Beşiktaş, Kadıköy, Üsküdar... İstanbul'un en kalabalık illeri meğer dev derelerin üzerine kurulmuş
113
Şehrin her gün binlerce kişi tarafından kullanılan caddeleri, kavşakları ve yerleşim bölgeleri, aslında geçmişte derelerin aktığı vadilerde şekillendi. Kentin büyümesiyle birlikte bazı dereler kapatıldı, bazıları beton kanallara alındı, bazılarının ise doğal yatağı tamamen değiştirildi. Özellikle 1950'li yıllardan sonra hız kazanan imar faaliyetleri, İstanbul’un su yollarının görünümünü köklü biçimde dönüştürdü. Peki kentin hangi bölgesinden hangi dere geçiyordu ve bugün hangi yolların altında bu eski su yataklarının izleri saklı?
213
BAYRAMPAŞA DERESİ: VATAN CADDESİ’NİN ALTINDAKİ UNUTULMUŞ SU YOLU
İstanbul’un kayıp dereleri anılırken ilk akla gelenlerden biri, tarihî kaynaklarda Likos adıyla da geçen Bayrampaşa Deresi. Tarihi Yarımada’nın batısından geçerek Haliç’e dökülen bu su yolu, kentin eski coğrafyasının en önemli unsurlarından biriydi.
Bugün Fatih’te Aksaray’dan Edirnekapı yönüne uzanan Vatan Caddesi (Adnan Menderes Bulvarı), geçmişte bu dere vadisinin bulunduğu güzergâhla ilişkilendiriliyor. 1950'lerdeki büyük çaplı imar çalışmaları sırasında dere yatağının üzeri kapatılarak bölge yeni bir ulaşım aksına dönüştürüldü. Vatan Caddesi’nin bugünkü geniş bulvar görünümü, kentin ulaşım ihtiyacını karşılamak için yapılan büyük ölçekli şehircilik müdahalelerinin sonucu olarak ortaya çıktı, ancak bu dönüşüm aynı zamanda eski doğal su yollarının kent yaşamından silinmesine de yol açtı.
313
IHLAMUR DERESİ: BEŞİKTAŞ VE FULYA’NIN GİZLİ GEÇMİŞİ
Beşiktaş’ın bugün yoğun yapılaşmasıyla dikkat çeken bölgelerinde de eski dere izleri bulunuyor. Bunlardan biri, Fulya ve Ihlamur çevresinden geçerek Boğaz’a ulaşan Ihlamur Deresi. Geçmişte dere çevresindeki vadiler ve yeşil alanlar, günümüzdeki yoğun yapılaşmadan çok farklı bir manzaraya sahipti. Artan nüfus, yol çalışmaları ve yeni yerleşim alanları zamanla su yolunun doğal görünümünü büyük ölçüde değiştirdi.
413
ORTABAHÇE VE IHLAMURDERE CADDELERİ: BETON ALTINDAKİ ESKİ DOKU
Beşiktaş’taki Ortabahçe ve Ihlamurdere caddeleri de geçmişte su yolu olarak kullanılan güzergâhlar arasında sayılıyor. 1950'lerden itibaren hızlanan imar hareketleri, bölgenin eski doğal dokusunu önemli ölçüde değiştirdi. Bir zamanlar dere ve yeşil alanlarla şekillenen çevre, zamanla yolların, konutların ve ticari yapıların yer aldığı yoğun bir kent merkezine dönüştü.
513
ORTAKÖY DERESİ: DEREBOYU CADDESİ ADINI NEREDEN ALIYOR?
Beşiktaş’ın Ortaköy semtinde de geçmişteki dere yatağı, bugünkü sokak dokusunun altında kaldı. Ortaköy Deresi, tarihsel olarak bölgenin doğal su sisteminin bir parçasıydı. Dereboyu Caddesi’nin adı, bu geçmişi hatırlatan en belirgin örneklerden biri. Zamanla yapılan yol düzenlemeleri ve yapılaşmayla birlikte dere yatağının büyük bölümü kapalı kanallara alındı.
613
AYAMAMA DERESİ: BASIN EKSPRES YOLU’NUN ALTINDAKİ 21 KİLOMETRELİK SU GÜZERGAHI
İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki en çarpıcı örneklerden biri Ayamama Deresi. Esenler çevresinden başlayıp İkitelli, Mahmutbey ve Güneşli yönünden ilerleyen dere, Yenibosna ve Çobançeşme üzerinden Ataköy’de Marmara Denizi’ne ulaşıyor. Ana yatağının uzunluğu yaklaşık 21 kilometre; yan kollarıyla birlikte havzadaki toplam su yolu uzunluğu ise bunun oldukça üzerinde.
Bugün bu havzanın içinden TEM Otoyolu, Basın Ekspres Yolu ve çeşitli bağlantı yolları geçiyor. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi, Güneşli, Yenibosna ve Çobançeşme çevresindeki yoğun yapılaşma da havzanın dönüşümünde etkili oldu. Dere bütünüyle kaybolmuş değil; bazı bölümleri açıkta akarken bazı kesimleri ıslah edilmiş kanallardan geçiyor.
9 Eylül 2009'daki büyük sel felaketi, Ayamama Deresi’ni İstanbul’un gündemine yeniden taşıdı. Şiddetli yağışın ardından dere çevresi ve bağlantı yolları sular altında kalmış, felakette çok sayıda can kaybı yaşanmış, araçlar zarar görmüş, ulaşım felç olmuştu. Olay; dere yataklarının daraltılması, çevresindeki yapılaşma ve yağmur suyu tahliyesi gibi konuları yeniden gündeme getirdi.
713
KURBAĞALIDERE: KADIKÖY’ÜN KUŞDİLİ ÇAYIRI’NDAN GERİYE KALANLAR
Anadolu Yakası’nda en çok değişime uğrayan dere güzergâhlarının başında Kurbağalıdere geliyor. Kadıköy’ün iç kesimlerinden geçerek Kalamış çevresinde Marmara Denizi’ne ulaşan dere, geçmişte çevresindeki çayırlar, sazlıklar ve sulak alanlarla birlikte geniş bir doğal alan oluşturuyordu. Hasanpaşa, Fikirtepe, Kızıltoprak ve özellikle Kuşdili Çayırı, derenin tarihsel çevresiyle ilişkilendirilen bölgeler arasında.
813
KAĞITHANE DERESİ: LALE DEVRİ’NİN MESİRE YERİNDEN BUGÜNÜN KENT VADİSİNE
Kuzeyden gelen suları Haliç’e taşıyan Kağıthane Deresi, tamamen kaybolmuş bir dere değil; ancak doğal görünümünün büyük bölümü kentleşme ve kanal düzenlemeleriyle değişti. Kağıthane Vadisi boyunca uzanan dere, Osmanlı döneminde özellikle mesire kültürüyle tanınıyordu. Lale Devri’nde Sadabad çevresindeki eğlence ve dinlenme alanları, derenin etrafında şekillenmişti.
Bugün Kağıthane’nin merkezinden geçen dere, yer yer betonarme kanallar içinde akıyor; çevresinde konutlar, iş merkezleri ve ulaşım bağlantıları bulunuyor. Böylece bir zamanlar yeşil alanlar ve mesirelerle anılan vadi, modern İstanbul’un en yoğun kentsel alanlarından birine dönüştü.
913
KASIMPAŞA DERESİ: HALİÇ’E ULAŞAN ESKİ SU YOLLARINDAN BİRİ
Haliç çevresindeki eski su yolları arasında Kasımpaşa Deresi de yer alıyor. Kasımpaşa ve çevresindeki vadi sistemi, zamanla yoğun yapılaşma ve ulaşım düzenlemeleriyle değişime uğradı. Bölgedeki eski dere kollarının bir kısmı kapalı altyapı sistemleriyle ilişkilendirilse de her sokağın eski dere yatağı üzerinde olduğunu söylemek mümkün değil; kesin güzergah için tarihi haritaların güncel planlarla karşılaştırılması gerekiyor.
1013
ÇIRPICI DERESİ: BAKIRKÖY VE ZEYTİNBURNU’NDAKİ SESSİZ DÖNÜŞÜM
İstanbul’un batısında Marmara Denizi’ne ulaşan su yollarından biri de Çırpıcı Deresi. Bakırköy ve Zeytinburnu çevresindeki kentleşme, dere havzasının doğal görünümünü kökten değiştirdi. Geçmişte tarım alanları ve seyrek yerleşimlerle çevrili olan bölgeler, zamanla konut, sanayi ve ulaşım akslarıyla genişledi. Bu örnek, doğal su yollarının yalnızca merkez ilçelerde değil, batıya doğru büyüyen yerleşim alanlarında da değiştiğini gösteriyor.
1113
HARAMİDERE: ESENYURT VE AVCILAR’IN HIZLI KENTLEŞMEDEN ETKİLENEN HAVZASI
Avrupa Yakası’nda Esenyurt ve Avcılar çevresinde etkili olan Haramidere, İstanbul’un hızlı kentleşmeden en çok etkilenen su yollarından biri. Son yıllarda havza çevresinde yoğun konut, sanayi ve ticaret alanları gelişti. Havzanın doğal yapısındaki bu değişim, yağmur suyu akışı ve taşkın yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Ancak Haramidere tümüyle ortadan kalkmış değil, bazı bölümleri düzenlenmiş ve yapılaşmayla çevrelenmiş bir su yolu olarak varlığını sürdürüyor.
1213
BÜLBÜLDERESİ VE ÇAVUŞDERE: ÜSKÜDAR’IN SUSKUN SU AĞI
Anadolu Yakası’nda Üsküdar çevresindeki eski su yolları da kentin dönüşüm hikâyesinin bir parçası. Bülbülderesi adı, bölgenin tarihsel coğrafyasında öne çıkan güzergâhlardan birini hatırlatıyor. Üsküdar’ın nüfus artışı, yol genişletmeleri ve yoğunlaşan yapılaşma, eski su yollarının doğal görünümünü büyük ölçüde değiştirdi.
Benzer biçimde Çavuşdere de bölgenin doğal drenaj sisteminin bir parçasıydı. Ancak günümüzde hangi cadde ve sokakların tam olarak bu derelerin üzerinden geçtiğini yalnızca isimden yola çıkarak belirlemek mümkün değil, kesin güzergahın ortaya konması için tarihi haritaların, ıslah projelerinin ve güncel altyapı verilerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.
1313
İSTANBUL’DA DERELER NEDEN KAPATILDI?
İstanbul’daki derelerin üzerinin kapatılması ve yataklarının değiştirilmesinde birden fazla etken rol oynadı. Özellikle 1950'lerden itibaren hızlanan kentleşme, artan nüfus, yol ihtiyacı ve genişleyen sanayi alanları, dere çevresindeki doğal alanların dönüşümünü hızlandırdı.
Dönemin şehircilik anlayışında derelerin kapalı kanallara alınması; kötü koku ve kirliliğin azaltılması, ulaşımın kolaylaştırılması ve yeni yapılaşma alanları yaratılması gibi hedeflerle gündeme geldi. Ancak bu müdahaleler, bazı bölgelerde doğal su yollarının tamamen görünmez hale gelmesine neden oldu. Bugün ise dere yataklarının korunması, yağmur suyu yönetimi ve taşkın risklerinin azaltılması, kent planlamasının en öncelikli başlıkları arasında yer alıyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.