İstanbul'dan da hissedildi: Yalova depremi sonrası Şener Üşümezsoy'dan açıklama
Marmara Denizi Yalova açıklarında 3,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İstanbul'da da hissedilen sarsıntı sonrası Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremin büyük bir sarsıntının habercisi olup olmadığını değerlendirdi.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yalova açıklarındaki depremin kamuoyunda sıkça gündeme gelen Büyük Marmara ya da Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini söyledi. Sarsıntının, 1999 Gölcük depreminin ardından stres aktarımının yaşandığı ikincil fay kollarından kaynaklandığını belirten Üşümezsoy, kırılmanın yaklaşık 1 kilometrekarelik küçük bir fay düzleminde meydana geldiğini aktardı.
"BÜYÜK DEPREM ÜRETME RİSKİ YOK"
Söz konusu tali fayların büyük ölçekli bir deprem oluşturabilecek yapıda olmadığını savunan Üşümezsoy, bu fay kollarında en fazla 5 büyüklüğü civarında sarsıntılar yaşanabileceğini ifade etti. Üşümezsoy, bu yapılar için "Büyük deprem üretme riski yok" dedi ve küçük fay kollarındaki hareketliliğin, ana fay hattındaki kırılmalarla aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
DEPREM İSTANBUL'DA NEDEN HİSSEDİLDİ?
3,5 büyüklüğündeki depremin İstanbul'da Kartal, Tuzla ve Anadolu Yakası'nın kıyı kesimlerinde hissedilmesine de değinen Üşümezsoy, bunun bölgedeki fay geometrisiyle açıklanabileceğini belirtti. Kuzeye, Tuzla yönüne doğru uzanan verev nitelikli ikincil fay kollarının bulunduğunu söyleyen Üşümezsoy, küçük büyüklükteki sarsıntının İstanbul'da hissedilmesinde bu yapının etkili olduğunu kaydetti.
İstanbul'da hissedilen Yalova depremiyle ilgili Ahmet Ercan'dan flaş açıklama
"ADALAR FAYI ÖLÜ BİR FAYDIR"
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Marmara Denizi'ndeki Adalar Fayı'na ilişkin daha önce dile getirdiği görüşünü yineledi. Adalar Fayı üzerinde büyük bir deprem beklenmesinin bilimsel bir dayanağı bulunmadığını savunan Üşümezsoy, "Adalar Fayı ölü bir faydır" ifadelerini kullandı. Adalar çevresinde meydana gelen sarsıntıların ana fay hattından değil, bu hattı kuzey yönünde kesen daha küçük ikincil faylardan kaynaklandığını öne sürdü. Üşümezsoy'un bu değerlendirmelerinin, Marmara'nın deprem tehlikesine ilişkin bilim insanlarının ortak görüşünü yansıtmadığı belirtilmelidir.
1999 GÖLCÜK DEPREMİNİN ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ
Üşümezsoy, 1999 Gölcük depreminde ana fay hattının kırılmasıyla biriken stresin büyük ölçüde boşaldığını, ancak bu stresin bir kısmının çevredeki ikincil fay kollarına aktarıldığını söyledi. Bu nedenle tali faylarda zaman zaman küçük çaplı kırılmalar yaşanabileceğini vurgulayan Üşümezsoy, Yalova açıklarında kaydedilen son depremi de bu süreçle ilişkilendirerek sarsıntının büyük Marmara depremiyle doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını savundu.
Kaynak:Haber Merkezi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.