Türkiye için demografik uyarı: Kırılma 2029'da başlayacak

Türkiye için demografik uyarı: Kırılma 2029'da başlayacak

Batı ekonomilerinde yaşlanan nüfus ve çalışma çağındaki nüfusun azalması ekonomik büyüme üzerinde baskı oluştururken, Türkiye'nin de benzer bir demografik dönüşümün içine girdiği belirtildi.

Avrupa Birliği nüfusunun 2029'da zirveye ulaşmasının ardından uzun süreli düşüş dönemine girmesi bekleniyor. Türkiye'de de doğurganlık oranındaki gerileme ve nüfusun yaşlanması, gelecek yıllarda çalışan nüfusun toplam nüfus içindeki payının azalması riskini beraberinde getiriyor.

Moody’s değerlendirmesine göre demografik sorun, nüfusun fiilen azalmaya başlamasından önce ekonomiler üzerinde etkisini göstermeye başlayacak.

G7 ülkelerinde bugün 65 yaş üzerindeki her bir kişiye karşılık yaklaşık üç çalışma çağındaki kişi bulunuyor. Bu oranın 2050'ye kadar yaklaşık iki çalışma çağındaki kişiye gerilemesi bekleniyor.

Çalışan nüfusun azalması üretim kapasitesini sınırlarken, yaşlı nüfusun artması emeklilik, sağlık ve bakım harcamalarının yükselmesine neden olacak. Böylece kamu bütçeleri üzerindeki baskının artması bekleniyor.

TÜKETİM DE BASKI ALTINA GİREBİLİR

Demografik dönüşümün yalnızca iş gücü piyasasını etkilemesi beklenmiyor. Hane ve tüketici sayısındaki azalma, ekonomide toplam talebin ve dolayısıyla büyümenin de zayıflamasına yol açabilir.

Moody’s Başkan Yardımcısı Olivier Chemla, yapay zeka ve verimlilik artışlarının yaşlanan iş gücünün oluşturduğu ekonomik baskıyı kısmen hafifletebileceğini ancak sorunu tamamen ortadan kaldırmayacağını belirtti.

Chemla, teknolojinin üretim tarafını destekleyebileceğine işaret ederken, tüketim tarafındaki açığın aynı şekilde kapatılamayacağını vurgulayarak, "Robotlar tüketmiyor, en azından henüz" değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE'DE DE AYNI EĞİLİM GÖRÜLÜYOR

Demografik yaşlanma yalnızca Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerle sınırlı değil. Moody’s, Türkiye'nin yanı sıra Brezilya ve Tayland gibi gelişmekte olan ülkelerde de benzer bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekiyor.

Türkiye açısından dikkat çeken noktalardan biri doğurganlık oranındaki uzun vadeli gerileme. OECD verilerine göre Türkiye, son 20 yılda doğurganlık hızındaki en belirgin düşüşlerin görüldüğü ülkeler arasında yer aldı.

Bu durum, Türkiye'nin henüz yüksek gelir seviyesine ulaşmadan nüfusun yaşlanmasıyla bağlantılı ekonomik ve mali maliyetlerle karşılaşması riskini artırıyor.

EKONOMİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Çalışma çağındaki nüfusun azalması, gelecekte ekonomik büyümenin yalnızca yeni iş gücü yaratılarak sürdürülmesini zorlaştırabilir. Emeklilik ve sağlık harcamalarındaki artış ise kamu bütçelerinde daha fazla kaynak ayrılmasını gerektirebilir.

OECD de doğurganlık oranlarındaki düşüşün yaşlı nüfusun çalışma çağındaki nüfusa oranını artıracağını ve bunun emeklilik ile sağlık sistemleri üzerinde ek yük oluşturacağını belirtiyor.

Kaynak:Haber Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.