Ekrandaki her görüntü çocuğun zihninde 'güven kırılması' yaratıyor

Ekrandaki her görüntü çocuğun zihninde 'güven kırılması' yaratıyor

Kahramanmaraş'tan gelen görüntüler, yüzlerce kilometre uzaktaki çocukların dünyasında gece korkularına ve okul reddine dönüşebiliyor. Peki, çocukları dijital şiddet sarmalından nasıl koruyabiliriz? İşte ebeveynlerin izlemesi gereken o kritik yol haritası!

Okul saldırıları sonrasında genellikle fiziksel güvenlik önlemleri tartışılsa da, Dr. İbrahim Adak meselenin çok daha derin bir psikolojik boyutu olduğuna dikkat çekiyor. Çocuklar için okul "en güvenli kale" olarak kodlanmıştır. Ancak sansasyonel haber dili, siren sesleri ve ağlayan insan görüntüleri bu kaleyi bir anda yerle bir edebiliyor. Yetişkinler "Bu olay çok uzakta oldu" diyerek mantıksal bir filtre kurabilirken, çocuklarda bu filtre henüz gelişmediği için ekrandaki her acı, kendi sınıflarına yönelmiş bir tehdit gibi algılanıyor.

Şiddet görüntülerine maruz kalan çocuklarda etkiler her zaman "korkuyorum" cümlesiyle dışa vurmuyor. Küçük yaş gruplarında uykusuzluk, tek başına yatamama ve ebeveyne aşırı bağlılık görülürken; ergenlerde bu durum yerini huzursuzluk, çatışma ve kontrolsüz öfkeye bırakabiliyor. Dr. Adak, eğer çocuğun gündelik işlevselliği bozuluyor ve bu korku hali birkaç gün içinde yatışmak yerine büyüyorsa, mutlaka profesyonel bir destek alınması gerektiğinin altını çiziyor.

Psikiyatride "özdeşleşme" kavramı, özellikle kırılgan ve izole hisseden bireyler için büyük bir risk taşır. Şiddet failini merkeze alan, eylemi dramatize eden veya şiddet uygulayan karakterleri "güçlü/dokunulmaz" gösteren yayınlar, bazı gençler için bir rol model zeminine dönüşebiliyor. Bu durum, şiddetin sadece korku yaymasına değil, aynı zamanda 'bulaşıcı' hale gelmesine neden oluyor.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.