Prof. Dr. Osman Bektaş açıkladı: Marmara'nın jeolojik yapısı deprem enerjisini nasıl dağıtıyor?
Yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi’ndeki fay hattı yapısının sismik enerjiyi dağıtma biçimine dair yeni bir değerlendirmede bulundu. Bektaş, Marmara’nın "şok emici" bir mekanizma gibi davranabileceğini vurguladı.
Büyük İstanbul depremi tartışmaları sürerken, yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi'nin sismik yapısına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bektaş, Marmara'nın parçalı fay yapısı, yüksek ısı akısı ve fay zonlarındaki akışkanların varlığı sayesinde enerjiyi farklı şekilde dağıtan kompleks bir sistem olduğunu belirtti.
"MARMARA ŞOKU EMİCİ GİBİ DAVRANIYOR"
Prof. Dr. Bektaş, bölgedeki jeolojik koşulların deprem dalgaları üzerindeki etkisini şöyle açıkladı: "Marmara’daki yüksek ısı akısı ile fay zonlarındaki gaz ve su gibi akışkanlar, yer kabuğunun kırılganlığını azaltıyor. Bu ortamdan geçen sismik dalgalar, binaları yıkan yüksek frekanslı bileşenlerini kaybederek daha düşük frekanslı, uzun periyotlu salınımlara dönüşüyor. Bu durum, fay hattının bir nevi şok emici gibi davranmasını sağlıyor."

1963 VE 2025 DEPREMLERİ ÖRNEĞİ
Geçmişteki sismik olayları bu çerçevede değerlendiren Bektaş, 1963 Adalar-Çınarcık ve 2025 Silivri-Kumburgaz depremlerini örnek gösterdi. Söz konusu depremlerde enerjinin daha uzun sürede boşaldığını belirten Bektaş, bu tür "yavaş sismik olayların" yüksek frekanslı yıkıcı dalgaların etkisini sınırladığını ifade etti. Bektaş, bu jeolojik yapı nedeniyle her 6.0 büyüklüğündeki depremin aynı oranda yıkıma yol açmayabileceğine dikkat çekti.
"TEHLİKE GÖZ ARDI EDİLMEMELİ"
Bu bulguların İstanbul için sismik tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan Prof. Dr. Bektaş, asıl önemli olanın depremin büyüklüğünden ziyade, sismik enerjinin binalara hangi frekans içeriğiyle ulaştığı olduğunu belirtti.
Açıklamasında bilimsel verilerin önemine işaret eden Bektaş, "Doğru bilgi paniği azaltır; hazırlık ise can kaybını önler. Marmara'daki deprem riskini fayın yapısı, kabuk özellikleri ve zemin hareketleri gibi çok değişkenli unsurlarla değerlendirerek, bilim ışığında daha dirençli bir İstanbul inşa edebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.