ABD sokaklarında ICE terörü: Yetkileri nerede başlıyor, nerede bitiyor?

ABD sokaklarında ICE terörü: Yetkileri nerede başlıyor, nerede bitiyor?

ABD'de Trump yönetiminin yetkilerini olağanüstü artırdığı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE), sokaklarda "avcı" gibi dolaşırken, "Polisin silah kullanma yetkisi sınırsız mı?" sorusu başkent Washington'ı sarsıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'a ikinci kez dönüşüyle birlikte seçim vaatlerinin en keskin ucu olan "toplu sınır dışı" operasyonları, Amerikan sokaklarını benzeri görülmemiş bir kaosun içine sürükledi. Özellikle Minneapolis'te sadece iki hafta içinde iki kişinin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) ajanları tarafından öldürülmesi, bardağı taşıran son damla oldu ve geniş çaplı protestoların fitilini ateşledi. 11 Eylül saldırılarının ardından 2002 yılında ulusal güvenliği sağlamak amacıyla kurulan ve İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlanan ICE, bugün kuruluş amacının çok ötesinde, mahalle aralarına kadar giren ve sivil hayatı doğrudan etkileyen bir güç odağına dönüşmüş durumda. Trump yönetiminin bütçesini ve misyonunu devasa boyutlara taşıdığı kurum, artık sadece sınırlarda değil; Los Angeles, Chicago ve Minneapolis gibi metropollerin kalbinde, yüzlerce federal ajanla baskınlar düzenliyor.

ICE'nin sahadaki yetkileri ise yerel polis departmanlarından çok daha karmaşık ve tartışmalı bir zeminde duruyor. Kurum görevlileri, ülkede yasadışı bulunduğundan şüphelendikleri herkesi durdurma, sorgulama ve gözaltına alma yetkisine sahip. Kağıt üzerinde ABD vatandaşlarını tutuklama yetkileri bulunmasa da, sahadaki pratik çok farklı işliyor. ProPublica verilerine göre, Trump'ın başkanlığının ilk aylarında 170'ten fazla ABD vatandaşı, federal ajanlar tarafından kendi iradeleri dışında alıkonuldu. Maskeli operasyon yapmaları nedeniyle "kimliği belirsiz paramiliter güç" eleştirilerine maruz kalan ICE ajanları, kendilerine veya başkalarına yönelik "yakın bir tehdit" hissettikleri anda ölümcül güç kullanma yetkisine sahipler. Yüksek Mahkeme'nin genellikle polislerin anlık kararlarını destekleyen tavrı ve "makul inanç" gibi ucu açık yasal tanımlar, Minneapolis'teki gibi ölümcül olayların önünü açıyor.

Toplumun sinir uçlarına dokunan bu agresif politikaların bilançosu ise oldukça ağır. Trump yönetimi, 20 Ocak - 10 Aralık 2025 tarihleri arasında 605 bin kişinin resmen sınır dışı edildiğini, 1,9 milyon kişinin ise korku iklimi nedeniyle "gönüllü" olarak ülkeyi terk ettiğini açıkladı. Halihazırda 65 bin kişinin ICE gözetimindeki tesislerde tutulduğu ülkede, gözaltına alınanların akıbetini öğrenmek günler sürebiliyor.

Kamuoyu ise bu sert yöntemler konusunda ikiye bölünmüş durumda. Pew Araştırma Merkezi'nin verilerine göre halkın yarısı sınır dışı işlemlerini gerekli görse de, yetişkinlerin yüzde 53'ü Trump yönetiminin insan haklarını ihlal ederek "gereğinden fazlasını yaptığı" görüşünde birleşiyor. Minneapolis sokaklarındaki öfke, bu toplumsal kutuplaşmanın sadece bir başlangıcı gibi görünüyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.