İran savaşı büyüyor: Körfez ülkeleri füzeli saldırılara askeri yanıt verecek mi?
ABD ve İsrail’in İran operasyonu sonrası Tahran’ın misilleme füzeleri Bahreyn, Katar ve Kuveyt’teki Amerikan üslerini vurdu. Suudi Arabistan’da Aramco tesisleri İHA hedefi olurken, Körfez ülkeleri "iki ateş arasında" kaldı.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) uzmanı Hasan Alhasan’a göre, İran'ın bölgedeki stratejisi radikal bir kırılma yaşadı. Tahran, sadece Amerikan askeri varlıklarını değil; Körfez ülkelerindeki lüks otelleri, limanları, havalimanlarını ve kritik enerji altyapısını hedef alarak "yeni bir eşiği" aştı. Bahreyn’deki ABD donanma üssü ve Kuveyt’teki El Selim hava üssüne düşen füzeler, diplomatik çözüm umutlarını gölgelerken; Suudi Arabistan'ın petrol devi Aramco'ya düzenlenen İHA saldırısı küresel piyasalarda şok etkisi yarattı.
Son birkaç yıldır İran ile ilişkileri normalleştirmeye çalışan Suudi Arabistan ve BAE’nin "yumuşama" politikası, Epic Fury operasyonuyla birlikte çöktü. Operasyon öncesinde topraklarındaki üslerin İran'a karşı kullandırılmayacağını taahhüt eden Körfez liderleri, bu güvencelerine rağmen İran füzelerinin hedefi olmaktan kurtulamadı. Şu an bölge ülkeleri büyük bir ikilemde: Bir yandan parçası olmak istemedikleri bir savaşın içine çekiliyorlar, diğer yandan güvenlikleri için İsrail ve ABD ile gayriresmi bir askeri ittifaka doğru sürükleniyorlar.
KÖRFEZ ORDULARI SAHAYA İNER Mİ?
Güvenlik uzmanı Andreas Krieg, Körfez ordularının doğrudan bir saldırı operasyonuna katılma ihtimalini düşük görse de "meşru müdafaa" seçeneğinin masada olduğunu belirtiyor. Bölgenin en güçlü ordusuna sahip olan Suudi Arabistan ve BAE, genişleyen bir savaşın aktif parçası olmak yerine; Hava ve füze savunma sistemlerini en üst düzeye çıkarmak, ABD’ye lojistik ve hava sahası erişimini genişletmek, iç güvenlik ve istikrar planlarını devreye sokmak gibi stratejilere odaklanmış durumda. Ancak kitlesel can kayıpları yaşanması durumunda, Körfez başkentlerinin İran’a yönelik sınırlı ve nokta atışı misillemeler başlatabileceği değerlendiriliyor.
Körfez ülkeleri için bu savaşın bedeli sadece askeri değil, aynı zamanda varoluşsal bir ekonomik risk taşıyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin turizm, teknoloji ve yatırım merkezi olma hedefleri (Vizyon 2030 gibi), düşen her füze ile darbe alıyor. Yatırımcı güveninin sarsılması ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar, petrolden bağımsız bir gelecek kurmaya çalışan Arap monarşilerini derin bir endişeye sevk ediyor. Bu nedenle Umman ve Katar, Washington ile Tahran arasında hala bir "çıkış yolu" bulabilmek için gizli iletişim kanallarını zorlamaya devam ediyor.
Kaynak:Dış Haberler Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.