Prof. Dr. Osman Bektaş'tan İstanbul depremi çıkışı: 'Eksik halka' iddiası dikkat çekti

Prof. Dr. Osman Bektaş'tan İstanbul depremi çıkışı: 'Eksik halka' iddiası dikkat çekti

İstanbul'da beklenen olası büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, Prof. Dr. Osman Bektaş Marmara'daki "eksik halka" olarak tanımlanan 1766 segmentine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.

Marmara Denizi'nde beklenen olası büyük depreme ilişkin bilimsel tartışmalar devam ederken, Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş'ın son analizi dikkat çekti. Marmara'daki fay sistemini infografikle değerlendiren Bektaş, yaklaşık 260 yıldır büyük deprem üretmediği belirtilen 1766 segmentinin neden kırılmadığı sorusuna bilimsel veriler ışığında yanıt aradı. Bektaş, deprem riskinin sürdüğünü ancak İstanbul depremi için kesin tarih vermenin doğru olmadığını vurguladı.

Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nde 1766'dan bu yana büyük deprem üretmediği belirtilen segmentin kamuoyunda "eksik halka" olarak tartışıldığını belirtti.

Bektaş'a göre batıda 1912 depremi ve sonraki deprem dizileri, doğuda ise 1963 ve 1999 depremleri yaşanmasına rağmen bu iki alan arasında kalan Orta Marmara segmentinin büyük bir deprem üretmemesi, fayın davranışının farklı olabileceğine işaret ediyor.

"LEVHA HAREKETİ TEK FAY ÜZERİNDEN İLERLEMİYOR OLABİLİR"

Bektaş, Marmara'daki tektonik hareketin yalnızca Ana Marmara Fayı boyunca gerçekleşmediğini söyledi.

Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurları çevresindeki tali fayların da levha hareketine katılıyor olabileceğini belirten Bektaş, gerilimin farklı fay sistemleri arasında paylaşılmasının ana fay üzerindeki enerji birikimini azaltabileceğini ifade etti.

hmc5subxwaaydb3.jpeg

"SÜRÜNME" MEKANİZMASINA DİKKAT ÇEKTİ

Bektaş'ın dikkat çektiği bir diğer olasılık ise bilimsel literatürde "creep" (fay sürünmesi) olarak adlandırılan mekanizma oldu. Buna göre söz konusu segment tamamen kilitli olmayabilir. Fay hattı zaman içerisinde yavaş kaymalar ve küçük-orta büyüklükte depremlerle biriken enerjinin bir bölümünü boşaltıyor olabilir. Bektaş, bu durumun büyük depremin oluşma zamanını geciktirebileceğini değerlendirdi.

"250 YILLIK PERİYOT" YORUMLARINA UYARI

Prof. Dr. Bektaş, yalnızca 1766 depreminden bu yana geçen süreye bakılarak "İstanbul depreminin zamanı geldi" sonucuna varmanın bilimsel açıdan doğru olmadığını belirtti.

Deprem döngülerinin sabit çalışan bir saat gibi değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bektaş, fayların kilitlenme durumu, gerilim aktarımı, tali fayların etkisi ve sürünme mekanizmasının birlikte incelenmesi gerektiğini söyledi.

"RİSK DEVAM EDİYOR"

Bektaş, 1766 segmentinin bugüne kadar büyük deprem üretmemesinin İstanbul'daki deprem riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğinin altını çizdi. Marmara'daki deprem tehlikesinin doğru değerlendirilebilmesi için tüm jeolojik ve jeofizik verilerin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Kamuoyunda sıkça dile getirilen "İstanbul depremi kapıda" ya da "saat doldu" şeklindeki açıklamalara da değinen Bektaş, bu tür ifadelerin çağdaş deprem bilimiyle örtüşmediğini söyledi.

Bektaş, "Deprem için kesin zaman verilemez olasılık verilir." diyerek, bilimsel değerlendirmelerin kesin tarihler üzerinden değil, olasılık hesapları ve çok yönlü fay analizleriyle yapılması gerektiğini vurguladı.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.