Ela Rümeysa Cebeci'den cezaevi itirafı: "İçeride en çok şunu düşündüm"

Ela Rümeysa Cebeci'den cezaevi itirafı: "İçeride en çok şunu düşündüm"

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra ev hapsi kararıyla tahliye edilen Ela Rümeysa Cebeci, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda cezaevi sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra yaklaşık 4 ay cezaevinde kalan ve daha sonra ev hapsi kararıyla tahliye edilen spiker Ela Rümeysa Cebeci, sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çekici paylaşımla yeniden gündeme geldi.

"İçeride tutamadıklarım" başlığıyla paylaşım yapan Cebeci, cezaevinde yaşadığı süreçte kendisiyle hesaplaştığını belirterek karakter, vicdan ve nefis üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Paylaşımında, "İçeride en çok şunu düşündüm: Nefis, insanı bir anda yenmez. Önce doğrularını tartıştırır. Sonra ilkelerini esnetmeye çalışır. Her tavize makul bir gerekçe bulur. İnsanı, doğrularından milim milim uzaklaştırır. Önce küçük bir taviz ister. Sonra bir tane daha. Çünkü karakter, büyük kararlarla değil; küçük tavizlerle aşınır" ifadelerini kullanan Cebeci, cezaevi sürecinin kendisi açısından önemli bir iç muhasebeye dönüştüğünü anlattı.

Cebeci paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"İçeride: İnsan En Çok Kendisiyle Sınanır. Bazı yolculuklar kilometrelerle ölçülmüyor.

Benim en uzun yolculuğum, birkaç metrekarenin içinde kendime doğru oldu. İçeri girmeden önce en büyük sınavın özgürlüğümü kaybetmek olduğunu sanıyordum.

Yanılmışım. Asıl sınav, ahlakını şartlara teslim etmemekmiş. İnsanın en büyük mücadelesi demir parmaklıklarla değil, kendi nefsiyle.

Demir kapılar sadece bedeninizi sınırlar. Nefsiniz ise karakterinizi. Aynı ateş, birini küle çevirir; birini çeliğe. Farkı belirleyen şey, yaşadıkları değil; yaşadıkları karşısında verdikleri kararlardır.

İnsan en çok, kimsenin onu alkışlamadığı zamanlarda kim olduğunu gösterir. İçeride en çok şunu düşündüm: Nefis, insanı bir anda yenmez. Önce doğrularını tartıştırır.

Sonra ilkelerini esnetmeye çalışır. Her tavize makul bir gerekçe bulur. İnsanı, doğrularından milim milim uzaklaştırır.

Önce küçük bir taviz ister. Sonra bir tane daha. Çünkü karakter, büyük kararlarla değil; küçük tavizlerle aşınır. Viktor Frankl, insanın elinden pek çok şey alınabileceğini; fakat yaşadığı koşullar karşısında nasıl bir tavır alacağını seçme özgürlüğünün elinden alınamayacağını söyler.

İçeride bunun ne demek olduğunu anladım. İnsan bazen özgürlüğünü kaybettiğinde değil, mazeretlerini kaybettiğinde kendisiyle tanışıyor.

Çünkü dışarıda insanın dikkatini dağıtacak, öfkesini besleyecek, kendini haklı çıkaracak yüzlerce sebep var.

İçeride ise geriye tek bir soru kalıyor: Bütün bunlara rağmen ben nasıl bir insan olarak kalacağım? Gerçek hürriyet, kapılar açıldığında başlamıyor. Gerçek hürriyet; en zor şartlarda bile ahlakını, vicdanını ve karakterini koruyabildiğinde başlıyor.

Acı herkesi güçlendirmez. Ama bazı insanlara kendini yeniden inşa etme fırsatı verir. Ben içeride en çok bunu öğrendim. Kendi hatalarımla yüzleştim. Eksiklerimle yüzleştim. Nefsimle yüzleştim. Ve anladım ki insanı büyüten şey, acının kendisi değil; o acının içinden nasıl bir insan olarak çıktığıdır. Bugün en çok şu sözü anlıyorum: Beni öldürmeyen şey güçlendirir. Friedrich Nietzsche."

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.