Enkaz başında verilen parka, 3 yıl sonra sahibini buldu
Hatay’da 6 Şubat depremlerinde annesini kaybeden üniversite öğrencisi Beliz Aydın, enkaz başında kendisine parkasını veren emekli Albay Raşit Çelik ile üç yıl sonra yeniden bir araya geldi.
6 Şubat depremlerinde annesini kaybeden, ağabeyi ise iki bacağını yitiren üniversite öğrencisi Beliz Aydın (19), enkaz başında üşümemesi için parkasını veren emekli Albay Raşit Çelik ile Milli Savunma Bakanlığı’nın organizasyonunda yeniden bir araya geldi. Duygusal anların yaşandığı buluşmada Aydın, üç yıldır sakladığı parkayı Çelik’e teslim ederken, “Beni çok güvende hissettirdiniz” sözleri dikkat çekti.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ağır yıkım yarattığı Antakya’nın Cebrail Mahallesi’nde yaşayan Beliz Aydın, annesi Betül Günyaşar ve ağabeyi Abdurrahman Aydın ile birlikte enkaz altında kaldı. Hafif yaralarla kurtarılan Beliz Aydın’ın annesi ve ağabeyi 16 saat sonra yaralı olarak enkazdan çıkarıldı. Kurtarma çalışmalarını takip eden emekli Albay Raşit Çelik, soğuk havada enkaz başında bekleyen Aydın’a parkasını verdi. Hastaneye kaldırılan Betül Günyaşar yaşamını yitirirken, Abdurrahman Aydın’ın iki bacağı ampute edildi. Aydın, depremden bu yana kendisine emanet edilen parkayı özenle sakladığını ve sahibine iade etmek için gün saydığını dile getirdi.
Beliz Aydın’ın çağrısı üzerine Milli Savunma Bakanlığı’nın düzenlediği organizasyon kapsamında emekli Albay Raşit Çelik, depremin üçüncü yıl dönümünde Hatay’a geldi. Çekmece Mahallesi’nde gerçekleşen buluşmada Çelik, Beliz Aydın ve ağabeyine hatıra olarak komando beresi ve tablet hediye etti. Abdurrahman Aydın’a ise akülü tekerlekli sandalye verildi.
6 Şubat depreminin simgesi olan baba konuştu: Bu acı hiç geçmiyor
Buluşmada konuşan Abdurrahman Aydın, askerlerin deprem günü gösterdiği fedakarlığa vurgu yaparak, “Askerlerimiz beni ve annemi, canlarını riske atarak enkaz altından çıkardılar. Minnettarız. Allah razı olsun. Kardeşim orada tek başına kalmıştı, parkanızı vermiştiniz. Çok teşekkür ederiz” dedi.
Gözyaşlarını tutamayan Beliz Aydın ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Sizi en son annemin yanında görmüştüm. Soğukta ben tek başıma beklerken parkanızı verdiniz, bana o kadar güven verdi ki, tek başıma yalnız hissetmedim. Çevremdekilere bunu anlattığımda ‘Beliz, sen halüsinasyon gördün. O an çevrede kimse yoktu’ dediler ama ben ‘Hayır, üşüyordum. Rütbeli bir askerimiz geldi bana parkasını verdi’ dedim. Buna kimse inanmadı. Sizi görünce her şeyin düzeleceğine inandım ve o an hiç korkmadım. Üstümdeki parkanın beni koruyacağını düşündüm. Sizin sayenizde güvende hissettim. O gün ağabeyimi ve annemi almaya geldiğinizde çok karanlıktı. Her şeyin düzeleceğine inanmıştım. Beni çok güvende hissettirdiniz.”
6 Şubat’ın yıl dönümünde kritik uyarı: Uzman isimden 3 il için deprem riski
Emekli Albay Raşit Çelik de deprem günü yaşananları aktarırken, üniformanın taşıdığı sorumluluğa dikkat çekti. Çelik, şunları söyledi:
“Deprem günü Reyhanlı'da konuşluyduk. Deprem haberini aldıktan sonra mülki amirimizin emrine girdik ve Reyhanlı'daki kurtarma faaliyetlerinden sonra Hatay'a geçtik. Yollar çok kötüydü, güzergahtaki köprü yıkıldığı için alternatif yollardan hızlıca geldik. Akşamüstü çok yağmur vardı, karanlıktı. Askerlerimizle enkazlarda vatandaşlarımızı kurtarmaya çalıştık. Sadece ben değil, askerlerimiz fedakarca, hayatlarını riske atarcasına enkazlardan vatandaşlarımızı çıkarmaya çalışıyordu. Burada sadece parka gündeme geldi ama işin görünmeyen bu yüzü var. Çok fazla faaliyetler icra edildi orada. Özellikle ilk 3 gün çok yoğun çalışma yürüttük. Keşke anneniz de hayatta olsaydı. Kurtardığımızda durumu çok iyi değildi, konuşuyordu ancak Allah rahmet eylesin. Görevimizi yaptık. Her birimiz farklı yerlerde farklı hayatlar kurtardık. Gerçekten üniformaya gözün gibi bakmışsın. Bu üniforma milletimizin bize vermiş olduğu bir emanet. Biz o üniformanın vermiş olduğu güçle görev yaptık. Sen de bu üniformanın bize verdiği onuru, haysiyeti gerçekten iyi saklamışsın. Bunun için sana teşekkür ediyorum kızım. O gün halkımızla beraberdik. Enkazdan insan çıkarıyorduk, yaralıları çıkarıyorduk. Ailelerini enkazdan çıkaran insanlar vardı. Halkımız gerçekten çok büyük. Büyük bir metanetle bu faaliyetleri gerçekleştirdik. Bir yandan da dışarıdan ‘Acaba ben ne yapabilirim’ diye düşünüp eline kazmasını, küreğini, çayını, çorbasını alıp insanlara yardım eden bir halk vardı. O gün onları gördükçe büyük kuvvet duyduk. O gün orada başarıya ulaştıysak halkımız sayesindeydi.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.