Devlet Bahçeli: Trump, ABD'yi Netanyahu'nun kuyruğuna taktı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında Orta Doğu’daki gelişmeleri değerlendirerek İsrail’in saldırgan politikalarını hakkında açıklamalarda bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin sert eleştirilerde bulundu.
Bahçeli, konuşmasında emperyalist güçlerin insani değerleri hiçe sayarak bölgedeki etkilerini artırmaya çalıştığını belirterek, “Maalesef bu durum Müslüman coğrafyaların kaderi haline gelmiştir. Aktörler değişse de sömürgeciler ve mazlumlar dengesi sürüyor” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Bugün yaşadığımız siyonist barbarlık... İsrail saldırgan politikalarıyla bölgeye adeta cehenneme çevirmiştir. İsrail, bölgenin huzuru için tehdittir. Ortadoğu'da bir rejim değişecekse o İsrail olmalıdır. Trump, ABD'yi Netanyahu'nun kuyruğuna taktı.
Bir yanda tarifsiz zenginlik ve doyumsuzluğun yarattığı sapkınlık, diğer yanda açlıktan ölen çocuklar ve sefaletin gölgesinde var olma mücadelesi veren masumlar bulunmaktadır. Her ne kadar 21. yüzyılın demokrasinin yaygınlaşması, hukukun üstünlüğünün hakim kılınması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve insanlığın ortak refahı ile mutluluğu açısından fırsatlar sunması beklense de, ikinci çeyreğine girdiğimiz bu yüzyıl uluslararası terörizm, göç, etnik çatışmalar, iç karışıklıklar, savaşlar, uluslararası hukuka aykırı çifte standartlar, açlık ve yoksulluk, zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasında büyüyen uçurum ve çevresel felaketler gibi sorunlarla ilerlemektedir.
Emperyalist güçler, insani duyarlılıkları ve uluslararası kuralları yok sayarak ya da ortadan kaldırarak kendi imtiyaz ağlarını genişletme çabası içindedir. Teknolojik ve ekonomik hakimiyetin sağladığı üstünlükle hedef alınan ülkelerde etnik ve dini unsurlar, istikrarsızlaştırmanın en önemli araçları ya da iş birliği aktörleri olarak kullanılmaktadır. Maalesef bu gelişmeler Müslüman coğrafyaların adeta kaderi haline gelmiştir.
Bölgemizde yaratılan nobranlığın, barbarlığın ve emperyalist heves ile emellerin önemli sebeplerinden biri de bundan 100 yıl önce kurgulanan, haritaların emperyalist masalarda çizildiği ve mazlum halkların sömürgeci canilere meze yapılmak istendiği Sykes-Picot düzeninin revize edilerek yeniden bölgemizde ve dünyada hakim kılınması arzusudur. Aktörler ve araçlar değişse de taraflar ve emeller hiç değişmemektedir. Bir tarafta bugünün sömürgecileri ve emperyalistler, diğer tarafta mazlumlar ve mahzunlar bulunmaktadır. Yeniden kurgulanan Sykes-Picot düzeninde ideolojik saplantıların ve teolojik sapkınlıkların iktidar olduğu İsrail'in İslam topraklarını işgal ve sömürme planı vardır.
Etnik, dini ve mezhepsel olarak binbir parçaya bölünmüş, istikrarsız, güvensiz, marjinalize edilmiş ve terörize edilmiş gruplarla çatışma ve kaosun egemen olduğu bir bölge hedeflenmektedir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde "Öyle insanlar vardır ki adeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir" buyurmuşlardır. Öyleleri de vardır ki şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir. Bugün yaşadığımız siyonist barbarlık, ABD ve İsrail ortak yapımı hukuksuzluğun, zulmün ve kötülüğün adeta şerrin anahtarıdır. İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiş ve huzur umudunun sönmesine neden olmuştur. Açıkça görülmektedir ki İsrail hem bölgenin hem de dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir. ABD'nin Orta Doğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı Batı ve Amerikan halkında büyük tepkiye ve öfkeye neden olmaktadır. İsrail'in katliam politikaları Yahudilerin dünya genelinde nasıl algılanacağına dair oldukça kötü ve köklü bir değişimin zeminini hazırlamıştır.
Daha önce de ifade edildiği gibi dünya Yahudilerinin İsrail'in bu halinin sürdürülemez olduğunu ve Yahudiliğe zarar verdiğini görmesi ve bunu insanlığa ilan etmesi gerekmektedir. Bize göre İsrail antisemitizmi üreten yeni bir araç haline gelmiştir ve bu sapkınlıktan arındırılması dünya Yahudiliği için de oldukça önemli ve kaçınılmazdır. Artık İsrail'in Netanyahu'ya mahkum ve mecbur olmadığının, Netanyahu'nun politika ve yaklaşımlarının Yahudiliği temsil etmediğinin yüksek sesle haykırılması zamanı gelmiştir. Orta Doğu'da bir rejim değişecekse bu İsrail olmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın kendi ülkesi dahil birçok ülkedeki savaş karşıtı protestoları dikkate alarak Netanyahu'yu ve İsrail'i sınırlandırması zorunluluk halini almıştır. Savaşları bitireceğim diyerek iktidara gelen Trump, bu savaşla kapanmayacak bir yara ve tamiri zor bir yıkım meydana getirmiştir.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.