Epstein Adası’nda yeni iddialar: Gizli geçit ve yer altı yapıları mercek altında
Little Saint James Adası’nda ortaya çıkan yeni mimari detaylar ve gizli yapı iddiaları, Jeffrey Epstein dosyasındaki soru işaretlerini yeniden artırdı. Yetkililerin açıklamalarına rağmen, adaya ilişkin bulgular tartışmanın kapanmasına izin vermiyor.
Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin soru işaretleri sürerken, Little Saint James Adası’na dair ortaya çıkan yeni görüntüler ve mimari bulgular tartışmayı yeniden alevlendirdi. Kamuoyunda “Epstein Adası” olarak bilinen ada, skandalın en dikkat çekici mekanı olmayı sürdürüyor.
Sızdırılan fotoğraflar ve saha incelemelerine dayanan bulgulara göre, adanın kayalık bölümlerinden birinde, denize doğrudan açıldığı öne sürülen gizli bir kapı tespit edildi. Uzmanlar, doğal görünümlü bu alanın insan eliyle şekillendirildiğine dikkat çekiyor. İlk bakışta fark edilmesi zor olan boşluğun, uzun süredir dile getirilen “denize açılan gizli geçit” iddialarını güçlendirdiği belirtiliyor.
Uluslararası basında yer alan görüntülerde, adadaki ana yapılardan birinin zemininde ağır ve kilitli bir kapak bulunuyor. Araştırmacılar, bu yapının sıradan bir mimari unsurdan öteye geçtiğini, ada genelindeki elektrik ve altyapı sistemleriyle birlikte değerlendirildiğinde farklı amaçlara hizmet etmiş olabileceğini ifade ediyor.

Adada geçmişte görev yapmış bazı çalışanlar ise ana konutlar ile “tapınak” olarak anılan yapı arasında yer altı tünelleri bulunduğunu öne sürüyor. Bu alanlara girişin kesin biçimde yasaklandığı, sadece sınırlı kişilerin erişimine açık olduğu iddialar arasında. Söz konusu bölümlerde dışarıdan kilitlenen kapılar, biyometrik güvenlik sistemleri ve yük asansörleri bulunduğu da dile getiriliyor.
Resmi kayıtlarda bu alanların “depo” olarak tanımlanması, mevcut mimari ve teknik donanımla örtüşmediği gerekçesiyle şüpheleri artırıyor. Sosyal medyada ve araştırmacı çevrelerde en çok tartışılan ihtimal ise bu geçitlerin delil karartma amacıyla kullanılmış olabileceği yönünde. Adanın çevresindeki deniz yaşamı ve doğal bariyerler de, Little Saint James’in yüksek düzeyde izole edilmiş bir alan olarak tasarlandığı yorumlarına neden oluyor.

Yetkililer bugüne kadar doğrulanmış bir cinayet bulgusuna ulaşılamadığını vurgularken, Epstein’ın 2019 yılında cezaevinde ölü bulunmasının ardından açıklanan dava dosyalarında çok sayıda tanınmış ismin adının geçmesi kamuoyundaki tartışmayı canlı tutuyor. FBI, olayın intihar olduğunu ve doğrulanmış bir “müşteri listesi”ne ulaşılamadığını açıklasa da, adadaki mimari detaylar ve yeni bulgular soru işaretlerinin dağılmasına engel oluyor.
Soruşturma sürecinde görev almış bir federal yetkilinin ifadesiyle, “Bazı sırlar yalnızca belgelerde değil, mekanların kendisinde saklıdır.” Little Saint James Adası’na ilişkin bu son bulgular da Epstein dosyasının hâlâ tüm yönleriyle aydınlatılamadığını ortaya koyuyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.