Türkiye'nin hava kalkanı test ediliyor: Balistik füzelere karşı ne kadar güvendeyiz?
İran’dan fırlatılan ve Türkiye’ye yönelen balistik füzenin NATO unsurlarınca düşürülmesi, Ankara’da güvenlik tartışmalarını alevlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan "caydırıcılık" vurgusu yaparken, muhalefet "Hava savunma sistemimiz yok" çıkışında bulundu.
4 Mart akşamı İran’dan fırlatılan bir balistik füzenin Hatay istikametinde ilerlerken Doğu Akdeniz’deki NATO savunma sistemleri tarafından imha edilmesi, Türkiye’nin hava savunma mimarisini mercek altına aldı. İran tarafı "Türkiye’nin egemenliğine saygı duyuyoruz" diyerek füze fırlatıldığı haberlerini yalanlasa da, sahadaki hareketlilik siyaseti böldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiindeki yerli atılımlara dikkat çekerek "İşi şansa bırakmıyoruz" derken; CHP lideri Özgür Özel, son 14 yıldır orduya yeni savaş uçağı kazandırılamadığını ve ülkenin NATO şemsiyesine bağımlı kaldığını savundu.
Türkiye, Soğuk Savaş dönemindeki "sadece saldırı" odaklı doktrinini değiştirerek, son yıllarda "Çelik Kubbe" adını verdiği entegre bir hava savunma ağı kurmaya odaklandı. Bu sistem; alçak, orta ve yüksek irtifa tehditlerini birbirine bağlı bir yazılım mimarisiyle imha etmeyi hedefliyor.
Korkut ve Hisar Serisi: Alçak ve orta irtifada (İHA ve seyir füzelerine karşı) operasyonel başarı sağlasa da, balistik füzeleri durduracak olan "Siper" sistemi henüz tüm Türkiye sathına yayılmış değil.
Siper’in Durumu: 100 km+ menzilli Siper sisteminin tam kapasiteyle devreye girmesi için 2028 yılı hedefleniyor. Bu da mevcut balistik füze tehditlerine karşı Türkiye'nin hala NATO'nun Kürecik radarı ve ittifakın savunma sistemlerine olan ihtiyacını sürdürdüğünü gösteriyor.
S-400 KRİZİ VE STRATEJİK BOŞLUK
Hava savunma tartışmalarının en düğümlü noktası, Rusya’dan alınan ancak aktive edilmeyen S-400 sistemi. NATO ağından bağımsız çalışan bu sistem, ittifakın erken uyarı radarlarıyla entegre olamadığı için balistik füze tespitinde "kör nokta" riskiyle karşı karşıya. S-400 alımı nedeniyle F-35 programından çıkarılan Türkiye, beşinci nesil savaş uçağı ihtiyacını karşılamak için milli uçak KAAN’ı bekliyor. Ancak uzmanlar, KAAN’ın 2028-2030’dan önce tam operasyonel olamayacağını, bu süreçte F-16 Block 70 modernizasyonunun kritik bir "geçiş köprüsü" olduğunu vurguluyor.
Hava savunmasının diğer ayağında ise Türkiye, insansız sistemlerde dünya liginde yer alıyor. Bayraktar TB3, Akıncı, Kızılelma ve Anka-3 gibi platformlar, Türkiye'ye havadan saldırı ve ISR (İstihbarat, Gözetleme, Keşif) alanında büyük üstünlük sağlıyor. Ancak İran-İsrail savaşında görüldüğü gibi, yüzlerce dronla yapılan "satürasyon saldırıları" (yoğun sürü saldırısı), sadece uçaklarla değil, radar ve elektronik harp sistemlerinin mükemmel uyumuyla durdurulabiliyor. Türkiye’nin bu alandaki yerli yazılım ve komuta-kontrol kapasitesi, bölgesel bir savaşın en önemli savunma dayanağı olarak görülüyor.
Kaynak:Dış Haberler Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.