Bahçeli: "CHP'nin çatısına çökmüştür"

Bahçeli: "CHP'nin çatısına çökmüştür"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında yaptığı konuşmada dünyadaki çatışmaların küresel bir krize dönüştüğünü söyledi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada küresel ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan çatışmalara dikkat çekerek, mazlumların yaşadığı acıların yalnızca ilgili ülkeleri değil, tüm insanlığı ilgilendiren bir sınav niteliği taşıdığını ifade etti. Yakın coğrafyada artan gerilimin genişleyerek daha büyük bir güvenlik sorununa dönüşme riski bulunduğunu belirtti.

Bahçeli'nin açıklamaları şöyle:

"Hepinizi muhabbetle ve en derin kardeşlik duygularımla selamlıyorum.

Dünyanın neresinde bir milletin barışı hedef alınsa, nerede bir mazlumun ahı yükselse orada yalnızca o ülkenin değil bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Bugün yakın coğrafyamızda yaşananlar da bize sadece savaşların, gerilimlerin ve diplomatik çekişmelerin seyrini değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insanlık duygularımızın seyrettiği istikametin vahim tablosunu göstermektedir. Atalarımız, "Ateş düştüğü yeri yakar." demiştir. Fakat bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş, yalnızca düştüğü yeri değil, sınırları aşan, bombalar yağdıran, gökleri karartan, denizleri kabartan ve dumanı kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür. Sözde barış çağrılarının gölgesinde yeni cepheler açılmakta, askeri yığınaklar büyümektedir.

Gerçeği bütün açıklığıyla söylemek mecburiyetindeyiz. Adalet terazisi şaşmış, güç dengeleri yerinden oynamıştır. Barış silah tacirlerinin kanlı iştahlarına kurban edilmektedir. Orta Doğu'da kazan kaynamakta bölgemizin kalbine her geçen gün yeni hançerler saplanmaktadır. Orta Doğu'daki gerilimi İran ile İsrail arasında bir çatışma olarak görmek büyük bir yanılgı olacaktır. Bu mesele yalnızca Tahran'ın, Tel Aviv'in, Washington'un veya Beyrut'un meselesi değildir. Bu mesele, Hürmüz Boğazı'ndan Doğu Akdeniz'e, Lübnan'dan Suriye'ye, Irak'ın kuzeyinden Kızıldeniz'e, Körfez'den Kıbrıs'a kadar uzanan, deniz ticaret yollarından petrol ve doğal gaz yataklarına, su güvenliği havzalarından enerji geçiş güzergâhlarına yayılan, bölgedeki tarihî, kültürel, etnik ve mezhepsel hassasiyetleri kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir.

Türk milleti köşeye sıkıştırılacak bir millet değildir. Türk milleti karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek bir millet değildir. Türkiye, ham hayaller kurularak çizilen haritaların kenarına sıkıştırılacak, eline bir avuç toprak verilip denizlerinden koparılacak bir ülke değildir. Bölgemizin topraklarına fitne tohumları ekmek, asırlık komşuları birbirine kırdırmak isteyen küresel şer şebekeleri iş başındadır. Biz esareti ayağının altında ezen haritalara sığmayıp nice devletler kuran, kuşatmaları paramparça eden çağların kapılarına Türk mührünü vuran aziz milletin evlatlarıyız.

İsrail'in bölgede uyguladığı saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyaset artık yalnız Filistin'i değil, Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangının haritasına dönüşmüştür. Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların ve hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyet, bugün Lübnan'da da aynı hain yöntemi sürdürmektedir. Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına da meydan okumakta, huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Vaat edilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah, milletlerin kaderini Siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi hâline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir.

ABD'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskını bölgeler yangını daha da derinleştirmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte diğer yanda Hürmüz'de askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bu nasıl barış arayışıdır. Bir ülke müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa orada diplomasi değil şantaj vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar insanlığı aldatamayacaktır.

Terörsüz Türkiye hedefinin ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Terörsüz Türkiye bölgesel fırtınal karşısında bağımsızlşığımızın zırhıdır. Türkiye üzerinde kurulan oyunu bozmaktır. İçerde kardeşlik hukukumuza doğrultulan namlulara fırsat veremeyiz.Terörsüz Türkiye hedefi hedefini korumak ihanet şebekelerinin planını bozma hedefidir.

Belediyelerin rant iddialarıyla anılır hale gelmesi ibretlik bir tablet. Yerlede başlayan bu çözülme CHP'nin çatısına çökmüştür. Genel merkeze sirayet etmiştir. CHP bugün milletin karşısına koltuk kavgasının yönetim krizinin hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır. Sağ duyu ile karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okunması alamettir."

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.