İletişim Başkanı Duran: Soykırım ile yargılananların Türkiye’ye tarih dersi vermeye hakkı yok
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail hükümetinin 1915 olaylarını sözde "soykırım" olarak tanıma kararına çok sert tepki gösterdi.
İsrail yönetiminin parlamentoda ve kabine düzeyinde 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını resmi olarak tanıma adımı atmasının ardından Ankara-Tel Aviv hattındaki diplomatik gerilim zirveye tırmandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail'in bu kararının hukuki veya tarihi bir gerçekliğe değil, Filistin coğrafyasında işlediği savaş suçlarını örtbas etme gayretine dayandığını vurguladı.
"FİLİSTİNLİ MASUMLARIN KANINI ÖRTBAS ETME ÇABASI"
İletişim Başkanı Duran, İsrail'in aldığı kararın diplomatik bir hamle değil, uluslararası kamuoyunun dikkatini dağıtmaya yönelik beyhude bir strateji olduğunu belirtti. Duran, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür. İsrail’in 1915 olaylarını sözde ‘soykırım’ olarak tanıması, ellerine bulaşan Filistinli masumların kanını, Orta Doğu’da yürüttükleri devlet terörünü ve fütursuzca işledikleri insanlık suçlarını örtbas etme çabasının beyhude bir dışavurumudur."
ULUSLARARASI ADALET DİVANI'NDA YARGILANANLAR VİCDAN BEKÇİLİĞİ YAPAMAZ"
İsrail ordusunun Gazze Şeridi ve çevresinde yürüttüğü askeri operasyonlarda sivil altyapıyı sistematik olarak hedef aldığını hatırlatan Duran, Tel Aviv yönetiminin küresel hukuk önündeki statüsüne dikkat çekti. İsrail rejiminin hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve Birleşmiş Milletler mülteci kamplarını fütursuzca bombalayarak küresel vicdanı yaraladığı ifade edildi. Uluslararası hukuku, evrensel insan hakları beyannamelerini ve savaş hukukunu ayaklar altına alan bir yapının, ahlaki ve tarihi yükümlülüklerden bahsetmesinin küresel ölçekte bir tezat olduğu belirtildi.
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) canlı yayınlar ve somut deliller eşliğinde bizzat "soykırım" suçuyla yargı kürsüsünde oturanların, Türkiye’ye tarih dersi vermeye veya vicdan bekçiliğine soyunmaya zerre kadar hakkı olmadığı aktarıldı.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.