek, Kâğıthane ve Bakırköy başta olmak üzere birçok bölgede su baskınlarına neden oldu.
1957 VE 1958’DE TAŞKINLAR YAŞANDI
22 Ağustos 1957’de İstanbul’da etkili olan şiddetli yaz yağmurlarında metrekareye 25 kilogram yağış düştüğü kaydedildi. Yağışın ardından 150’den fazla ev sular altında kaldı, cadde ve meydanlarda su birikintileri oluştu.
18 Mart 1958’deki yağışlarda ise Elmalı ve Bahçeköy bentleri taştı. Su baskınları nedeniyle yaklaşık 1.500 evin sakini tahliye edildi. Bu iki olaya ilişkin tarihsel kaynaklarda kesinleşmiş can kaybı sayısı bulunmuyor.
1968’DE FIRTINA VE SAĞANAK ETKİLİ OLDU
20 Ağustos 1968’de etkili olan fırtına ve şiddetli yağışlar, İstanbul’un farklı ilçelerinde hasara yol açtı.
Kadıköy’de çatıların uçtuğu olayda Beşiktaş, Zeytinburnu, Eyüpsultan, Balat ve Hasköy’de su baskınları meydana geldi. Çok sayıda sandalın battığı bildirildi.
Olayın yol açtığı toplam hasar ve can kaybına ilişkin başvurulan tarihsel kaynaklarda kesin bir bilanço yer almadı.
1974’TE KÂĞITHANE DERESİ TAŞTI
Mayıs 1974’te iki gün boyunca devam eden yağışlar, Kâğıthane Deresi’nin taşmasına neden oldu. Taşkın sonucunda 1.000’den fazla ev sular altında kaldı, üç kişi yaşamını yitirdi.
Dere yakınındaki bir fabrikada da milyonlarca liralık zarar meydana geldi. Yaşananlar, dere yataklarının taşmasının yerleşim alanları ve sanayi tesisleri açısından oluşturduğu tehlikeyi gözler önüne serdi.
1981’DE GÜNLÜK YAĞIŞ REKORU KAYDEDİLDİ
1981 yılı, İstanbul’un meteorolojik kayıtlarında öne çıkan dönemlerden biri oldu.
Kandilli Rasathanesi ölçümlerine dayanan araştırmalarda, o yılın yıllık yağış miktarı 1.289 milimetre olarak hesaplandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün günlük yağış istatistiklerinde ise 10 Eylül 1981’de İstanbul’da metrekareye 136,1 kilogram yağış düştüğü bilgisi yer aldı.
Aynı yılın farklı dönemlerinde etkili olan yağışlar, su baskınlarına ve trafik kazalarına da neden oldu.
1987’DE CADDELER 1,5 METRE SU ALTINDA KALDI
1987 yazında İstanbul’u etkisi altına alan şiddetli yağışlar, bazı bölgelerde ciddi taşkınlara yol açtı. Sel sularına kapılan iki kişi boğularak hayatını kaybetti.
Feriköy Deresi’nde ve Gaziosmanpaşa’daki İSKİ kolektörlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle bazı caddelerin yaklaşık 1,5 metre suyla kaplandığı bildirildi.
Yağışlar yalnızca ulaşımı değil, telefon santrallerini ve elektrik dağıtımını da olumsuz etkiledi.
2009’DA AYAMAMA DERESİ FELAKETİ: 31 CAN KAYBI
İstanbul’un yakın tarihindeki en ağır sel felaketlerinden biri, Eylül 2009’da yaşandı. 7-13 Eylül döneminde etkili olan yağışların en ağır sonuçları 8 ve 9 Eylül tarihlerinde ortaya çıktı.
İstanbul Üniversitesi bünyesinde hazırlanan akademik çalışmada, 9 Eylül’de metrekareye yaklaşık 90 kilogram yağış düştüğü belirtildi.
Ayamama Deresi ve kollarının taşmasıyla İkitelli, Basın Ekspres Yolu çevresi, İSTOÇ ve Mahmutbey-Yeşilköy bağlantı yolu başta olmak üzere birçok bölge sular altında kaldı. İş yerleri, sanayi tesisleri ve ulaşım güzergâhları büyük zarar gördü.
Felakette 31 kişi hayatını kaybetti, dokuz kişi kayboldu. Akademik çalışmada, olayın ekonomik bilançosunun 700 milyon liraya ulaştığı aktarıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesinin kayıtlarına göre, İkitelli Basın Ekspres Yolu’nda araçlarında mahsur kalan yaklaşık 50 kişi kurtarıldı.
Felaketin etkisini artıran unsurlar arasında dere yatakları ve taşkın alanlarındaki yapılaşma ile köprü ve menfezlerin su akışını zorlaştırması gösterildi.
2017’DE SAĞANAK VE FIRTINA ULAŞIMI AKSATTI
27 Temmuz 2017’de İstanbul’da etkili olan kuvvetli sağanak, özellikle Avrupa Yakası’nda günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Kısa sürede yoğunlaşan yağış, bazı cadde ve sokaklarda su birikintilerine neden olurken trafik ve deniz ulaşımında da aksamalar yaşandı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, 28 Eylül 2017’de Sarıyer Kireçburnu’nda metrekareye 128,9 kilogram yağış kaydedildi.
Temmuz ayındaki fırtına sırasında ise 228 ağacın devrildiği ve 88 çatının uçtuğu bildirildi.
2026’DA REKOR YAĞIŞ: BİNLERCE İHBAR YAPILDI
14 Ekim 2026’da başlayan ve gece boyunca etkisini sürdüren sağanak, İstanbul’un birçok ilçesinde su baskınlarına ve ulaşım sorunlarına yol açtı.
İstanbul Valiliğinin 14 Ekim saat 06.00 ile 20.00 arasını kapsayan açıklamasına göre, AFAD ve 112 Acil Çağrı Merkezine toplam 2 bin 518 ihbar ulaştı.
İhbarların 1.277’si su baskını, 15’i heyelan, 47’si mahsur kalma, 13’ü ağaç devrilmesi ve ikisi çatı uçmasıyla ilgiliydi. Ayrıca 76 araç, 808 konut ve 280 iş yerine ilişkin bildirim yapıldı.
BEYKOZ’DA METREKAREYE 255,8 KİLOGRAM YAĞIŞ
Valiliğin ilk paylaştığı ölçümlerde Beykoz-Ömerli’de metrekareye 193,84 kilogram, Arnavutköy’de 125,9 kilogram, Sarıyer-İTÜ Maslak’ta 124,72 kilogram yağış düştüğü bildirildi.
Daha sonraki haberlerde Beykoz’daki yağış miktarının metrekareye 255,8 kilograma ulaştığı aktarıldı. Bazı ölçüm noktalarında 1985’ten bu yana kaydedilen en yüksek yağış değerlerinden birine ulaşıldığı belirtildi.
SON YAĞIŞLARDA İKİ KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
14 Ekim’de başlayan sağanağın ardından yaşanan olaylarda iki kişi yaşamını yitirdi.
Fatih’in Balat Mahallesi’ndeki Çukurbostan Parkı’nda 14 yaşındaki bir çocuk, su birikintisine bastığı sırada elektrik akımına kapıldı. Hastaneye kaldırılan çocuk, doktorların müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Sarıyer’de ise 34 yaşındaki bir kişinin sel sularının etkili olduğu sırada düşerek başını kaldırıma çarpması sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.
OKULLAR TATİL EDİLDİ, BİNLERCE PERSONEL SAHAYA ÇIKTI
Şiddetli yağışın ardından İstanbul’da 15 Ekim Perşembe günü eğitime ara verildi. Bazı kamu çalışanları için idari izin kararı alınırken motosiklet ve benzeri iki tekerlekli araçların trafiğe çıkışı da geçici olarak yasaklandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, müdahale çalışmalarında 8 bin 392 personel ile 2 bin 246 araç ve iş makinesinin görev yaptığını açıkladı. Su baskınları nedeniyle binalarda ve yollarda mahsur kalan kişilerin kurtarılması için ekipler çalışma yürüttü.
İstanbul’un geçmişten bugüne uzanan sel kayıtları, aşırı yağışların yalnızca günlük yaşamı değil, altyapıyı, ulaşımı ve can güvenliğini de etkileyebildiğini gösteriyor. Uzmanların sık sık gündeme getirdiği dere yataklarının korunması, altyapının güçlendirilmesi ve taşkın riskinin yüksek olduğu bölgelerde önlem alınması, benzer afetlerin etkilerini azaltmak açısından önem taşıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.