Washington–Tahran hattında tansiyon yüksek: 'Siber kıyamet'ten nükleer yıkıma uzanan 5 kritik ihtimal

Washington–Tahran hattında tansiyon yüksek: 'Siber kıyamet'ten nükleer yıkıma uzanan 5 kritik ihtimal
 Editör

Washington ve Tahran arasındaki gerilim "Olası bir savaşın ertesi günü ne olur?" sorusunu masaya yatırdı. ABD'nin ilk füzesi ateşlendiğinde sadece İran’ın değil, küresel ekonomi ve Ortadoğu haritasının geri dönülmez bir kaosa sürüklenmesi bekleniyor.

ABD'nin devasa savaş filolarını Basra Körfezi'ne yığması, "Savaş kapıda mı?" sorusunu beraberinde getirdi. Son analizlere göre ABD'nin İran'a yönelik olası bir harekatı, Irak veya Afganistan işgallerine benzemeyecek. 47 yıllık direniş kültürüne sahip İran'a yönelik bir saldırının kontrol edilmesi imkansız bir zincirleme reaksiyonu tetiklemesi öngörülüyor.

'CERRAHİ MÜDAHALE' VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

Olası senaryolardaki bu ilk plana göre, ABD nükleer tesisleri, füze rampalarını ve Devrim Muhafızları komuta merkezlerini nokta atışı ile vurur. Sivil kayıplar minimumda tutulur. Ekonomik krizden bunalan İran halkı, zayıflayan rejime karşı ayaklanarak mollaları devirir ve ülke demokrasiye geçer. Ancak uzmanlar, dış müdahalenin İran toplumunda milli bir kenetlenme yaratacağını ve rejimin bu saldırıyı meşruiyetini tazelemek için kullanacağı ihtimaller arasında bulunuyor.

İRAN'IN 'KUZEY KORELEŞMESİ' VE NÜKLEER SPRINT

ABD saldırılarının yeraltındaki santrifüjleri ve nükleer bilgi birikimini tamamen yok edememesi durumunda, Tahran yönetimi "Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'ndan" (NPT) derhal çekilebilir. Rejim, konvansiyonel ordusunun yetersiz kaldığı noktada hayatta kalmanın tek garantisi olarak "nükleer caydırıcılığı" görecektir. Bu senaryoda İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini silah seviyesine (yüzde 90’ın üstü) çıkararak, kısa sürede nükleer başlığa sahip, dış dünyaya kapalı ve müzakere kabul etmeyen bir "Ortadoğu Kuzey Kore'si"ne dönüşebilir.

KRİTİK ALTYAPI ÇÖKÜŞÜ

İran, konvansiyonel ordusuyla ABD donanmasını yenemeyeceğini bildiği için savaşı dijital cepheye taşır. İranlı hacker grupları ve devlet destekli siber ordular, sadece askeri hedeflere değil ABD ve Avrupa'daki bankacılık sistemlerine, elektrik şebekelerine, su idaresi sistemlerine ve hava trafik kontrollerine saldırır. Batı dünyasında hayatı felç edecek bu "Siber Pearl Harbor", fiziksel bir mermi atılmadan milyarlarca dolarlık zarar ve toplumsal panik yaratabilir.

ENERJİ KIYAMETİ VE PETROLÜN 200 DOLARI GÖRMESİ

Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın, İran tarafından deniz mayınları, anti-gemi füzeleri veya kamikaze botlarla kapatılması, enerji tedarik zincirinde onarılamaz bir kırılma yaratabilir. Petrol fiyatlarının varil başına 200 dolar seviyelerini test etmesi; sadece Batı ekonomilerini değil, Çin, Hindistan ve Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri hiperenflasyon ve üretim duruşlarıyla baş başa bırakabilir. Sigorta şirketlerinin tankerleri poliçeleme riskini almaması, krizi diplomatik çözümden öte teknik bir imkansızlığa sürükleyebilir.

'UYUYAN HÜCRELER' VE VEKALET SAVAŞI

ABD'nin saldırması durumunda İran, Lübnan'daki Hizbullah'ı, Yemen'deki Husileri, Irak'taki Haşdi Şabi'yi ve Suriye'deki milisleri aynı anda aktive eder. İsrail kuzeyden binlerce füzenin hedefi olurken, ABD'nin Irak ve Suriye'deki üsleri ‘cehennemi’ yaşar. Daha da tehlikelisi, Avrupa ve ABD içinde yıllardır bekleyen uyuyan hücrelerin harekete geçerek terör eylemleriyle savaşı Batı'nın metropollerine taşıması olabilir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.