İran ve İsrail nasıl düşman oldu? Dostluktan savaşa giden kanlı süreç

İran ve İsrail nasıl düşman oldu? Dostluktan savaşa giden kanlı süreç

28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail operasyonlarıyla Orta Doğu'da topyekün bir savaşın eşiğine gelindi. Peki, 1979 yılına kadar bölgenin iki yakın müttefiki olan İran ve İsrail nasıl can düşmanı haline geldi?

İran ve İsrail ilişkileri her zaman düşmanca değildi. 1948’de kurulan İsrail Devleti’ni, Mısır’dan sonra tanıyan ikinci İslam ülkesi Şah Muhammed Rıza Pehlevi yönetimindeki İran’dı. O dönemde İran, Orta Doğu’da ABD’nin en büyük müttefikiydi ve İsrail ile askeri, istihbari ve ekonomik alanlarda derin bir iş birliği yürütüyordu. İsrail'in kurucu lideri David Ben-Gurion, Arap ülkelerinin kuşatmasını yarmak için "Çevre Stratejisi" kapsamında İran’ın dostluğunu kazanmaya büyük önem vermişti.

Ayetullah Ruhullah Humeyni önderliğinde gerçekleşen 1979 İslam Devrimi, tüm dengeleri değiştirdi. Yeni rejim, İsrail’i "Küçük Şeytan" (ABD ise Büyük Şeytan) olarak tanımladı. Tahran’daki İsrail Büyükelçiliği kapatılarak binası Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) devredildi. İran, Filistin davasını bir "pan-İslamcı" güç olma stratejisinin merkezine koydu ve İsrail pasaportlarını tanımayı durdurdu.

"DİRENİŞ EKSENİ" VE ÖRTÜLÜ SAVAŞIN DOĞUŞU

İran, doğrudan savaş yerine bölgedeki vekil güçler üzerinden bir "Direniş Ekseni" inşa etti. Lübnan’da Hizbullah, Gazze’de Hamas ve Yemen’de Husiler üzerinden İsrail’i çevreleyen bu ağ, onlarca yıl süren bir "gölge savaşı" başlattı.

  • 1992: Buenos Aires'teki İsrail Büyükelçiliği bombalandı.
  • Siber Savaş ve Suikastlar: İsrail, İran'ın nükleer programını durdurmak için Muhsin Fahrizade gibi kilit bilim insanlarına yönelik suikastlar düzenledi.

2025: "12 GÜN SAVAŞI" VE DOĞRUDAN ÇATIŞMA

Yıllardır süren "örtülü savaş", 13 Haziran 2025 tarihinde yerini açık bir askeri hesaplaşmaya bıraktı. "12 Gün Savaşı" olarak adlandırılan bu dönemde İsrail, Tahran’da İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve DMO Komutanı Hüseyin Selami’yi etkisiz hale getirdi. Bu saldırılar, iki ülke arasındaki "doğrudan çatışmama" kuralını tamamen yıktı ve 28 Şubat 2026’daki büyük harekata zemin hazırladı.

Bugün tanıklık ettiğimiz kriz, 28 Şubat’ta ABD Başkanı Trump ve İsrail yönetiminin düğmeye basmasıyla başladı. "Epik Öfke" ve "Aslan Kükremesi" operasyonları kapsamında Hamaney ve üst düzey kadronun tasfiyesi, 1979'da gerilen zincirin son halkası oldu. 4 Mart itibarıyla İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve İsrail’in Lübnan’a kara harekatı ilanı, bölgenin 50 yıllık rekabetinin "topyekün savaş" aşamasına geçtiğini kanıtlıyor.

Kaynak:Dış Haberler Merkezi

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.