Tarihin akışını değiştiren en tuhaf ve gizemli 6 yıldırım vakası
17
Şimşek fırtınaları pencerelerin arkasından hayranlıkla izlenen muazzam birer görsel şölen gibi görünse de, insanlık tarihi bu doğa olayının ezber bozan ve son derece tuhaf yüzüyle defalarca kez karşılaştı. Paratonerlerin henüz icat edilmediği dönemlerde şehirleri yok eden felaketlerden, mezarındaki insanı bile hedef alan absürt tesadüflere kadar tarihin en garip yıldırım vakalarını derledik.
27
Tarihin en takıntılı yıldırım hikayesi muhtemelen İngiliz Binbaşı Walter Summerford'a ait. I. Dünya Savaşı'nda Belçika cephesindeyken at sırtındayken üzerine düşen yıldırım nedeniyle belden aşağısı felç olan Summerford, iyileşip Kanada'ya yerleşti. Ancak talihsizlikler peşini bırakmadı; 1924'te nehir kenarında balık tutarken sığındığı ağaca ikinci kez yıldırım düştü. 1930'da bir parkta yürürken üçüncü kez vurulan ve tamamen yatağa mahkum kalan adam iki yıl sonra hayatını kaybetti. Hikayenin en ürkütücü kısmı ise öldükten 4 yıl sonra yaşandı. Mezarlığa düşen bir yıldırım, binbaşının mezar taşını paramparça etti!
37
"İnsan Paratoner" lakaplı ABD'li park görevlisi Roy Sullivan, Guinness Rekorlar Kitabı'na göre tam 7 kez yıldırım çarpmasından sağ kurtulmayı başardı. 1942 ile 1977 yılları arasında adeta fırtınaların hedefi olan Sullivan, her seferinde saçlarının yanmasına ve vücudunun su toplamasına alışmıştı. Öyle ki, son yıllarda fırtına bulutlarının kendisini takip ettiğine inanarak yanından bir kova su eksik etmezdi. Yaşadığı en garip anı ise yedinci çarpılmadan sonraydı. Yıldırım göğsünü yakıp geçerken, tam o sırada oltasındaki balığı çalmaya çalışan bir ayı ile boğuşmak zorunda kalmıştı.
47
Orta Çağ Avrupa'sında yıldırımların "şeytani birer güç" olduğuna inanılır ve bunları kovmanın en yaygın yolu kilise çanlarını çılgınlar gibi çalmaktı. Hatta çanların üzerine Latince "Fulgura Frango" (Yıldırımları Kırarım) yazılırdı. Ancak bu inanç büyük bir felaketi tetikliyordu, çünkü kilise kuleleri bölgedeki en yüksek noktalardı ve yağmurla sırılsıklam olan çan ipi mükemmel bir iletkene dönüşüyordu. Sadece Fransa'da 1753 ile 1786 yılları arasında, fırtınayı durdurmak için çan çalan 103 kilise görevlisi yıldırım kurbanı oldu. Bu ölümcül gelenek ancak Benjamin Franklin'in paratoneri icat etmesiyle son buldu.
57
Yıldırımın sadece bireyleri değil, bütün bir coğrafyanın kaderini nasıl değiştirdiğine en acı örnek İtalya'nın Brescia kentinde yaşandı. San Nazaro Kilisesi'nin burcuna düşen devasa bir şimşek, kilisenin mahzenine sızdı. Görünmeyen tehlike ise şuydu: Venedik Cumhuriyeti, ordunun neredeyse tüm barut stokunu (yaklaşık 90 ton barut) güvenlik gerekçesiyle bu kilisenin altında saklıyordu. Kıvılcımın barutu ateşlemesiyle meydana gelen patlama şehrin altıda birini haritadan sildi, binlerce binayı yıktı ve yaklaşık 3.000 insanın ölümüne yol açtı. Olay sonrası tüm Avrupa mühimmat depolarına paratoner takılmasını yasal zorunluluk haline getirdi.
67
Doğanın seçici ama acımasız yüzünü gösterdiği bir başka olay 1899 yılında Avusturya'nın dağlık bölgelerinde yaşandı. Açık arazide koyun otlatan bir çobana kısa aralıklarla tam üç kez yıldırım isabet etti. İlk ikisinde hafif yaralarla şansı yaver giden çoban, üçüncü çarpışmada adeta devasa bir elektrik akımının odağı haline gelerek hayatını kaybetti. Olay yerine gelen köylüler, çobanın cesedine yaklaşmanın bile güç olduğunu, havadaki yoğun statik elektriğin uzun süre dağılmadığını dehşetle rapor etmişti.
77
Yıldırım çarpması vakalarının tıp ve fizik dünyasını şoke eden fiziksel etkilerinden biri de kıyafetler üzerinde görülür. 20. yüzyılın başlarında ABD'de tarlada çalışırken şimşeğin hedefi olan bir çiftçi ağır yaralandı ama hayatta kalmayı başardı. Yıldırımdan yayılan o muazzam ısı enerjisi, adamın çizmelerini paramparça etmiş, gömleğini ise tek bir parça bile bırakmadan adeta anında buharlaştırmıştı. Hastaneye kaldırıldığında adamın üzerinde kıyafetten eser yoktu, sadece erimiş metal saat kordonunun bileğinde bıraktığı iz kalmıştı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.