Nazi arkeologların 90 yıl önceki projesi ortaya çıktı
Nazi Almanyası döneminde faaliyet gösteren Ahnenerbe adlı kuruluşun, İskandinavya’daki Tunç Çağı kaya oymalarını sözde “Aryan ırkının” geçmişine dair kanıt olarak kullanmak istediği ortaya çıktı.
Nazi döneminde arkeolojinin ideolojik amaçlarla nasıl kullanıldığına ilişkin dikkat çekici ayrıntılar gün yüzüne çıktı. Akademik dergi Antiquity’de yayımlanan yeni araştırma, SS lideri Heinrich Himmler tarafından desteklenen Ahnenerbe kuruluşunun 1930’lu yıllarda İskandinavya’da yürüttüğü çalışmaları mercek altına aldı.
Uppsala Üniversitesi’nden Mattias Legner tarafından hazırlanan araştırmada, 1935 ve 1936 yıllarında gerçekleştirilen seferlere ilişkin arşiv belgeleri ile günümüze ulaşan fiziksel materyaller incelendi.
İSKANDİNAVYA’DAN 221 KAYA OYMASININ KALIBINI ÇIKARDILAR
Araştırmaya göre Hollanda asıllı araştırmacı Herman Wirth, Ahnenerbe’nin kurulmasının ardından 1936’da İskandinavya’ya giderek Tunç Çağı’na ait kaya sanatlarının alçı kalıplarını çıkardı.
Çalışma kapsamında toplam 221 kaya oymasının kalıbı hazırlandı. Kalıpların önemli bölümü, İsveç’in batı kıyısında bulunan ve tarih öncesi kaya sanatı bakımından zengin Bohuslän bölgesinden elde edildi.
Araştırmacılar, kalıplarla birlikte projeye ilişkin arşiv belgelerini de inceleyerek Wirth’in bu materyalleri hangi amaçla topladığını ortaya çıkarmaya çalıştı.
Belgeler, projenin yalnızca arkeolojik kayıt tutma amacı taşımadığını gösterdi.
KAYA OYMALARINI “ARYANLARIN KUTSAL METİNLERİ” OLARAK GÖSTERMEK İSTEDİLER
Wirth’in planına göre İsveç’teki tarih öncesi kaya sanatının bulunduğu manzara Almanya’da kurulacak büyük bir açık hava müzesinde yeniden oluşturulacaktı.
İskandinavya’dan getirilen kaya oymalarının kopyaları burada sergilenecek ve bu semboller, sözde kadim “Aryan uygarlığının kutsal metinleri” olarak sunulacaktı.
Wirth, kaya üzerindeki sembollerin yalnızca görsel betimlemeler olmadığına inanıyordu. Bu işaretlerin dünyanın en eski yazı sistemini oluşturduğunu ve kadim bir Nordik dine ait mesajlar içerdiğini savunuyordu.
Bazı kaya oymalarını kendi ideolojik yaklaşımı doğrultusunda yorumlayan Wirth, ayak izini andıran bir figürü “Tanrı’nın oğlu” şeklinde değerlendirerek bunu İsa figürüyle ilişkilendirmişti.
Himmler ve Wirth, bu sembollerin sözde “Nordik ırkın” üstünlüğünü kanıtladığını ileri sürüyordu.
ATLANTİS EFSANESİNİ NAZİ İDEOLOJİSİYLE BİRLEŞTİRDİLER
Söz konusu düşünceler, 19. yüzyıldan itibaren Almanya’daki milliyetçi ve “völkisch” çevrelerde yaygınlaşan ırkçı anlatılara dayanıyordu.
Bu anlayışa göre Almanlar ve İskandinav halkları, efsanevi Atlantis kıtasından geldiği ileri sürülen kadim bir topluluğun devamıydı. Bu topluluğun zaman içerisinde başka halklarla karışması nedeniyle sözde üstün özelliklerini kaybettiği öne sürülüyordu.
Heinrich Himmler de bu görüşlere büyük ilgi gösteriyordu. Himmler, bilimsel çevrelerde görüşleri kabul görmeyen Herman Wirth ile birlikte 1935 yılında Ahnenerbe’yi kurdu.
Kuruluşun temel hedeflerinden biri, Alman halkının geçmişine ilişkin Nazi ideolojisini destekleyecek arkeolojik ve tarihsel kanıtlar ortaya çıkarmaktı.
AMAÇ GEÇMİŞİ ANLAMAK DEĞİL, GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRMEKTİ
Araştırmaya göre Wirth’in hedefi yalnızca tarih öncesi toplumları incelemek değildi. Geçmişe ilişkin kurguladığı anlatıyı kullanarak kendi tasarladığı toplumsal düzenin yeniden kurulmasını sağlamaya çalışıyordu.
Wirth, Nordik halkların birleştiği, kapitalizm ve komünizmin yanı sıra Yahudi etkisinden arındırılmış, tarıma dayalı bir toplum modelini savunuyordu.
Bu nedenle Almanya’da kurulması planlanan açık hava müzesi de sıradan bir arkeoloji müzesi olarak tasarlanmamıştı. Müze aracılığıyla Alman toplumunun modern kent yaşamından uzaklaşarak Wirth’in sözde “ilksel kökleri” olarak tanımladığı yaşam biçimine dönmesi amaçlanıyordu.
Böylece gerçek arkeolojik buluntular, bilimsel bağlamlarından koparılarak Nazi ideolojisini destekleyen kurgusal bir geçmişin kanıtı haline getirilecekti.
WİRTH İLE HİMMLER’İN İLİŞKİSİ BOZULDU
Ancak proje hayata geçirilemedi. Wirth’in eski Germen toplumlarında kadınların siyasi ve dini alanlarda liderlik yapabildiğini savunması, Himmler ile arasındaki ilişkilerin bozulmasına yol açtı.
Wirth daha sonra Ahnenerbe’den uzaklaştırıldı. Almanya’da kurulması planlanan açık hava müzesi de hiçbir zaman tamamlanamadı.
İsveç’ten çıkarılan yüzlerce alçı kalıp ise Nazi döneminde arkeoloji ve mitolojinin ırkçı bir ideolojiyi desteklemek amacıyla nasıl kullanılmaya çalışıldığının somut örneklerinden biri olarak kaldı.
NAZİ DÖNEMİNİN KALIPLARI BUGÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ ARAŞTIRIYOR
Projenin günümüze uzanan en dikkat çekici yönlerinden biri ise yaklaşık 90 yıl önce hazırlanan kalıpların bugün bilimsel araştırmalarda kullanılması oldu.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avusturya ve Almanya’daki depolarda muhafaza edilen kalıplar, uzun süre kamuya açık şekilde sergilenmedi.
2018’de hayatta kalan kalıpların büyük bölümü İsveç’teki Göteborg Üniversitesi’ne devredildi. Kalıpların bir bölümü bugün Vastergötlands Müzesi ve Stockholm Tarih Müzesi’nde korunuyor.
Arkeologlar, 1930’lu yıllarda alınan kalıpları modern 3 boyutlu lazer tarama teknolojisiyle inceleyerek günümüzdeki kaya oymalarıyla karşılaştırıyor.
Bu çalışmalar, aradan geçen yaklaşık 90 yılda asit yağmurları, hava kirliliği, artan yağışlar ve iklim değişikliğinin kaya sanatları üzerindeki etkisini ölçmeye de imkân sağlıyor.
Kaynak:En İyi Haberler
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.